MAHKEMESİ :SULH HUKUK MAHKEMESİ
Taraflar arasında görülen davada ... 1. Sulh Hukuk Mahkemesi’nce verilen 29/11/2011 tarih ve 2011/591-2011/1057 sayılı kararın Yargıtayca incelenmesi davacı vekili tarafından istenmiş ve temyiz dilekçesinin süresi içinde verildiği anlaşılmış olmakla, dava dosyası için Tetkik Hakimi ... tarafından düzenlenen rapor dinlendikten ve yine dosya içerisindeki dilekçe, layihalar, duruşma tutanakları ve tüm belgeler okunup, incelendikten sonra işin gereği görüşülüp, düşünüldü:
Davacı vekili, davalı ile dava dışı Balkan Basın Dağıtım Ajans Hiz. Oto.... Tic. Ltd. Şti'nin gayrinakdi çek kredisi sözleşmesine istinaden davacı bankaya borçlu olduklarını, davalının sözleşmeye ismini yazmak ve imzalamak suretiyle asaleten ve kefaleten borçlandığını, ayrıca aynı sözleşmeyi Balkan Basın Dağıtım Ajans Hiz. Oto....Tic. Ltd. Şti adına da imzaladığını, bu sözleşmeye istinaden teslim edilen çek karnesinde mevcut çeklerin ibrazlarında karşılıksız kalmaları nedeniyle davacı bankanın sorumlu olduğu miktarı çek hamillerine ödemek zorunda kaldığını, bu nedenlerle davalı ile dava dışı şirket hakkında 2044,80 TL üzerinden icra takibi başlatıldığını, ancak davalının itirazı nedeni ile kendi açısından takibin durdurulduğunu iddia ederek fazlaya ilişkin hakları saklı kalmak kaydı ile 2044,80 TL'nin faiziyle birlikte davalıdan tahsilini talep ve dava etmiştir.
Davalı kredi sözleşmesine kefil sıfatı ile herhangi bir imza atmadığını, kendisinin o tarihte şirketin temsilcisi ve müdürü olduğunu, 24/02/2010 tarihinde şirketteki temsil hakkını devretmesi nedeniyle sorumluluğunun kalmadığını, resmi devir evrak ve belgelerini TC. ... Bankası A.Ş'ye elden teslim ettiğini savunarak davanın reddini istemiştir.
Mahkemece iddia, savunma ve tüm dosya kapsamına göre; ilgili kredi sözleşmesi metni incelendiğinde; ilk ve son sayfasında kredi müşterisi olarak dava dışı şirketin ismi yazılı olup, son sayfada kefil/kefiller sütununda davalının ismi veya imzası bulunmadığı, kredi borçlusu kısmında, şirketin ismi yanında davalının ismi ve imzasının bulunduğu ancak buradaki ismin sonradan yazıldığı, kalem baskısı ve mürekkebinin farklı olduğunun çıplak gözle bakıldığında anlaşıldığı, davalının bu imzayı şirketi temsile yetkili kişi olarak attığı, kefil olma iradesi ile imza atacak olsaydı kefil bölümüne imza atacağı bu durumda davalının, kredi sözleşmesinde asıl borçlu veya kefil olarak sıfat ve imzasının bulunmadığı, bu sözleşmeden şahsi olarak sorumlu tutulamayacağı, ortak olarak ise hissesinin 24.02.2010 tarihinde devrettiği, böylelikle borçlu/kefil sıfatı bulunmadığı gerekçesiyle pasif husumet yokluğu nedeniyle davanın reddine karar verilmiştir.
Karar davacı vekili tarafından temyiz edilmiştir.
Dava dosyası içerisindeki bilgi ve belgelere, mahkeme kararının gerekçesinde dayanılan delillerin tartışılıp, değerlendirilmesinde usul ve yasaya aykırı bir yön bulunmamasına ve işbu dava alacak davası olarak açılarak sonuçlandırılmış olup, bu nedenle mahkemece gerekçeli kararın ilk sayfasında itirazın iptali olarak nitelendirilmesi doğru değilse de bu hususun mahallinde düzeltilmesinin her zaman mümkün bulunmasına ve sonuca etkili olmamasına göre, davacı vekilinin tüm temyiz itirazları yerinde değildir.
SONUÇ: Yukarıda açıklanan nedenlerle davacı vekilinin temyiz itirazlarının reddi ile hükmün ONANMASINA, davacı taraf harçtan muaf olduğundan dolayı, harç alınmasına mahal olmadığına, 13.05.2013 tarihinde oybirliğiyle karar verildi.
Full & Egal Universal Law Academy