MAHKEMESİ :FİKRÎ VE SINAÎ HAKLAR HUKUK MAHKEMESİ
Taraflar arasında görülen davada ... 4.Fikrî ve Sınaî Haklar Hukuk Mahkemesi’nce bozmaya uyularak verilen 08/05/2012 tarih ve 2010/183-2012/114 sayılı kararın Yargıtayca incelenmesi taraf vekilleri tarafından istenmiş ve temyiz dilekçesinin süresi içinde verildiği anlaşılmış olmakla, dava dosyası için Tetkik Hakimi ... tarafından düzenlenen rapor dinlendikten ve yine dosya içerisindeki dilekçe, layihalar, duruşma tutanakları ve tüm belgeler okunup, incelendikten sonra işin gereği görüşülüp, düşünüldü:
Davacı vekili, müvekkili şirket ile ... Entertaintment şirketi arasında 21.05.2003 tarihinde lisans anlaşması yapıldığını, bu anlaşma ile, 0-6 yaş arası çocukların zihinsel gelişimi ve yaratıcılıklarına katkıda bulunmak için müzik eşliğinde VCD formatında hazırlanan ‘...’ (...) adlı eserin çoğaltma ve yayma haklarının müvekkiline devredildiğini, 2003/433 sayı ile Kültür Bakanlığından kayıt ve tescil belgesi alındığını, davalıların ise müvekkilinin eserini taklit ederek ve iltibasa yol açacak şekilde ‘...’ adlı VCD’leri piyasaya sürdüklerini, davalının, müvekkilinin eserinin büyük bir kısmını aynen taklit ettiğini, geri kalan kısmında ise izinsiz eklemeler, çıkarmalar yaparak ve asıl eseri tahrif ederek taklit ve kopya eser meydana getirdiğini, bu eseri kendisi yaratmış gibi kayıt ve tescil ettirdiğini, müvekkilinin mali ve manevi haklarını ihlal ettiğini, haksız rekabette bulunduğunu ileri sürerek, davalıların haksız olarak piyasaya arz ettikleri ürünlerin üretim ve pazarlamasının durdurulmasını,tecavüzün men’ini, satışa sunulan ürünlerin imhası suretiyle tecavüzün ref’ini, davalıların piyasaya arz ettiği ürünlerin, müvekkili şirketin mali ve manevi haklarını ihlal ettiğinin, tecavüz ettiğinin tespitini, 10.000 YTL maddi tazminatın davalılardan tahsilini, verilecek kararın en yüksek tirajlı iki gazeteden birinde ilanını talep ve dava etmiştir. Davacı vekili ayrıca 23.05.2005 tarihli dilekçesi ile de maddi tazminat taleplerinin FSEK’nun 70/2 ve 70/3. maddelerine dayandığını belirtmiştir.
Davalılar-k. davacılar vekili, davacının dayandığı lisans sözleşmesinin münhasır olmayan lisans sözleşmesi olduğunu, dava açma yetkisi bulunmadığını, ayrıca davacıya lisans veren Amerikan şirketinin aslında bu lisansı vermeye yetkili olmadığını, bu eserin asıl sahibinin The ....şirketi olduğunu, bu şirketin ne ... şirketine ne de Türkiye’deki başka bir şirkete lisans ve yetki vermediğini, dolayısıyla davacının bu ürünleri kopyacılık yaparak piyasaya sürdüğünü, bunlar üzerinde hak sahibi olmadığını, bu ndenle aldığı eser işletme belgesinin de iptalinin gerektiğini, Brainy baby markasının ise ...’de bulunan başka bir şirkete ait olduğunu, öte yandan müvekkili ... Yapım şirketinin ... ve ... adlı VCD eserler için Kültür Bakanlığı’ndan iki ayrı eser işletme belgesi aldığını, bu eserlerin, senaryoları üzerinde uzun süre çalışıldığını, kullanılan çocukların ebeveynleriyle sözleşmeler yapıldığını, bu eserlerin uzmanların çalışmaları sonucunda oluşturulduğunu, orijinal bir eser meydana getirdiklerini, davacının eseri ile aynı olmayıp, müvekkilinin eserinin farklı olduğunu, davacının eser hırsızlığı yaptığını, buna ilave olarak sahte lisans sözleşmesi ile kılıf yaratmaya çalıştığını” savunarak ve iddia ederek, davanın reddini, davacının lisans sözleşmesinin ve eser işletme belgelerinin iptalini talep ve dava etmiştir.
Mahkemece, davacı tarafından hazırlanan ... filmi ile davalı tarafından hazırlanan ... filmi arasında işlenen konular yününden benzerlik olmakla birlikte , her iki yapımcı şirketin de hazırladıkları filmlerde işlenen temaların, bütün dünyada okul öncesi çocuklar için temel eğitim konuları, kavramlar ve teknikleri içerdiği, televizyon programcılığı anlatım tekniği ve program formatı açısından bu filmler arasında bir benzerliğin bulunmadığı" görüşü açıklanmış, 13/04/2012 havale tarihli bilirkişi raporunda ise sonuç olarak, "dahi bebek isimli eserin oluşturulmasında ... isimli eserden esinlenmenin çok ötesinde, taklit ve fikir ve konsept olarak intihal olduğu" görüşü ifade edilmiştir. Her ne kadar karşı dava yönünden yapılan değerlendirmede, raporlar arasında kısmi çelişki izlenimi doğmakta ise de, ikinci raporda da belirtildiği gibi her iki tarafa ait ... ve ... adlı filmlerin benzerliklerinin konsept, fikir düzeyinde kaldığı, telif hukukunda korumanın düşünce ya da konsept değil, düşüncenin açıklama biçimi olduğu, kaldı ki bir an için karşı davada iptali istenen eser işletme belgelerine konu filmin izinsiz işleme niteliğinde olduğu, kabul edilse bile, bu halde dahi işleyen sıfatıyla eser işletme belgesi alınabileceği, lisans sözleşmesinin taraf olmayan kimsenin bu sözleşmenin iptalini talep edemeyeceği dolayısıyla karşı dava yönünden de, hukuki yararının bulunmadığı, kanaatine varılmış ve karşı davanın da reddine karar verilmiştir.
Kararı taraf vekilleri temyiz etmiştir.
1- Dosyadaki yazılara mahkemece uyulan bozma kararı gereğince hüküm verilmiş olmasına göre, asıl davada davacı vekilinin tüm temyiz itirazlarının reddi ile asıl davada usul ve yasaya uygun bulunan hükmün onanmasına,
2- Dosyadaki yazılara, mahkemece uyulan bozma kararı gereğince hüküm verilmiş olmasına ve delillerin takdirinde bir isabetsizlik bulunmamasına ve karşı davada karşı davacı ... A.Ş'nin dava dışı ... şirketi ile karşı davalı arasındaki lisans sözleşmesine taraf olmaması ve eser işletme belgesinin iptaline yönelik istemin de idari nitelikte bir işlem niteliğinde bulunmasına göre, karşı davacı vekilinin aşağıdaki bendin kapsamı dışında kalan karşı davaya yönelik temyiz itirazlarının reddi gerekmiştir.
3- Dairemiz bozmasından sonra alınan ilk bilirkişi raporunda karşı davalı ... A.Ş tarafından VCD formatında piyasaya sunulan ''...'' adlı eser ile karşı davacı ... A.Ş tarafından piyasaya sunulan ''...'' adlı eserin birbirlerinden farklı oldukları, ikinci bilirkişi raporunda ise ''...'' adlı eserin ''...'' adlı esere intihal derecesinde benzer olduğu mütaala edilmiştir.
Mahkemece, ikinci raporda açıklanan benzerliğin fikir/konsept düzeyinde kaldığından dikkate alınamayacağı, eser işletme belgesine konu eserin izinsiz işleme niteliğinde olsa bile işleyen sıfatıyla alınabileceği gerekçesi ile karşı davanın da hukuki yarar yokluğundan reddine karar verilmiştir. Ancak, mahkemece Dairemiz bozmasına uyulmasından sonra alınan her iki raporda da bilirkişi heyetlerince incelenen senaryo, sinema tekniği ve sanatı özellikleri gözetilerek yapıldığı açıklandığından, ikinci raporun sadece fikir ve konsept düzeyinde kaldığı, dolayısıyla da raporlar arasında sonuç itibariyle bir çelişki bulunmadığından söz edilemez. Mahkemece karşı davada çözümü gereken asıl uyuşmazlık,
karşı davalı tarafça piyasaya sürülen ''...'' adlı sinema filminin, karşı davalının piyasaya sunduğu ''...'' adlı sinema eserinden farklı ve bağımsız/orijinal bir sinema eseri niteliğinde olup olmadığının ve bu hususta taraflar arasındaki muarazanın men'ine ilişkindir.
Karşı davacı açmış olduğu davasında kendisi tarafından VCD formatında piyasaya sunulan “...” adlı çocuk eğitim filminin orijinali “...” olan ve dava dışı bir başka şirketin mali haklarına sahip olduğu sinema eserinden farklı bir eser vasfında bulunduğunu, aynı şekilde karşı davalının da esasen hakkı olmadığı halde söz konusu “...” adlı orijinal sinema eserinin kopyasını “...” olarak piyasaya sunarak asıl dava yoluyla aralarında muarazanın çıkartıldığını iddia etmiştir.
Asıl davada davacı ... A.Ş'nin “...” adlı sinema eserinin mali haklarını yargılama esnasında devraldığı ancak asıl davanın açılma tarihi itibariyle dava açma ehliyeti bulunmadığından davanın reddine karar verildiği dosya kapsamı ve Dairemiz bozma ilamı ile sabittir. Her dava açıldığı tarihteki olaylar ve hukuki durum dikkate alınarak çözümlenir. Bu nedenle, mahkemece yeni bir bilirkişi heyetinden karşı davacı tarafından piyasaya sunulan ''...''adlı sinema filminin karşı davalının dayandığı ''...''adlı sinema eserinden bağımsız ve orijinal bir eser olup olmadığı hususunda önceki raporlar arasındaki çelişkiyi de gideren yeni bir rapor alınarak taraflar arasındaki muarazanın çözümü gerekirken yazılı gerekçe ile davanın reddi doğru görülmemiş, karşı davaya ilişkin kararın açıklanan gerekçe itibariyle karşı davacı yararına bozulması gerekmiştir.
4- Bozma sebep ve şekline göre, karşı davada davalı ... A.Ş vekilinin, yargılama giderlerine dair tavzih isteminin reddine ilişkin karara yönelik temyiz itirazlarının bu aşamada incelenmesine gerek görülmemiştir.
SONUÇ: Yukarıda (1) nolu bentte açıklanan nedenlerle, asıl davada davacı ... A.Ş vekilinin tüm temyiz isteminin reddi ile asıl davada usul ve yasaya uygun bulunan mahkeme kararının ONANMASINA, (2) nolu bentte açıklanan nedenlerle karşı davacıların karşı davaya yönelik sair temyiz itirazlarının REDDİNE, (3) nolu bentte açıklanan nedenlerle karşı davaya ilişkin mahkeme hükmünün temyiz eden karşı davacılar yararına BOZULMASINA, (4) nolu bentte açıklanan nedenle karşı davada davalı vekilinin tavzih isteminin reddine ilişkin karara yönelik temyiz itirazlarının bu aşamada incelenmesine yer olmadığına, ödedikleri temyiz peşin harcın istekleri halinde temyiz edenlere iadesine, 07.07.2014 tarihinde oybirliğiyle karar verildi.
Full & Egal Universal Law Academy