MAHKEMESİ:TİCARET MAHKEMESİ
Taraflar arasında görülen davada ... 5. Asliye Ticaret Mahkemesi’nce verilen 18.06.2012 tarih ve 2008/466-2012/135 sayılı kararın Yargıtayca incelenmesi davacı vekili tarafından istenmiş ve temyiz dilekçesinin süresi içinde verildiği anlaşılmış olmakla, dava dosyası için Tetkik Hakimi ... tarafından düzenlenen rapor dinlendikten ve yine dosya içerisindeki dilekçe, layihalar, duruşma tutanakları ve tüm belgeler okunup, incelendikten sonra işin gereği görüşülüp, düşünüldü:
Davacı vekili, müvekkili ile davalı arasında sağlık sigortası poliçesi düzenlendiğini, davalının 05.11.2005 tarihinde geçirdiği ameliyat sonucu oluşan tedavi giderlerinin ödendiğini, belgelerinin gelmesi ile yapılan inceleme sonucu davalıda sigorta poliçesi düzenlenmeden önce hastalığının bulunduğunun tespit edildiğini, davalının başvuru sırasında alınan sağlık başvuru formundaki rahatsızlıklar ile ilgili beyanda bulunmadığını, ödenen tedavi giderlerinin tahsili için yapılan icra takibine haksız itiraz ettiğini ileri sürerek, davalının itirazının iptalini ve %40 inkar tazminatının davalıdan tahsilini talep ve dava etmiştir.
Davalı vekili, davanın reddini savunmuştur.
Mahkemece iddia, savunma ve tüm kanıtlara göre, sigorta poliçesi düzenlenirken sigortalının, sigorta yapılmadan önceki rahatsızlıkları, gördüğü tedavi ve aldığı ilaçları sigortacı davacıya bildirmediği, davalının beyan yükümlülüğüne aykırı olarak hastalıklarını gizlediği, bu nedenle ödemenin teminat dışında kaldığı, borç likit ve belirlenebilir olduğundan %40 icra inkar tazminatının davalıdan alınması gerektiği gerekçesiyle, itirazın iptaline, ancak borç likit ve belirlenebilir olmadığından davacının istediği %40 icra inkar tazminatı isteme koşulları doğmadığından talebin reddine karar verilmiştir.
Kararı, davacı vekili temyiz etmiştir.
Dava, sağlık sigorta poliçesi nedeniyle ödenen tedavi giderlerin tahsiline yönelik yapılan takibe itirazın iptali istemine ilişkindir. Mahkemece yapılan yargılama sonucunda davalının itirazının iptaline karar verilmiştir. Ancak icra inkar tazminatına yönelik olarak mahkeme gerekçesinde “borç likit ve belirlenebilir olduğundan %40 icra inkar tazminatının davalıdan alınması gerektiği” belirtilmesine rağmen hüküm fıkrasında “borç likit olmadığından belirlenebilir olmadığından, davacının istediği %40 icra inkar tazminatı isteme koşulları doğmadığından bu talebin reddine” şeklinde karar verilmesi, bu şekilde gerekçe ile hüküm fıkrası arasında çelişki yaratılması doğru görülmemiş, kararın bozulması gerekmiştir.
SONUÇ:Yukarıda açıklanan nedenle davacı vekilinin temyiz itirazının kabulü ile kararın davacı yararına BOZULMASINA, ödediği temyiz peşin harcın isteği halinde temyiz edene iadesine, 18.06.2013 tarihinde oybirliğiyle karar verildi.