MAHKEMESİ :ASLİYE HUKUK MAHKEMESİ
Taraflar arasında görülen davada ... Asliye Hukuk Mahkemesi’nce bozmaya uyularak verilen 18.10.2012 tarih ve 2012/459-2012/740 sayılı kararın Yargıtayca incelenmesi davacı vekili tarafından istenmiş ve temyiz dilekçesinin süresi içinde verildiği anlaşılmış olmakla, dava dosyası için Tetkik Hakimi ... tarafından düzenlenen rapor dinlendikten ve yine dosya içerisindeki dilekçe, layihalar, duruşma tutanakları ve tüm belgeler okunup, incelendikten sonra işin gereği görüşülüp, düşünüldü:
Davacı vekili, davalı şirketin müvekkilinden para tahsil edip geri ödemediğini, bunun üzerine müvekkilince davalı aleyhine ... Asliye Hukuk Mahkemesi’nde alacak davası açıldığını, açılan bu davada müvekkilinin lehine karar verildiğini, kararın kesinleştiğini ileri sürerek, ... Asliye Hukuk Mahkemesi tarafından verilen hükmün tenfizine karar verilmesini talep ve dava etmiştir.
Davalı vekili, tenfizi istenen ilamın, Türk Mahkemeleri’nin münhasır yetkisi dahilinde olan bir konuya matuf bulunduğunu, HUMK'nun 17. maddesi dikkate alındığında yetkisiz yabancı mahkemede verilen ilamın kamu düzenine aykırı olduğunu, uyuşmazlığın taraflarının Türk vatandaşı olması nedeniyle uyuşmazlığa Türk Hukuku’nun uygulanması gerektiğini, müvekkili şirketin ortağı olan davacının TTK'nın 405. maddesi gereğince müvekkili şirkete verdiğini geri isteme hakkının bulunmadığını, bu yönde verilen bir hükmün tenfizine karar verilemeyeceğini, tenfize karar verilmesi halinde Türkiye'de dava açan ortaklar ile yurt dışında dava açan ortaklar yönünden farklı kararlar çıkacağını ve bunun da anayasada belirlenen eşitlik ilkesine aykırılık teşkil edeceğini savunarak, davanın reddini istemiştir.
Mahkemece, uyulan bozma ilamı ve tüm dosya kapsamına göre, kendisine karşı tenfiz istenilen davalının mahkemeye usulünce çağrılıp çağrılmadığının tespit edilemediği, oysa Türkiye ve ...'nın taraf olduğu Lahey Sözleşmesi'nde tebligatların hengi usul çerçevesinde yapılacağının düzenlendiği, dava dilekçesinin davalıya usulünce tebliğ edilmemesinin davalının savunma hakkının kısıtlanmasına yol açabileceği, ayrıca bu usule göre tebliğ edilmemiş kararın kesinleştiğinin de söylenemeyeceği, davacının tenfiz şartlarının oluştuğunu kanıtlayamadığı gerekçesiyle davanın reddine karar verilmiştir.
Kararı, davacı vekili temyiz etmiştir.
Dosyadaki yazılara, mahkemece uyulan bozma kararı gereğince hüküm verilmiş olmasına ve delillerin takdirinde bir isabetsizlik bulunmamasına, aleyhine tenfiz istenilen
davalıya Lahey Sözleşmesi'ne uygun olarak dava dilekçesi tebliğ edildiğinden mahkemenin bu hususu davanın reddine gerekçe yapması doğru değil ise de usulünce kesinleştirilmiş bir karar bulunmadığından yerinde bulunan bu gerekçeye göre davacı vekilinin tüm temyiz itirazlarının reddiyle kararın onanmasına karar vermek gerekmiştir.
SONUÇ: Yukarıda açıklanan nedenlerle davacı vekilinin temyiz itirazlarının reddi ile hükmün ONANMASINA, aşağıda yazılı bakiye 03,15 TL temyiz ilam harcının temyiz edenden alınmasına, 23.01.2013 tarihinde oybirliğiyle karar verildi.
Full & Egal Universal Law Academy