MAHKEMESİ:FİKRİ VE SINAÎ HAKLAR HUKUK MAHKEMESİ
Taraflar arasında görülen davada ... Fikri ve Sınaî Haklar Hukuk Mahkemesi’nce verilen 06/12/2011 tarih ve 2010/200-2011/223 sayılı kararın Yargıtayca incelenmesi davacı vekili tarafından istenmiş ve temyiz dilekçesinin süresi içinde verildiği anlaşılmış olmakla, dava dosyası için Tetkik Hakimi ... tarafından düzenlenen rapor dinlendikten ve yine dosya içerisindeki dilekçe, layihalar, duruşma tutanakları ve tüm belgeler okunup, incelendikten sonra işin gereği görüşülüp, düşünüldü:
Davacı vekili, davalı adına tescilli "..." ibareli markanın 556 sayılı KHK’nin 7/1-c-d-f madde ve bentleri uyarınca tanımlayıcı ve yanıltıcı olduğunu ileri sürerek; 42/I-(a) maddesi yollaması ile sözü geçen mutlak tescil engelleri nedeniyle davalı adına tescilli 2005/40231 sayılı markanın hükümsüzlüğünü ve sicilden terkinini talep ve dava etmiştir.
Davalı vekili, "...+şekil" ibaresinin tanımlayıcı, ticaret alanında herkes tarafından kullanılan ya da yanıltıcı bir ibare olmadığını, cins, vasıf, çeşit, karakteristik özellik belirtmediğini, şekil unsuru da barındırdığını, 7/1-c-d-f hükmüne göre hükümsüz kılınamayacağını savunarak, davanın reddini istemiştir.
Mahkemece, iddia, savunma ve dosya kapsamına göre, bir bütün olarak işaretin tescil kapsamındaki malları doğrudan tanımlayıcı olmadığı, markasal olarak elde ettiği korumanın bir bütün olarak kombinasyonu ile sınırlı olabileceği, KHK'nın 7/son hükmünün tartışılmasının somut olayda sonuca etkili bulunmadığı, "...+şekil" markasının 20. sınıftaki mallarda kullanımının açık, güncel, yüksek düzeyde ve kaçınılmaz şekilde halkı yanıltıcı olduğundan söz edilemeyeceği, ibarenin dolap ve benzeri ürünler ile bunların parçaları yönünden kullanılmasında herhangi bir yanıltıcılığın olmadığı, diğer mallar için de tanımlayıcılığın ima yoluyla da olsa bulunmadığı gerekçesiyle; davanın reddine karar verilmiştir.
Kararı davacı vekili temyiz etmiştir.
Dava dosyası içerisindeki bilgi ve belgelere, mahkeme kararının gerekçesinde dayanılan delillerin tartışılıp, değerlendirilmesinde usul ve yasaya aykırı bir yön bulunmamasına göre, davacı vekilinin tüm temyiz itirazları yerinde değildir.
SONUÇ: Yukarıda açıklanan nedenlerden dolayı, davacı vekilinin bütün temyiz itirazlarının reddiyle usul ve kanuna uygun bulunan hükmün ONANMASINA, aşağıda yazılı bakiye 03,15 TL temyiz ilam harcının temyiz edenden alınmasına, 23/01/2013 tarihinde oybirliğiyle karar verildi.