MAHKEMESİ :TİCARET MAHKEMESİ
Taraflar arasında görülen davada ... Asliye Ticaret Mahkemesi’nce verilen 14.03.2012 tarih ve 2011/540-2012/42 sayılı kararın Yargıtayca incelenmesi davacı vekili tarafından istenmiş ve temyiz dilekçesinin süresi içinde verildiği anlaşılmış olmakla, dava dosyası için Tetkik Hakimi ... tarafından düzenlenen rapor dinlendikten ve yine dosya içerisindeki dilekçe, layihalar, duruşma tutanakları ve tüm belgeler okunup, incelendikten sonra işin gereği görüşülüp, düşünüldü:
Davacı vekili, müvekkili şirketin dava dışı ana satıcı (üretici) ... ile akdetmiş olduğu yetkili satıcılık anlaşması uyarınca “...” marka ürünlerin Türkiye'de yetkili satıcısı olduğunu, davalı şirketin böyle bir sözleşmesi olmadığını, davalı dava konusu “...” marka ürünleri paralel ithalat yolu ile başka ülkelerden Türkiye'ye sokarak sanki işbu ürünlerde ana satıcı (üretici) ...'in garantisi varmış gibi pazarlama faaliyetlerini gerçekleştirdiğini, davalının ... marka ürünleri yetkili satıcısı imiş gibi davranarak haksız bir güven ve haksız bir kazanç elde ettiğini, davalı firmanın eylemlerinin TTK'nun 56 ve devamı maddeleri hükümleri kapsamında haksız rekabet teşkil ettiğini, davalının ... markasından kaynaklanan herhangi bir marka hakkı bulunmamasına rağmen “...” markasını basılı evraklarında, tekliflerinde ve kataloglarında kullanarak ana satıcı(üretici)nin ve müvekkili şirketin marka hakkına tecavüz ettiğini, ileri sürerek davalı şirketin haksız rekabet teşkil eden eylemlerinin tespitine, akabinde eylemlerinin ve özellikle “...” markasına tecavüz teşkil eden eylemlerine son verilmesine, üreticinin garantisi olduğuna ilişkin ve ... markasının yetkili satıcısı kendileri olduğu anlamına gelebilecek ibarelere yer vermesinin sonlandırılmasına, 1.000 TL maddi, 10.000 TL manevi tazminata hükmedilmesine karar verilmesini talep ve dava etmiştir.
Davalı vekili, müvekkili şirketin yaptığı tüm ithalatları, ithalat rejimine uygun bir şekilde yerine getirdiğini, ithal edilen ürünleri "safe guard" veya "safe weld” markaları adı altında sattığını, bunun dışında herhangi bir markanın ürününü satmadığını, bir an için davalının ... marka ürünleri paralel ithalat yoluyla sattığı kabul edilse dahi 556 sayılı KHK'nin 13/1. maddesinin hakkın tüketilmesi kavramını düzenlediğini savunarak davanın reddini istemiştir.
Mahkemece, iddia, savunma ve tüm dosya kapsamına göre, davacı vekili davasını TTK'nun 56 ve devamı maddelerine dayandırarak açmış ise de dava dilekçesinde marka kullanım hakkına ve markaya tecavüz ettiklerini bildirerek 556 sayılı Kararname hükümlerine de dayandığı, davalı davayı inkar ile birlikte 556 sayılı KHK'de düzenlenen marka hakkının tüketilmesi prensibini savunmasına dayanak yaptığı, tarafların iddia ve savunması dikkate alındığında uyuşmazlığa 556 sayılı KHK hükümlerinin de uygulanması gerektiği, Kararnamenin 71. maddesinde kararnamede öngörülen davalarda görevli mahkemenin ihtisas mahkemesi olduğu ve ... İli'nde faaliyet göstermek üzere Fikri ve Sınai Haklar Hukuk Mahkemeleri kurulmuş bulunduğundan dava dilekçesinin görev yönünden reddine, Fikri Sınai Haklar Hukuk Mahkemesi'nin görevli olduğuna karar verilmiştir.
Kararı, davacı vekili temyiz etmiştir.
Dosyadaki yazılara kararın dayandığı deliller ile gerektirici sebeplere göre, davacı vekilinin bütün temyiz itirazları yerinde değildir.
SONUÇ: Yukarıda açıklanan nedenlerden dolayı, davacı vekilinin bütün temyiz itirazlarının reddiyle usul ve kanuna uygun bulunan hükmün ONANMASINA, aşağıda yazılı bakiye 03,15 TL temyiz ilam harcının temyiz edenden alınmasına, 24.01.2013 tarihinde oybirliğiyle karar verildi.
Full & Egal Universal Law Academy