Taraflar arasında görülen davada verilen 27/03/2012 tarih ve 2011/110-2012/173 sayılı kararın duruşmalı olarak incelenmesi davalılar vekili tarafından istenmiş olup, duruşma için belirlenen 14/03/2014 günü hazır bulunan davacılar vekili ile davalılar vekili dinlenildikten sonra duruşmalı işlerin yoğunluğu ve süre darlığından ötürü işin incelenerek karara bağlanması ileriye bırakıldı. Tetkik Hakimi ... tarafından düzenlenen rapor dinlenildikten ve yine dosya içerisindeki dilekçe, layihalar, duruşma tutanakları ve tüm belgeler okunup incelendikten sonra işin gereği görüşülüp, düşünüldü:
Davacılar vekili, müvekkilinin istediği an geri alabileceği ve yüksek kâr verileceği vaadi ile davalılara 15.000 DM yatırdığını, davalıların binlerce kişiden bu şekilde para topladıklarını, müvekkilinin talebine rağmen parasının iade edilmediğini, davalıların, halka arz yönünde izinleri olmadığı halde faaliyetlerini ükümlerine aykırı olarak hisse senedi satışı gibi gösterdiklerini, gerçekte bu paranın ortak yapma amacıyla toplanmadığını, aktarılarak Jetpa Holding yararına kullanıldığını, müvekkilinin dolandırılmış olduğunu, söz konusu paranın iadesinin gerektiğini, yönetim kurulu başkanı olana davalı 6762 Sayılı TTK'nın 336. maddesi uyarınca ayrıca zarardan sorumlu olduğunu ileri sürerek, taralar arasında kurulan ilişkinin hükümsüzlüğünü, 15.000 DM(7.669,38) karşılığı 16.109,53 TL'nin yasal faiziyle birlikte davalılardan tahsilini talep ve dava etmiştir.
Davalılar vekili, husumet itirazında bulunmuş, davanın reddini istemiştir.
Mahkemece, iddia, savunma, bilirkişi raporu ve dosya kapsamına göre, davalı şirket ile dav adışı şirketler arasında organik bağ bulunduğu, tüzel kişiliğin aralanması prensibine göre davalılardan talepte bulunulabileceği gerekçesiyle, davanın kabulüne, 15.000 DM karşılığı 16.109,53 TL'nin dava tarihinden itibaren avans faiziyle davalılardan tahsiline karar verilmiştir.
Kararı, davalılar vekili temyiz etmiştir.
Dava dosyası içerisindeki bilgi ve belgelere, mahkeme kararının gerekçesinde dayanılan delillerin tartışılıp, değerlendirilmesinde usul ve yasaya aykırı bir yön bulunmamasına, taraflar arasında çekişmesiz olduğu üzere yurt dışında çalışan davacıdan ibarelerinin büyük puntolarla " ibarelerinin küçük harflerle yazıldığı "Ortaklık Sözleşmesi" başlıklı belge karşılığında para tahsil edilmiş olduğunun, dosya içeriğinden yurt dışında kurulu bu firmanın otomotiv, inşaat, tekstil, turizm, medya, ilaç ve hizmet sektörlerinde faaliyet gösteren yabancı bir holdingin ortağı
.../...
-2-
bulunduğunun (ki bahsi geçen davalı ... olduğu da çekişmesizdir.), yatırılan tutarın yabancı holdingdeki ortaklıktan kaynaklanan yükümlülüğe karşı kullanılacağının, yatırımcının kâr ve zarara ortak olacağının, sessiz ortağın fesh-i ihbar müddetine riayet etmek suretiyle akdi feshedebileceğinin, payına düşen meblağın yabancı holdingden isteneceğinin ve taraflarına ulaştığında davacı ortağa ödeneceğinin anlaşılmasına, yine çekişmesiz olduğu üzere yurt dışında kurulu şirketin tek ortağı ve yöneticisinin davalılardan olmasına, dava tarihi itibariyle anılan şirketin herhangi bir malvarlığı ve ödeme gücünün mevcut bulunmamasına, davalı tarafın kabulünde olduğu ve ortaklık sözleşmesinde yazılı bulunduğu üzere toplanan paraların da gönderilmiş olduğunun tespit edilmesine, davadaki zamanaşımı def'inin ileri sürülmesinin dürüstlük kuralına aykırı bulunup bulunmadığının değerlendirilmesinde bu olguların dikkate alınmasının gerekmesine, ayrıca (HUMK'nın 235 ve HMK'nın 187/2'inci maddesi uyarınca herkesçe bilinmesi nedeniyle çekişmesiz olan) davalılardan diğer davalı ... vasıtasıyla çok büyük yatırımlar yapacağı yönünde reklamlar yapması ve yatırımcılarına önemli ölçüde kâr vereceği taahhüdünde bulunmasına, davacı tarafın da davada bu nedenle yurt dışındaki şirkete para verdiği iddiasında olmasına, davalı tarafın davada bir yandan davacının organik bağ içinde olduğu ve davalı ...'ün yöneticisi ve tek ortağı bulunduğu şirketin ortağı olduğunu ve hakkın o şirkete karşı kullanılması gerektiğini savunurken, diğer yandan; imzaladığı sözleşmeyle belirlenen sürede bir hak ileri sürmesinin mümkün bulunmadığına inandırılıp, güven telkin edilen ve yurt dışında yatırdığı parasını alamayacağının anlaşılması üzerine işbu davayı açtığı ileri sürülen davacıya karşı paranın yatırılış tarihine göre zamanaşımı süresinin dolduğunu belirterek zamanaşımı def'inin ileri sürülmesinin dürüstlük kuralı ile bağdaşır bir tutum olmadığının kabulünün gerekmesine göre, davalılar vekilinin tüm temyiz itirazlarının reddi gerekmiştir.
SONUÇ:Yukarıda açıklanan nedenlerle davalılar vekilinin tüm temyiz itirazlarının reddi ile usul ve yasaya uygun bulunan hükmün ONANMASINA, takdir olunan 1.100 TL duruşma vekalet ücretinin davalıdan alınarak davacıya verilmesine, aşağıda yazılı bakiye 881,40 TL temyiz ilam harcının temyiz edenden alınmasına, 14/03/2014 tarihinde oybirliğiyle karar verildi.
Full & Egal Universal Law Academy