MAHKEMESİ :ASLİYE HUKUK MAHKEMESİ
Taraflar arasında görülen davada .... Asliye Hukuk Mahkemesi’nce verilen 21.05.2009 tarih ve 2005/560-2009/148 sayılı kararın duruşmalı olarak incelenmesi davacılar vekili ile davalı .... vekili tarafından istenmiş olup, bazı noksanlıkların ikmali için dosya mahalline gönderilmişti Bu noksanlıkların giderilerek dosyanın gönderildiği anlaşılmakla duruşma için belirlenen 13.11.2013 günü başkaca gelen olmadığı yoklama ile anlaşılıp hazır bulunan davacı vekili Av. ... dinlenildikten sonra duruşmalı işlerin yoğunluğu ve süre darlığından ötürü işin incelenerek karara bağlanması ileriye bırakıldı. Tetkik Hakimi ... tarafından düzenlenen rapor dinlenildikten ve yine dosya içerisindeki dilekçe, layihalar, duruşma tutanakları ve tüm belgeler okunup incelendikten sonra işin gereği görüşülüp, düşünüldü:
Davacılar vekili, müvekkilerinin ...'nin hissedarı olduklarını, söz konusu şirkete ait fabrika binası ve eklentilerinin olduğu tapunun ... İli ... Mahallesi 1250 ada 92 parselde kayıtlı taşınmazın şirketi temsilen davalı ... tarafından 07.09.2001 tarihli işlemle diğer davalı ... 'ne muvazaalı olarak satış göstermek suretiyle devredildiğini, satış bedeli olarak gösterilen değerin çok düşük olduğunu, davacı şirketin müdürü olan davalı ...'un dava konusu taşınmazı satmaya yetkisinin bulunmadığını, şirketin taşınmazını satmaya ihtiyacı olmadığını, işlemin muhasebe kayıtlarında geçmediğini, para alışverişi olmadığını, şirketin faaliyet alanı içinde taşınmaz satışının bulunmadığını, ortaklar kurulu kararı olmadan davalının devir işlemini gerçekleştirmesinin mümkün olmadığını ileri sürerek davalı şirket adına devri yapılan taşınmazın tapusunun iptali ile şirket adına tapuya kayıt ve tesciline karar verilmesini talep ve dava etmişlerdir.
Davalı ... vekili, şirket ortaklarının şirket ortaklar kurulundan karar almadan şirketin sattığı bir taşınmaz hakkında tapu iptal tescil davası açamayacağını, davacıların aktif husumet ehliyetlerinin bulunmadığını, dava konusu taşınmazın şirketin yetkili müdürünün imzasıyla ve ortakların 4/3 çoğunluğunun almış olduğu kararla müvekkiline satıldığını, satışı yapan şirketin muhasebe kayıtlarının incelendiğinde bu paranın müvekkili şirket tarafından ödendiğinin görüleceğini savunarak davanın reddine talep etmiştir.
Davalı ... vekili, davacıların dava açma ehliyetinin bulunmadığını, davanın ...'ne karşı dava açılması gerektiğini, davacıların kötüniyetli olduklarını çünkü hissedarı oldukları şirketin bilanço hesabına göre yapılması gerekli iyileştirme çalışmalarına da karşı çıktıklarını savunarak davanın reddini talep etmiştir.
Mahkemece, iddia, savunma, bilirkişi raporu ve tüm dosya kapsamına göre, satış tarihinde dava dışı davacıların da ortağı olduğu ...'ne temsile yetkili ortağı ...'un olduğu, her ne kadar dosyaya mübrez 17/08/2001 tarihli ortaklar kurulu kararı ile şirket ortağı olan ...'un hissesini ...'a devretmiş ise de şirket müdürünün işlemden önce hissesini devri ilan ve tescil edilmedikçe iyi niyetli 3. kişileri bağlamayacağı ancak, kişinin kişisel sorumluluğunu vekalet hükümleri uyarınca tartışılabileceği, satışı gerçekleştiren şirket ortağının, şirket ortaklar kurulunun aldığı karar ile şirketi temsil ve ilzama yetkili kılındığı, bu hususun ticaret sicilinde tescil ve ilan edildiği ve böylece bu işlemin yetki yönüyle TTK 540. maddesi uyarınca yasaya uygun olarak gerçekleştirildiği, satış işlemi sırasında o tarih itibariyle şirketi temsil yetkisi taşıyan ...'un bu yetkisini belgeleyen imza sirküleri ve yetki belgesinin tapu sicil müdürlüğüne ibraz edildiği ve bu belgelerin satışa dayanak yapıldığı, satış işlemi ve sonuçları Limited Şirket ortaklarını doğrudan ilgilendirdiğine ve zarara uğramalarına neden olabileceğine göre şirket ortağının da münferit olarak dava açabileceği genel kurulun şirketin tek taşınmazını satmaya yetkili verebilmesi için TTK'nun 443/2. maddesi uyarınca genel kurulun vereceği özel bir yetki ile olabileceğini ve 338. maddesi 3. ve 4. fıkralarındaki toplama ve karar yeter sayısının da olmasının gerektiği, somut olayda, dava dışı ve davalı Kuddusi ile birlikte hareket eden ortakların sermaye ve toplanma nisabının yasanın aradığı yeterlilikte olduğu, muvazaa iddiasının kanıtlanamadığı gerekçesiyle davanın reddine karar verilmiştir.
Kararı, davacılar vekili ve davalı .... vekili temyiz etmiştir.
1- Dava dosyası içerisindeki bilgi ve belgelere, mahkeme kararının gerekçesinde dayanılan delillerin tartışılıp, değerlendirilmesinde usul ve yasaya aykırı bir yön bulunmamasına göre, davacılar vekilinin tüm temyiz itirazlarının reddine karar vermek gerekmiştir.
2- Davalı .... vekilinin temyiz itirazlarına gelince, mahkemece bu davalı hakkındaki davanın esastan reddine karar verilmesi nedeniyle nisbi ücreti vekalete karar vermek gerekirken, yazılı şekilde maktu ücreti vekalete karar verilmesi doğru görülmemiş ve kararın bu nedenle bu davalı yararına bozulması gerekmiş ise de, yapılan yanlışlığın düzeltilmesi yeniden yargılamayı gerektirmediğinden HUMK'nun 438/7. maddesi hükmü uyarınca kararın düzeltilerek onanmasına karar vermek gerekmiştir.
SONUÇ: Yukarıda (1) nolu bentte açıklanan nedenlerle davacılar vekilinin tüm temyiz itirazlarının reddine, (2) nolu bentte açıklanan nedenlerle davalı .... vekilinin temyiz itirazlarının kabulü ile kararın hüküm fıkrasının 4. bendinde yer alan “ve davalı ... .” ibaresinin çıkarılmasına, yine “davalılara verilmesine” ibaresinin bu bentten çıkarılmasına, bu ibare yerine davalı ...’a verilmesine” ibaresinin konulmasına, ayrıca, hüküm fıkrasında 4. bentten sonra gelmek üzere 5. bent eklenerek “ Davalı ... kendisini vekil ile temsil ettirdiğinden karar tarihinde yürürlükte bulunan Avukatlık Asgari Ücret Tarifesi uyarınca hesap edilen 20.700TL ücreti vekaletin davacılardan tahsili ile bu davalıya verilmesine” ibaresinin eklenmesine, kararın işbu düzeltilen şekli ile ONANMASINA, aşağıda yazılı bakiye 7,15 TL temyiz ilam harcının temyiz eden davacıdan alınmasına, ödediği temyiz peşin harcın isteği halinde temyiz eden davalı ... 'ye iadesine, 17.01.2013 tarihinde oybirliğiyle karar verildi.
Full & Egal Universal Law Academy