Taraflar arasında görülen davad verilen 02/05/2012 tarih ve 2003/349-2012/195 sayılı kararın Yargıtayca incelenmesi davalı vekili tarafından istenmiş ve duruşma için belirlenen 21.03.2014 günü hazır bulunan davacı vekili Av. ... ile davalı vekili Av. ... dinlenildikten sonra duruşmalı işlerin yoğunluğu ve süre darlığından ötürü işin incelenerek karara bağlanması ileriye bırakıldı. Tetkik Hakimi ... tarafından düzenlenen rapor dinlenildikten ve yine dosya içerisindeki dilekçe, layihalar, duruşma tutanakları ve tüm belgeler okunup incelendikten sonra işin gereği görüşülüp, düşünüldü:
Davacı vekili, müvekkilinin davalı şirketin acentesine 28.3.2003 tarihli başvuru formu ile banka birikim sigortası yaptırmak için müracaatta bulunduğunu ve bir yıllık sigorta prim bedeli olan 15.000 EURO’yu ödediğini, ancak davalının 9.4.2003 tarihli ihtarnamesi ile ilk priminin ulaşmadığı ve müracaatın risk kabul politikasına uymadığından bahisle başvuruyu reddederek ödenen primin ilgili acenteden geri alınmasını ihbar ettiğini, bu bildirim üzerine acentenin bulunduğu adrese gidildiğinde acentenin adreste olmadığının görüldüğünü, bu konuda davalıya yapılan başvuruların sonuçsuz kaldığını, ödenen prim bedellerinin tahsili amacıyla yapılan takibe davalının bahse konu primi alanın acente olup, acentenin kendilerini dolandırdığı ve hatta müvekkilinin dahi bu dolandırıcılığa dahil olabileceğini iddia edip prim iadesi ile acentenin yükümlü olduğunu belirtilerek itiraz ettiğini ileri sürerek, itirazın iptali ile icra inkar tazminatının tahsilini talep ve dava etmiştir.
Davalı vekili, dava dışı acente ile yapılan acentelik sözleşmesinin 4. maddesine göre acentenin, poliçenin şirket merkezi tarafından tanzim edilip gönderilmesinden önce prim tahsil ederek makbuz kesme yetkisi olmadığını, bu hususun ürünün tanıtımının yapıldığı açıklama kitabında yer aldığı gibi başvuru formunda da başvurunun şirket tarafından kabul edilip poliçeleştirilmesi halinde başvuru formunun makbuz niteliği taşıyacağının açıkça yazılı olduğunu, davacı için poliçe tanzim edilip kendisine teslim edilmediğini, davacı ile dava dışı acente yöneticileri ve üçüncü kişiler hakkında inceleme başlatıldığını, acente ile yapılan sözleşmenin feshedildiğini ve olaya ilişkin olarak yapılan suç duyurusu üzerine soruşturma başlatıldığını savunarak, davanın reddini istemiştir.
Mahkemece, iddia, savunma, bilirkişi raporu ve dosya kapsamına göre, davacının sigorta acentesine birikim sigortası yaptırmak için başvuruda bulunduğu, davacı ve acente tarafından formun imzalandığı, 15.000 EURO prim bedeli tahsil edildiği, ceza mahkemesi dosyasının zamanaşımı nedeniyle ortadan kaldırıldığı, davacının acenteye ödediği primden davalı ... şirketinin sorumlu olduğu, davalı ile acente arasındaki iç ilişkinin davacıyı bağlamayacağı gerekçesiyle, davanın kabulüne, itirazın iptaline, icra inkar tazminatının tahsiline karar verilmiştir. .../...
-2-
Kararı, davalı vekili temyiz etmiştir.
Dava dosyası içerisindeki bilgi ve belgelere, mahkeme kararının gerekçesinde dayanılan delillerin tartışılıp, değerlendirilmesinde usul ve yasaya aykırı bir yön bulunmamasına göre, davalı vekilinin tüm temyiz itirazları yerinde değildir.
SONUÇ: Yukarıda açıklanan nedenlerden dolayı, davalı vekilinin bütün temyiz itirazlarının reddiyle usul ve kanuna uygun bulunan hükmün ONANMASINA, takdir olunan 1.100,00 TL duruşma vekalet ücretinin davalıdan alınarak davacıya verilmesine, aşağıda yazılı bakiye 1.396,15 TL temyiz ilam harcının temyiz edenden alınmasına, 21.03.2014 tarihinde oybirliğiyle karar verildi.
Full & Egal Universal Law Academy