MAHKEMESİ :SULH HUKUK MAHKEMESİ
Taraflar arasında görülen davada .... Sulh Hukuk Mahkemesi’nce verilen 06.07.2011 tarih ve 2010/253-2011/1522 sayılı kararın Yargıtayca incelenmesi davalı vekili tarafından istenmiş ve temyiz dilekçesinin süresi içinde verildiği anlaşılmış olmakla, dava dosyası için Tetkik Hakimi ... tarafından düzenlenen rapor dinlendikten ve yine dosya içerisindeki dilekçe, layihalar, duruşma tutanakları ve tüm belgeler okunup, incelendikten sonra işin gereği görüşülüp, düşünüldü:
Davacı vekili, müvekkilinin .../... arası yol yapım işinde mıcır nakliyesi işi yaptığını, davalının fatura bedelini ödemediğini ileri sürerek, 2.240 TL'nın yasal faiziyle birlikte davalıdan tahsilini talep ve dava etmiştir.
Davalı vekili, yol yapım işinde nakliye işinin dava dışı ... firmasına verildiğini, ödemelerinde anılan firmaya yapıldığını, davacı ile aralarında sözleşme bulunmadığını savunarak, davanın reddini istemiştir.
Mahkemece, iddia, savunma ve dosya kapsamına göre, işin teslim alınıp bedelinin üçüncü kişiye ödendiği savunulduğuna göre, bu teslimin başkası nam ve hesabına yapıldığı konusunda ispat yükünün davalıya ait olduğu, ancak bu hususun ispatlanamadığı gerekçesiyle, davanın kabulüne karar verilmiştir.
Kararı, davalı vekili temyiz etmiştir.
Dava, navlun alacağının tahsili istemine ilişkin olup, mahkemece yukarıda anılan gerekçeyle davanın kabulüne karar verilmiştir. Taraflar arasında yazılı bir sözleşme bulunmamakta olup, davalı ile aralarında akdi ilişki bulunduğunu ileri süren davacı, bu davasını ispatla mükelleftir.
Somut uyuşmazlıkta; davalı taraf, yol yapım işinde nakliyatın dava dışı taşeron ... firmasına ihale edildiğini, ödemelerinde aynı firmaya yapıldığını savunarak, buna dair sözleşme ve hak edişleri ibraz etmiş, davacı taraf ise dava dışı taşeron firma ile değilde kendisiyle aralarında akdi ilişki bulunduğunu karar tarihinde yürürlükte bulunan HUMK 288. maddesi uyarınca usulüne uygun delillerle ispatlayamamıştır.
Bu itibarla, mahkemece yukarıda yapılan açıklamalar nazara alınarak, davalının hukuki durumunun buna göre tespit edilmesi gerekirken, yanılgılı değerlendirmelerle ispat yükü ters çevrilerek davanın kabulüne karar verilmesi doğru olmamış, kararın bu nedenle bozulması gerekmiştir.
SONUÇ: Yukarıda açıklanan nedenlerle davalı vekilinin temyiz itirazlarının kabulü ile hükmün davalı yararına BOZULMASINA, ödediği temyiz peşin harcın isteği halinde temyiz edene iadesine, 16.01.2013 tarihinde oybirliğiyle karar verildi.
Full & Egal Universal Law Academy