MAHKEMESİ:ASLİYE HUKUK MAHKEMESİ
Taraflar arasında görülen davada ... Asliye Hukuk Mahkemesi’nce verilen 14.02.2012 tarih ve 2011/258-2012/17 sayılı kararın Yargıtayca incelenmesi davacı vekili tarafından istenmiş ve temyiz dilekçesinin süresi içinde verildiği anlaşılmış olmakla, dava dosyası için Tetkik Hakimi ... tarafından düzenlenen rapor dinlendikten ve yine dosya içerisindeki dilekçe, layihalar, duruşma tutanakları ve tüm belgeler okunup, incelendikten sonra işin gereği görüşülüp, düşünüldü:
Davacı vekili, müvekkilinin davalı banka şubesinden 24.08.2007 tarihinde 75.000 TL tüketici kredisi çekip aylık 3.008 TL olarak 36 eşit taksitte ödeme şartı ile sözleşme imzaladığını, müvekkilinin 30.03.2009 tarihine kadar ödemelerini düzenli yaptığını, işlerinin bozulması sebebiyle taksitlerini ödeyemez hale gelmesi üzerine borçlarını yeniden yapılandırdığını, müvekkili için düzenlenen ödeme planlarında kanuna aykırı olarak faize faiz yürütüldüğünü, yapılan ödemelerin temerrüt tarihindeki ana paradan düşülmediğini, meydana gelen ekonomik kriz nedeniyle kredi sözleşmesinin kurulduğu sıradaki dengenin müvekkili aleyhine bozulduğunu ve yaşanan ekonomik krizle birlikte işlem temelinin çöktüğünü ileri sürerek, davalı bankadan çekilen kredi borcunun tespiti ile borcun değişen ekonomik koşullara uyarlanmasını talep ve dava etmiştir.
Davalı vekili, davacının dava tarihi itibariyle müvekkili bankaya ticari kredi niteliğindeki küçük işletme kredisi borcu bulunduğunu ve bu nedenle tüketicinin korunması hakkındaki yasa kapsamında bulunmadığını, davacının ticari kredi borcunun kendi isteği ile birkaç kez yapılandırıldığını ve borçlunun her seferinde yapılandırma protokollerine uymayarak banka alacağının tahsilini geciktirdiğini savunarak, davanın reddini istemiştir.
Mahkemece, iddia, savunma ve dosya kapsamına göre, davacı yanın davalı bankadan kullandığı krediyi kendisinden kaynaklanan ekonomik güçlükler nedeniyle ödeme güçlüğüne düşmesi nedeniyle ödeyemediği, bunun üzerine davalı banka ile yeni bir kredi sözleşmesi yaparak vadeyi ve taksit miktarını düşürerek borcu geniş zaman dilimine yayarak ödemeye çalıştığı fakat yine ödeyememesi nedeniyle yeni sözleşmelerin yapıldığı, davacının borcunun bu şekilde artmasının daha çok kendi kusurundan kaynaklandığı, uyarlama şartlarının oluşmadığı gerekçesiyle, davanın reddine karar verilmiştir.
Kararı, davacı vekili temyiz etmiştir.
1- Dava dosyası içerisindeki bilgi ve belgelere, mahkeme kararının gerekçesinde dayanılan delillerin tartışılıp, değerlendirilmesinde usul ve yasaya aykırı bir yön bulunmamasına göre, davacı vekilinin tüm temyiz itirazları yerinde değildir.
2- Mahkemece, davanın reddedilmiş olmasına ve Tüketici Yasası'ndan kaynaklanan bir dava bulunmamasına göre, harç tarifesi uyarınca maktu red harcı alınması gerekirken harç alınmasına yer olmadığına hükmedilmesi doğru değildir. Ancak bu hususun düzeltilmesi yeniden yargılama yapılmasını gerektirmediğinden, kararın düzeltilerek onanmasına karar vermek gerekmiştir.
SONUÇ: Yukarıda (1) numaralı bentte açıklanan nedenlerle davacı vekilinin temyiz isteminin reddine, (2) nolu bentte açıklanan nedenlerle kararın hüküm fıkrasının 2 numaralı bendinin karardan tamamen çıkarılarak yerine “Alınması gereken 21,15 TL maktu karar harcının davacıdan tahsiline” cümlesinin eklenmesine, kararın bu şekilde DÜZELTİLEREK ONANMASINA, ödediği temyiz peşin harcın isteği halinde temyiz edene iadesine, 01.04.2013 tarihinde oybirliğiyle karar verildi.