MAHKEMESİ :FİKRİ VE SINAÎ HAKLAR HUKUK MAHKEMESİ
Taraflar arasında görülen davada ... Fikri ve Sınaî Haklar Hukuk Mahkemesi’nce verilen 21/09/2010 gün ve 2008/201-2010/226 sayılı kararı onayan Daire’nin 29/05/2012 gün ve 2011/301-2012/9214 sayılı kararı aleyhinde davalı şirket vekili tarafından karar düzeltilmesi isteğinde bulunulmuş ve karar düzeltme dilekçesinin süresi içinde verildiği anlaşılmış olmakla, dosya için düzenlenen rapor dinlenildikten ve yine dosya içerisindeki dilekçe, layihalar, duruşma tutanakları ve tüm belgeler okunup, incelendikten sonra gereği görüşülüp düşünüldü:
Davacı vekili, müvekkilinin “...” ibareli çok sayıda tescilli markasının bulunduğunu, davalı şirketin de aynı ibareyi marka olarak tescil ettirmek için diğer davalı kuruma müracaat ettiğini, söz konusu müracaatın ilanı üzerine müvekkili tarafından yapılan itirazın, davalı kurumca nihai olarak reddedildiğini, ancak bu kararın hukuka uygun olmadığını, zira müvekkiline ait markalar ile başvuru konusu ibare arasında ayırt edilemeyecek derecede benzerlik ve iltibas tehlikesinin bulunduğunu, ayrıca müvekkiline ait markaların özellikle finans sektöründe tanınmış marka olmaları nedeniyle davalı şirket başvurusunun farklı sınıflarda dahi tescil edilemeyeceğini ileri sürerek, davalı TPE YİDK'nun 2008-M-2557 sayılı kararının iptaline, tescil edilmiş olması halinde davalı şirket markasının sicilden terkinine karar verilmesini talep ve dava etmiştir.
Davalı TPE vekili, davanın reddini istemiştir.
Diğer davalı vekili, müvekkilinin “...” ibaresini 1. ve 5. sınıflarda marka olarak tescil ettirmek için TPE'ye müracaat ettiğini, davacının markasının ise farklı sınıflara ilişkin olduğunu, ayrıca markalar arasında da ayırt ediciliği sağlayacak derecede şekil farklılıklarının bulunduğunu savunarak, davanın reddini istemiştir.
Mahkemece, başvuru konusu markanın tescil edilmek istendiği sınıflar ile davacı markalarının tescilli olduğu sınıflardaki emtialar arasında bir ayniyet veya benzerlik bulunmadığı, davalı başvurusunun esas unsurunun ”...” ibaresinden oluştuğu, davacı markalarının esas unsurunu da aynı ibarenin oluşturduğu, bu nedenle davacı markaları ile davalı markasının okunuş, yazılış ve görünüş bakımından birbirinden ayırt edilmeyecek derecede benzer bulunduğu, davalı markasının son harfi olan “i” harfinin noktasının yeşil bir yaprak figürü olarak tasarlanmasının ayırt ediciliği sağlamaya yeterli olmadığı, aksine davacının markalarında bulunan dört yapraklı yoncanın yaprakları davalı başvurusundaki tek yaprak görüntüsüne benzediği için ortalama tüketicilerin işaretler arasında çağrışım suretiyle bağlantı kuracağı, davacıya ait “...” markasının 556 sayılı KHK'nin 8/4. maddesi anlamında tanınmış marka statüsüne ulaştığı, davalı başvurusunun davacının tanınmış markasının toplumda yarattığı olumlu imajdan yararlanabileceği gerekçesiyle davanın kabulüne, TPE YİDK’nin 2008-M-2557 sayılı kararının iptaline, 2006/43215 sayılı markanın tümüyle hükümsüzlüğüne ve sicilden terkinine dair verilen kararın davalılar vekili tarafından temyiz edilmesi üzerine karar Dairemizin 29.05.2012 günlü ilamıyla onanmıştır.
Davalı şirket vekili bu kez karar düzeltme isteminde bulunmuştur.
Dosyadaki yazılara, mahkeme kararında belirtilip Yargıtay ilamında benimsenen gerektirici sebeplere göre, davalı şirket vekilinin HUMK’nun 440. maddesinde sayılan hallerden hiçbirisini ihtiva etmeyen karar düzeltme isteğinin reddi gerekir.
SONUÇ: Yukarıda açıklanan nedenlerden dolayı, davalı şirket vekilinin karar düzeltme isteğinin HUMK’nun 442. maddesi gereğince REDDİNE, aşağıda yazılı bakiye 06,55 TL karar düzeltme harcının ve 3506 sayılı Yasa ile değiştirilen HUMK'nun 442/3. maddesi hükmü uyarınca takdiren 219,00 TL para cezasının karar düzeltilmesini isteyen davalı şirketten alınarak hazineye gelir kaydedilmesine, 24/01/2013 tarihinde oybirliğiyle karar verildi.
Full & Egal Universal Law Academy