MAHKEMESİ :ASLİYE HUKUK MAHKEMESİ
Taraflar arasında görülen davada ... 1. Asliye Hukuk Mahkemesi’nce verilen 22.02.2012 tarih ve 2011/348-2012/146 sayılı kararın duruşmalı olarak incelenmesi davalı vekili tarafından istenmiş olup, duruşma için belirlenen 08.04.2014 günü hazır bulunan davacı asil ... ile davalı asil ... ve vekili Av. ... dinlenildikten sonra duruşmalı işlerin yoğunluğu ve süre darlığından ötürü işin incelenerek karara bağlanması ileriye bırakıldı. Tetkik Hakimi ... tarafından düzenlenen rapor dinlenildikten ve yine dosya içerisindeki dilekçe, layihalar, duruşma tutanakları ve tüm belgeler okunup incelendikten sonra işin gereği görüşülüp, düşünüldü:
Davacı vekili, davalının müvekkiline olan borcuna karşılık olarak alacaklısı ..., borçlusu ... olan 25/05/2005 tanzim, 24/07/2005 ödeme tarihli 5.882,00 TL bedelli ve aynı tanzim 30/11/2005 ödeme tarihli 37.000,00 TL bedelli iki adet bono verdiğini, müvekkilinin ciro işlemini bilmemesi nedeniyle bu senetlerin ödenmemesi durumunda borcu "müşterek ve müteselsil borçlu olarak" kendisinin ödeyeceğine ilişkin yazılı belgeyi davalının düzenlediğini, alacağını tahsil etmek amacıyla ...1. İcra Müdürlüğü'nün 2006/2243 Esas sayılı dosyası ile takibe giriştiğini, borçlunun takibe itiraz ettiğini, müvekkilinin itirazın kaldırılması yoluna başvurduğunu, yerel mahkemenin 2007/12 Esas 2007/103 sayılı kararı ile söz konusu yazılı belgenin İİK'nın 68. madde de belirtilen belgelerden olmadığı gerekçesi ile itirazı kaldırmadığını, müvekkillinden alınan borç karşılığında verilen yazılı belgede "22/05/2005 tarihinde 42.500,00 YTL ...'dan borç aldım. Borcun karşılığı olarak ...'den almış olduğum seneti verdim. ... senedi ödemediği taktirde birlikte müştereken ve müteselsilen ödeyeceğimi kabul ve taahüt ederim" denildiğini ileri sürerek, 42.500,00 YTL'nin temerrüt tarihi olan 03/07/2006 tarihinden itibaren işleyecek ticari faiziyle birlikte davalıdan tahsiline karar verilmesini talep ve dava etmişlerdir.
Davalı vekili, davaya konu sahte belgenin şartlı bir ödeme belgesi olduğunu, ...'den alınan senetler ödenmediği takdirde davalının bu borcu ödeyeceğinin şart koşulduğunu, belgede borcun ne zaman ödeneceği dahi yazılmadığı için bu belgenin hukuken geçerli bir borç belgesi olmadığını, davacının ...'den alacaklarını tahsil edemeyeceklerini anladıkların, açığa atılmış imzalı belgeyi ... kaçtıktan sona doldurduklarını savunarak, davanın zamanaşımı ve esas yönünden reddini savunmuştur.
Mahkemece, toplanan kanıtlar ve bilirkişi raporuna göre, davalı vekili "senettir" başlıklı belgenin boş ve imzalı vaziyette verildiğini ve amacı dışında doldurulduğunu savunmuş ise de açığa atılan imzalı belgenin anlaşmaya ve amacına aykırı doldurulduğu iddiasının ancak yazılı belgeyle ispatlanabileceği, bu iddianın tanık deliliyle ispatlanmasının mümkün olmadığı, "senettir" başlıklı belgede ... isminin ve bu isme atfen atılan imzanın belgedeki diğer yazılardan farklı el ve kalem ürünü olduğu tespit edilmiş ise de, bir belgedeki borçlu imzası ile belgedeki diğer yazıların farklı kalem ve el ürünü olması başlı başına belgenin geçersizliğine yol açmayacağı, bu durumun söz konusu belgenin sıhhatine bir etki etmeyeceği, davalı ...'ın davaya konu iki adet bononun arkasında veya alonj denilen kağıt üzerinde cirosu mevcut olmadığından bu iki bononun davacıya 25/05/2005 tarihli ve "senettir" başlıklı belgeyle devri ciro olarak değil, alacağın temliki niteliğinde değerlendirildiği, "Senettir" başlıklı söz konusu belgede davalı ...'ın davacıdan 42.500 TL borç aldığını ve borca karşılık ...'den aldığı senedi verdiğini, ...'in senedi ödemediği takdirde birlikte müştereken ve müteselsilen ödeyeceğini kabul ve taahhüt ettiği, "senettir" başlıklı belgede davalının borcu müteselsilen ödeyeceğini beyan etmesi nedeniyle Borçlar Kanunu'nun 141. maddesi uyarınca müteselsil borçlu sıfatını edindiği, bu nedenle davacı alacaklının davalıdan alacağını müteselsil borçluluk sıfatı nedeniyle talep etme hakkı bulunduğu gerekçesiyle davanın kabulüne karar verilmiştir.
Kararı, davalı vekili temyiz etmiştir.
Dava dosyası içerisindeki bilgi ve belgelere, mahkeme kararının gerekçesinde dayanılan delillerin tartışılıp, değerlendirilmesinde usul ve yasaya aykırı bir yön bulunmamasına ve uyuşmazlığın karz akdine dayalı olmasına, zamanaşımı süresinin 818 sayılı BK'nın, 125. maddesi uyarınca 10 yıllık süreye tabi olmasına göre, davalı vekilinin tüm temyiz itirazlarının reddi gerekmiştir.
SONUÇ: Yukarıda açıklanan nedenlerle davalı vekilinin tüm temyiz itirazlarının reddi ile hükmün ONANMASINA, aşağıda yazılı bakiye 2.272,00 TL temyiz ilam harcının temyiz edenden alınmasına, 08.04.2014 tarihinde oybirliğiyle karar verildi.
Full & Egal Universal Law Academy