Taraflar arasında görülen davada verilen 25.06.2012 tarih ve 2012/438-2012/177 sayılı kararın duruşmalı olarak incelenmesi davacı vekili tarafından istenmiş olup, duruşma için belirlenen 25.03.2014 günü tebligata rağmen gelen olmadığı yoklama ile anlaşıldı, duruşmalı işlerin yoğunluğu ve süre darlığından ötürü işin incelenerek karara bağlanması ileriye bırakıldı. Tetkik Hakimi ... tarafından düzenlenen rapor dinlenildikten ve yine dosya içerisindeki dilekçe, layihalar, duruşma tutanakları ve tüm belgeler okunup incelendikten sonra işin gereği görüşülüp, düşünüldü:
Davacı vekili, taraflar arasında acentelik sözleşmesi imzalandığını, anılan sözleşmenin davalı tarafından 12.11.2002 tarihinde hukuka aykırı şekilde tek taraflı olarak feshedildiğini, haksız feshin akabinde davalının müvekkili hakkında icra takibi başlattığını, teminat olarak verilen 1.703.851,00 TL'lik rehinli hazine bonosunu tahsil ettiğini, buna rağmen davalının müvekkili aleyhinesayılı dosyasında alacak davası açtığını, bu davada fazladan tahsilat yaptığının ortaya çıktığını, fazladan ödenen bedelin tahsili için müvekkilinin takip başlattığını, davalının haksız itirazı sonucu takibin durduğunu ileri sürerek, itirazın iptaline, takibin devamına, %40 icra inkar tazminatın tahsiline karar verilmesini talep ve dava etmiştir.
Davalı vekili, davacı şirketin acentelik muameleleri sonucu mevcut borçlarını ödememesi sebebiyle şirkete tevdi ettikleri muhtelif tarihli karşılıksız çekler sebebiyle sayılı dosyasıyla 1.267.925.505.000 TL üzerinden icra takibi yapıldığını, borçlu şirketin haczi kabil malı bulunmadığından 22.12.2004 tarihli 2.740.685.814.458 TL'lik borç ödemeden aciz belgesi alınarak dosyanın kapatıldığını, borçlu şirketin toplam borcunun 2.552.401.000.000 TL olduğunu, icra takibiyle talep olunan miktar üzerinden kalan borcunun 1.344.853.000.000 TL'nin tahsil talebiyle sayılı dosyasıyla alacak davasının açıldığını, bu dava açıldıktan sonra davalının şirkete tevdii etmiş olduğu hazine bonolarının vadelerinde ödenmesi ile bu davanın konusu alacak tamamen ödendiğinden konusu kalmayan davanın reddine karar verildiğini, söz konusu karar yargıtay incelemesinden geçerek bozulduğunu, bu dosyada alınan bilirkişi raporunda davaya konu alacağın hazine bonolarının tahsiliyle ödendiğini, davalının dava tarihi ile ödeme tarihleri arasındaki döneme dair 167.177,11 TL faiz borcu olduğunu, mahkemece, konusu kalmayan davanın reddine, kefillerin sorumluluklarının
.../...
-2-
250.000.000 TL olduğuna, bu sebeple kefiller hakkında bu miktarın üzerindeki kısım için vekalet ücretine hükmedildiğini, dava konusu alacağın bilirkişi heyet raporuyla belirlendiğini açıklayarak davanın reddini savunmuştur.
Mahkemece, iddia, savunma, toplanan kanıtlar ve benimsenen bilirkişi raporuna göre, hükümlerinden faydalanılarak davacı tarafından ibraz edilen ödeme belgelerin araştırıldığı, bu belgelerin davacı defter ve kayıtlarında yer alması gerektiği, Yargıtay içtihatlarına göre dayanağı belgeler olmayan defter kayıtlarının esas alınamayacağı, davacının yevmiye defterine kaydı yapılan ödemesinin (2.408.828.911.391,00 TL (Yeni) ) ilgili maddesi, Yargıtay kararları ve göre tevsik edici belgelerin mevcut olmaması sebebiyle davacının ödeme iddiasının yerinde bulunmadığı sayılı ilamı içeriğinden davacısının, işbu davanın davalısı, davalısının işbu davanın davacısı ile olduğu, yazılan gerekçede davacı alacağının hazine bonolarıyla ödenmiş bulunduğunun, davalının 499.425,09 TL fazla ödeme yapmış olduğundan bahisle davanın ret edilmiş bulunduğu, ancak bu davanın kesinleşmemiş olduğu, dosya bakımından kesinlik oluşturmayacağı, bağlayıcı görülmediği, dosyalarının bekletici mesele sayılmasının talep edildiği, bu dosyalar için verilen dava dilekçesinin incelenmesinde sayılı dosyasından verilen 22.12.2004 tarihli aciz vesikasının iptalinin ve takibin iptalinin talep edildiği, icra dosyalarının dosyamız yönünden ödemenin varlığını gösterecek nitelikte gösterilmediği, bekletici mesele yapılmasına gerek görülmediği, ükümlerine göre tacirler yapmış oldukları ticari iş ve işlemlerini tevsik eden belgeler ile birlikte defterlerine kaydetmeleri gerektiği, davalının da yapmış olduğu ödemelerin dayanak belgeleriyle ispat etmesinin zorunlu olduğu, ancak ödeme belgelerinin ibraz edilmediği, davanın sabit olmadığı gerekçesiyle reddine karar verilmiştir.
Kararı, davacı vekili temyiz etmiştir.
Dava dosyası içerisindeki bilgi ve belgelere, mahkeme kararının gerekçesinde dayanılan delillerin tartışılıp, değerlendirilmesinde usul ve yasaya aykırı bir yön bulunmamasına göre, davacı vekilinin tüm temyiz itirazları yerinde değildir.
SONUÇ: Yukarıda açıklanan nedenlerden dolayı, davacı vekilinin bütün temyiz itirazlarının reddiyle usul ve kanuna uygun bulunan hükmün ONANMASINA, aşağıda yazılı bakiye 4,05 TL temyiz ilam harcının temyiz edenden alınmasına, 25.03.2014 tarihinde oybirliğiyle karar verildi.
Full & Egal Universal Law Academy