MAHKEMESİ :ASLİYE HUKUK MAHKEMESİ
Taraflar arasında görülen davada ... Asliye Hukuk Mahkemesi’nce bozmaya uyularak verilen 06.06.2012 tarih ve 2010/483-2012/223 sayılı kararın Yargıtayca incelenmesi davalı vekilleri tarafından ayrı ayrı istenmiş ve temyiz dilekçesinin süresi içinde verildiği anlaşılmış olmakla, dava dosyası için Tetkik Hakimi ... tarafından düzenlenen rapor dinlendikten ve yine dosya içerisindeki dilekçe, layihalar, duruşma tutanakları ve tüm belgeler okunup, incelendikten sonra işin gereği görüşülüp, düşünüldü:
Davacı vekili, müvekkilinin davalı ...’ne devrolunan ...’nin ... Şubesi nezdinde bulunan mevduat hesabındaki paranın davalı bankanın çalışanı olan diğer davalı ... tarafından sahte imza ile çekildiğini, yasaya aykırı işlemi öğrenen davacının gönderdiği ihtarnameye yanıt vermeyen davalı bankanın davacı zararını da tazmin etmediğini ileri sürerek, şimdilik 25.000.000.000 TL’nin en yüksek banka kredi faiziyle birlikte davalılardan müştereken ve müteselsilen tahsilini talep ve dava etmiştir.
Davalı ... vekili, müvekkili aleyhinde herhangi bir ceza mahkemesi kararı olmadan sahtecilik ile suçlanmasının mümkün olmadığını, müvekkili hakkında aynı olay nedeniyle diğer davalı banka tarafından açılan davada 10.000.000.000 TL civarında talep edilmiş olup, işbu davada istenenin fahiş olduğunu savunarak, davanın reddini istemiştir.
Diğer davalı vekili, müvekkili banka çalışanı ...’nun usulsüz işlemlerinin tespit edilmesi üzerine belirlenen zararın müvekkili banka uhdesinde tutulduğunu, istenen bedelin fahiş olduğunu belirterek, davanın reddini istemiştir.
Mahkemece, davacıya ait davalı banka nezdindeki yatırım hesabında bulunan 2000 lot ... hisse senedinin 30.05.2000 tarihinde satılarak mevduat hesabına aktarıldığı, 01.06.2000 tarihinde de mevduat hesabındaki 10.544,00 TL'nin çekildiği, davalı banka çalışanı ... tarafından davacının imzası taklit olunarak para çekildiği hususunda taraflar arasında bir uyuşmazlık bulunmadığı, davacı tarafın hesabından usulsüz işlemlerle para çekildiğini öğrenmesi üzerine bu zararın miktarının tespiti amacıyla hesabına ait para giriş ve çıkış işlemlerine ait evrakların örneklerinin kendi tarafına gönderilmesi amacıyla iki kez davalı bankaya ihtarname keşide ettiği, bu ihtarnamelere istinaden hesaba ait işlemlerin ilgili belgelerinin gönderilmediği, zararının da karşılanmadığı, yaptırılan bilirkişi incelemesinde hesabındaki para hareketlerinin kendisinin direktifi, iradesi ve bilgisi dışında davalılardan ...’ya ait 5 nolu gişeden yapıldığı, davacının uğradığı zarar ile ...’nun yapmış olduğu işlemler arasında illiyet bağı bulunduğu, davalı ... tarafından yapılan işlemlerle ilgili olarak davacının bir talimat yada icazeti bulunmadığı, davacının banka nezdindeki yatırım hesabında 2000 lot ... hisse senedi bulunmakta olup, davalı banka arasındaki akdi ilişki dikkate alınarak davacı tarafından gönderilen ihtarname ile davalı bankanın temerrüde düştüğü tarihteki hisse senetlerinin TL karşılığında temerrüt tarihinden itibaren 3095 sayılı yasada yazılı oranda temerrüt faizi istenmesinin mümkün olduğu, davacının yatırım hesabındaki hisse senetlerinin ...'den gelen yazı cevabına göre 28.10.2000 tarihinden itibaren ... ulusal pazarındaki işleminin kapatıldığı, ...'nin ...'de en son olarak 27/10/2010 tarihinde işlem görmüş olup, bu tarihte ağırlıklı ortalama fiyatın 3.849,00 TL olduğu, buna göre de davacının yatırım hesabındaki hisse senetlerinin 27.10.2000 tarihindeki değerinin 7.698,00 TL olarak hesaplandığı, bankanın temerrüde düştüğü tarih olan 23/10/2001 tarihinden dava tarihine kadar değişen reeskont faiz oranları dikkate alınarak 4.478,74 TL temerrüt faizinin hesaplandığı, asıl alacağa dava tarihinden tahsil tarihine kadar değişen oranlarda yasal faiz uygulanmasının gerekeceği gerekçesiyle, Davanın kısmen kabulü ile; 7.698,00 TL ana para, 4.478,74 TL temerrüt faizi olmak üzere toplam 12.126,74 TL asıl alacağa dava tarihinden tahsil tarihine değişen oranlarda yasal faiz işletilerek davalılardan müştereken ve müteselsilen tahsiline, fazlaya ilişkin talebin reddine karar verilmiştir.
Kararı davalı vekilleri ayrı ayrı temyiz etmiştir.
Dosyadaki yazılara, mahkemece uyulan bozma kararı gereğince hüküm verilmiş olmasına ve delillerin takdirinde bir isabetsizlik bulunmamasına göre, davalı vekillerinin bütün temyiz itirazları yerinde değildir.
SONUÇ: Yukarıda açıklanan nedenlerden dolayı, davalı vekilerinin bütün temyiz itirazlarının reddiyle usul ve kanuna uygun bulunan hükmün ONANMASINA, davalı ... harçtan muaf olduğundan harç alınmasına mahal olmadığına, aşağıda yazılı bakiye 540,20 TL temyiz ilam harcının temyiz eden ...'dan alınmasına, 06.09.2013 tarihinde oybirliğiyle karar verildi.
Full & Egal Universal Law Academy