Taraflar arasında görülen davada 24/04/2012 tarih ve 2008/171-2012/45 sayılı kararın duruşmalı olarak incelenmesi davalı vekili tarafından istenmiş olup, duruşma için belirlenen 11/03/2014 günü başkaca gelen olmadığı yoklama ile anlaşılıp hazır bulunan davalı vekili inlenildikten sonra duruşmalı işlerin yoğunluğu ve süre darlığından ötürü işin incelenerek karara bağlanması ileriye bırakıldı. Tetkik Hakimi ... tarafından düzenlenen rapor dinlenildikten ve yine dosya içerisindeki dilekçe, layihalar, duruşma tutanakları ve tüm belgeler okunup incelendikten sonra işin gereği görüşülüp, düşünüldü:
Davacı vekili, müvekkilinin davalı bankada bulunan hesabından internet şifresi girilerek tanımadığı kişilerin hesaplarına havaleler yapılmak suretiyle 25.863 YTL aktarıldığını, davalı bankanın gerekli güvenlik önlemlerini almaması nedeniyle oluşan zarardan sorumlu olduğunu, davalı ise müvekkiline ait cep telefonu sim kartının sahte kimlik ibraz eden kişilerin talebi üzerine kopyalanarak değiştirilmesinden dolayı oluşan zarardan sorumlu olduğunu ileri sürerek, 25.863 YTL’nin yasal faizi ile birlikte davalılardan tahsilini talep ve dava etmiştir.
Davalı banka vekili, davanın reddini istemiştir.
Mahkemece, iddia, savunma, bilirkişi raporu ve tüm dosya kapsamına göre, davalı akkındaki davanın tefrik edildiği, özel izinle ve imtiyazlı olarak kurulan bankaların BK’nın 99/2 maddesi gereğince hafif kusurlarından dahi sorumlu olacağı, davacının hesaplarına erişim için kullandığı şifre ve kişisel bilgilerin davalı bankanın kurduğu internet bankacılığı yoluyla 3. kişilerin eline geçtiği, davacının kişisel bilgilerini ve parolasını koruyamadığı iddiasının davalı bankaca kanıtlanamadığı, davalı bankanın % 100 kusurlu olduğu gerekçesiyle davanın kabulüne, 25.863,00 TL'nin avans faizi ile birlikte davalıdan tahsiline karar verilmiştir.
Kararı, davalı banka vekili temyiz etmiştir.
1- Dava dosyası içerisindeki bilgi ve belgelere, mahkeme kararının gerekçesinde dayanılan delillerin tartışılıp, değerlendirilmesinde usul ve yasaya aykırı bir yön bulunmamasına göre, davalı vekilinin aşağıdaki bendin kapsamı dışında kalan ve yerinde görülmeyen diğer temyiz itirazlarının reddine karar vermek gerekmiştir.
.../...
-2-
2- Ancak dava, bankacılık işleminden kaynaklanan alacak istemine ilişkindir. Dava dilekçesinde dava konusu meblağın yasal faizi ile birlikte tahsili talep edilmiş olup davacı taraf avans faizi talep edebilecekken tercihini yasal faizden yana kullandığı için avans faizi talep etme hakkı tükenmiştir. Davacı, her ne kadar son celse iddiasını genişletmiş ve avans faizi talep etmiş ise de dava dilekçesi ile yasal faiz talep etmekle zımni feragat gerçekleştiğinden dava dilekçesindeki talep gibi yasal faize hükmetmek gerekirken, avans faizine hükmedilmesi doğru görülmemişse de bu yanlışlığın giderilmesi yeniden yargılamayı gerektirmediğinden, 438/7. maddesi uyarınca, davalı vekilinin temyiz itirazlarının kabulü ile kararın düzeltilerek onanmasına karar vermek gerekmiştir.
SONUÇ : Yukarıda (1) numaralı bentte açıklanan nedenlerle davalı vekilinin sair temyiz itirazlarının REDDİNE, (2) numaralı bentte açıklanan nedenlerle davalı vekilinin temyiz itirazlarının kabulü ile hüküm fıkrasının 1. bendinde yer alan “...avans faiziyle…” ibaresinin çıkarılarak, yerine “…yasal faiziyle...” ibaresinin yazılmak suretiyle kararın DÜZELTİLEREK ONANMASINA, takdir olunan 1.100 TL duruşma vekalet ücretinin davacıdan alınarak davalıya verilmesine, ödediği temyiz peşin harcın isteği halinde temyiz edene iadesine, 14.03.2014 tarihinde oybirliğiyle karar verildi.
Full & Egal Universal Law Academy