MAHKEMESİ :SULH HUKUK MAHKEMESİ
Taraflar arasında görülen davada ... (...) Sulh Hukuk Mahkemesi’nce verilen 21/12/2010 tarih ve 2009/906-2010/1383 sayılı kararın Yargıtayca incelenmesi davacı vekili tarafından istenmiş ve temyiz dilekçesinin süresi içinde verildiği anlaşılmış olmakla, dava dosyası için Tetkik Hakimi ... tarafından düzenlenen rapor dinlendikten ve yine dosya içerisindeki dilekçe, layihalar, duruşma tutanakları ve tüm belgeler okunup, incelendikten sonra işin gereği görüşülüp, düşünüldü:
Davacı vekili, davalıların, dava dışı asıl borçlunun müvekkili banka ile yaptığı kredi kartı sözleşmesini garantör sıfatıyla imzalamaları nedeniyle borcun tamamından sorumlu olduklarını, davalılar ve asıl borçlu hakkında yapılan icra takibine davalıların itirazı üzerine davalılar hakkındaki icra takibinin durduğunu ileri sürerek, 1.643 TL'nin faizi ile birlikte davalılardan müştereken ve müteselsilen tahsiline karar verilmesini talep ve dava etmiştir.
Davalılar vekili, müvekkillerinin iradelerinin kefalet amacına yönelik olduğu, sözleşmeyi garantör olarak değil kefil olarak imzaladıklarını, kefalet ettikleri miktarın sözleşmede 80,00TL olduğunu, davacı tarafın sözleşmede yazılı miktar dışında müvekkilinden alacak talep etmesinin mümkün olmadığını, müvekkillerinin sorumlu oldukları miktarı icra takibinden ve davadan önce ödemiş olmaları nedeniyle borcun bulunmadığını savunarak, davanın reddini istemiştir.
Mahkemece, iddia, savunma ve dosya kapsamına göre, davalıların kredi kartı üyelik ve kredi sözleşmesinde hiçbir menfaatleri olmadığı, ticari gaye gütmedikleri, sadece dostane ilişkilerle kredi kartına yönelik teminatta bulundukları, iradelerinin kefalet kapsamında olduğu, sorumluluğun garantörlük olarak değerlendirilmesinin kanunun amaç ve ruhuna aykırı bulunduğu, davalıların henüz haklarında icra takibi başlamadan önce kefalet limitleri olan 80,00TL'yi ödedikleri gerekçesiyle davanın reddine karar verilmiştir.
Kararı, davacı vekili temyiz etmiştir.
Dava dosyası içerisindeki bilgi ve belgelere, mahkeme kararının gerekçesinde dayanılan delillerin tartışılıp, değerlendirilmesinde usul ve yasaya aykırı bir yön bulunmamasına göre, davacı vekilinin tüm temyiz itirazları yerinde değildir.
SONUÇ: Yukarıda açıklanan nedenlerden dolayı, davacı vekilinin bütün temyiz itirazlarının reddiyle usul ve kanuna uygun bulunan hükmün ONANMASINA, davacı harçtan muaf olduğundan dolayı, harç alınmasına mahal olmadığına, 15/01/2013 tarihinde oybirliğiyle karar verildi.
Full & Egal Universal Law Academy