(6100 S. K. m. 412)
Dava: Taraflar arasında görülen davada İstanbul 31. Asliye Ticaret Mahkemesince verilen 19/09/2012 tarih ve 2012/102-2012/183 sayılı kararın Yargıtayca incelenmesi davalılar vekili tarafından istenmiş ve temyiz dilekçesinin süresi içinde verildiği anlaşılmış olmakla, dava dosyası için Tetkik Hakimi tarafından düzenlenen rapor dinlendikten ve yine dosya içerisindeki dilekçe, layihalar, duruşma tutanakları ve tüm belgeler okunup, incelendikten sonra işin gereği görüşüldü düşünüldü:
Davacı vekili, taraflar arasında 04/04/2008 tarihli sözleşmenin 19 uncu maddesi gereği aradaki sözleşmeden kaynaklanan ihtilafın hallini iki tarafın uygun göreceği hakem heyetiyle halledilmesinin kararlaştırıldığını, müvekkilinin aradaki borç alacak ilişkisinin halli için kendi hakemini tayin ettiğini, davalılara da hakemlerini tayin etmeleri için 1 aylık süre verildiğini, ancak davalıların kendi hakemlerini seçmediğini, ihtarnamelerine cevap vermediklerini ileri sürerek, iki hakem tayini taleplerinin kabulü hususunda karar verilmesini talep ve dava etmiştir.
Davalı vekili, 04/04/2008 tarihli sözleşmenin 19 uncu maddesinde belirtilen hakem heyetine başvurulacağı yönündeki hükmün tarafların iradelerinin hiçbir tereddüte yer vermeyecek şekilde açık ve kesin düzenlenmemiş olduğunu, 20. madde de İstanbul Mahkemelerinin yetkisinin açıkça ifade edilmesi sebebiyle ihtilafın hakem heyeti yerine İstanbul Mahkemelerince karara bağlanması gerektiğini savunarak davanın reddine karar verilmesini talep etmiştir.
Mahkemece iddia, savunma ve tüm dosya kapsamına göre; taraflar arasında imzalanan sözleşmenin 19 uncu maddesine göre anlaşmazlık halinde 3 hakem seçileceği konusunda anlaşmaya varıldığı, davacı şirketin kendi hakemini seçerek karşı tarafa usulüne uygun ihtarname çekerek 1 ay içerisinde hakemlerini belirlemesini talep ettiği, çekilen ihtarnamenin usulüne uygun davalılara tebliğ edilmesine rağmen belirlenen süre içerisinde davalılarca hakem belirleme yoluna gidilmediği, gerekçesiyle davanın kabulüyle taraflar arasında akdedilen 04/04/2008 tarihli sözleşmeden kaynaklanan uyuşmazlıkların çözümünde A.Şadi ve Prof. Dr. Makine Yüksek Müh. Aybars'ın tayinine karar verilmiştir.
Karar, davalılar vekili tarafından temyiz edilmiştir.
İstek, hakem seçimine ilişkindir. Mahkemece yukarıda yazılı şekilde taraf hakemi ve 3. hakem seçimi yoluna gidilmiştir. Ancak uyuşmazlığın tahkim yoluyla çözümlenip çözümlenemeyeceği hususu gerek tahkim şartının öngörüldüğü sözleşmenin akdedildiği tarihte yürürlükte bulunan HUMK 519 uncu maddesi gerekse de hakem seçimi için mahkemeye başvurulan tarihte yürürlükte bulunan 6100 sayılı HMK 412 nci maddesi uyarınca mahkemeye aittir. Bir diğer deyişle hakem seçimi için mahkemeye başvurulması halinde, mahkemece öncelikle tahkim şartının geçerli olup olmadığının değerlendirilmesi gerekir. Taraflar arasındaki tahkim şartını içeren sözleşmenin 19 uncu maddesinde de Bu anlaşmanın tefsir ve tatbikinden doğabilecek ihtilafları iki tarafın uygun göreceği hakem heyeti halle yetkili olacaktır. denilmiş iken; müteakip 20. maddede ise İhtilaflar hakem yoluyla halledilemediği takdirde İstanbul Mahkemeleri yetkili olacaktır. hükmü kabul edilmiştir. Kural olarak tahkim yargısı istisnai nitelikte olup, tarafların bu husustaki iradelerini açık ve kesin bir şekilde bildirmiş olmaları gerekir. Oysa yukarıda zikredilen sözleşme maddeleri bu anlamda kesin bir tahkim şartı niteliğinde değildir. O halde sözkonusu tahkim şartı geçersiz olup, mahkemece resen gözetilip istekte bulunanın hakem seçimi isteminin reddine karar verilmesi gerekirken, yazılı şekilde hüküm kurulması doğru görülmemiş, kararın temyiz eden davalılar yararına bozulması gerekmiştir.
Sonuç: Yukarıda açıklanan nedenlerle davalılar vekilinin temyiz itirazının kabulüyle kararın davalılar yararına bozulmasına, ödediği temyiz peşin harcın isteği halinde temyiz edene iadesine, 26.09.2013 tarihinde oybirliğiyle, karar verildi. (¤¤)
Full & Egal Universal Law Academy