MAHKEMESİ :SULH HUKUK MAHKEMESİ
Hasımsız olarak görülen davada ... 8. Sulh Hukuk Mahkemesi’nce verilen 11/09/2012 tarih ve 2012/925-2012/1006 sayılı kararın Yargıtayca incelenmesi talep eden vekili tarafından istenmiş ve temyiz dilekçesinin süresi içinde verildiği anlaşılmış olmakla, dava dosyası için düzenlenen rapor dinlendikten ve yine dosya içerisindeki dilekçe, layihalar, duruşma tutanakları ve tüm belgeler okunup, incelendikten sonra işin gereği görüşülüp, düşünüldü:
Talep eden vekili, müvekkilinin lehdarı olduğu, keşidecisi ... Ticaret, Bank Asya Gıda Çarşısı Şubesi'ne ait, her biri 4.700 TL bedelli ... adet çeki zayi ettiklerini ileri sürerek çeklerin iptaline karar verilmesini talep etmiştir.
Muhatap banka, dava konusu olan B-5570471 seri nolu çekin ....01.2012 tarihinde ibraz eden kişiye ödendiğini, B-5570472 seri nolu çekin ....01.2012 tarihinde ve B-5570473 seri nolu çekin 31.01.2012 tarihinde takas sistemi ile bankaya ibraz edildiğini, çeklerin tedbir nedeniyle ödeme yasaklı çek muamelesine tabi tutulduğunu bildirmiştir.
Mahkemece, çeklerin kimin elinde bulunduğunun belli olduğu, kaybolduğundan söz edilemeyeceği, talep konusu çeklerin muhatap bankaya ibraz edildiği gerekçesiyle talebin reddine karar verilmiştir.
Karar, talep eden vekilince temyiz edilmiştir.
Dava, hasımsız çek iptali istemine ilişkindir.
1- Bilindiği üzere, dava tarihinden önce, 01...2011 tarihinde yürürlüğe giren HMK’nun 383. maddesinde çekişmesiz yargı işleri ile ilgili olarak “aksine bir düzenleme bulunmadığı sürece” sulh hukuk mahkemesinin görevli olacağı öngörülmüştür. Bu bağlamda konuya yaklaşıldığında, ...’nın 563 vd. maddelerinde düzenlenen kıymetli evrakın zayi nedeniyle iptaline ilişkin davalarının gerek 1086 sayılı Kanun’un yürürlükte kaldığı süreçteki yargısal uygulama ve gerekse de 6100 sayılı HMK’nun 383/...-e/6 maddesi uyarınca ticaret hukukuna dahil çekişmesiz yargı işi niteliğinde olduğu açıktır. Bu nedenle, ilk bakışta, bu nitelikteki davaların da sulh hukuk mahkemesinde görülmesi gerektiği ileri sürülebilecektir. Ancak bu nitelikteki davalar ve/veya HMK’da tercih edilmiş tanımıyla işlerin, aynı zamanda 6102 sayılı ...’nın 6335 sayılı Kanun ile değişik 4. ve 5. maddeleri uyarınca ticari dava ve/veya iş niteliğinde bulunduğu da kuşkusuzdur. ...’nın 4 ve 5. maddesinin özel nitelikte birer usul hükmü niteliğinde bulundukları düşünüldüğünde, bu davalar ve esasen ticaret hukukuna dahil ve mahkemece görülecek olan çekişmesiz yargı işlerinin tümü bakımından görevli mahkemenin tayininde, HMK’nun 383. maddesinde belirtilen hükmün aksine ve özel bir düzenlemenin var olduğu; bu durumda 6102 sayılı ...’nın 5. maddesi uyarınca bu
nitelikteki çekişmesiz yargı işleri bakımından görevli mahkemenin asliye ticaret mahkemesi olduğu açıktır. Görev, davanın her aşamasında re’sen nazara alınacak dava şartı mahiyetindedir. Tüm bu nedenlerle, mahkemece görevsizlik kararı verilmesi gerekirken, davanın esasına girilerek hüküm tesisi doğru olmamış, yerel mahkeme kararının bu nedenle bozulması gerekmiştir.
...- Bozma neden ve biçimine göre talepte bulunan vekilinin temyiz itirazlarının bu aşamada incelenmesine gerek görülmemiştir.
SONUÇ: Yukarda (1) nolu bentte açıklanan nedenlerle, yerel mahkeme kararının BOZULMASINA, (...) nolu bentte açıklanan nedenlerle talepte bulunan vekilinin temyiz itirazlarının bu aşamada incelenmesine yer olmadığına, ödediği temyiz peşin harcın isteği halinde temyiz edene iadesine, ....04.2013 tarihinde oybirliğiyle karar verildi.
Full & Egal Universal Law Academy