MAHKEMESİ : ... FİKRÎ VE SINAÎ HAKLAR HUKUK MAHKEMESİ
Taraflar arasında görülen davada ... Fikrî ve Sınaî Haklar Hukuk Mahkemesi’nce verilen .../.../2011 tarih ve 2010/56-2011/215 sayılı kararın Yargıtayca incelenmesi davacı vekili tarafından istenmiş ve temyiz dilekçesinin süresi içinde verildiği anlaşılmış olmakla, dava dosyası için Tetkik Hakimi ... tarafından düzenlenen rapor dinlendikten ve yine dosya içerisindeki dilekçe, layihalar, duruşma tutanakları ve tüm belgeler okunup, incelendikten sonra işin gereği görüşülüp, düşünüldü:
Davacı vekili, davacının, davalı ... ve hakim ortağı olan Miray Kozmetik Şirketi’nden alacaklı olduğunu, ... İcra Daireleri’nde takibe geçtiğini, takiplerin devam ettiğini; davalı ...’in adına kayıtlı markalarını diğer davalı Hakdan İnşaat Ltd. Ş devrettiğini, satışta bedelin çok düşük gösterildiğini, davalıların muvazaalı olarak alacaklılarından mal kaçırma ve alacaklılarını zarara uğratma kastı ile devir yaptıklarını, yapılan satışların BK. nn 18. maddesine göre muvazaa nedeniyle iptali ya da satış işleminin alacaklılardan mal kaçırma kastıyla yapıldığı dikkate alınarak tasarrufun iptaline karar verilmesi gerektiğini ileri sürerek, marka devir işlemlerinin iptalini talep ve dava etmiştir.
Davalı şirket vekili, davacı tarafın, ...’den alacağını alamayınca müvekkiline karşı kötü niyetle bu davayı açtığını, markanın, diğer davalıdan noter satış senedi ile alındığını, herhangi bir muvazaanın söz konusu olmadığını savunarak, davanın reddini istemiştir.
Diğer davalı yargılamaya katılmamış, davaya cevaplarını bildirmemiştir.
Mahkemece, iddia, savunma, bilirkişi raporu ve dosya kapsamına göre; yapılan devrin tarafların serbest iradeleri ile gerçekleştiğini, davacı, muvazaaya dayanmışsa da marka sahibi satıcı ile yeni marka sahibi alıcının arasındaki işlemin danışıklı olduğunu ortaya koyan açık kanıtları sunamadığı, dayandığı takip dosyalarının ise iddialarını muvazaa bakımından kanıtlamaya yeterli olmadığı gerekçesiyle, davanın reddine karar verilmiştir.
Kararı davacı vekili temyiz etmiştir.
1- Dava, davalılar arasındaki marka devrinin muvazaalı olarak, alacaklılardan mal kaçırma ve alacaklıları zarara uğratma kastı ile yapıldığı iddiasına dayalı marka devrinin iptali istemine ilişkin olup, 818 Sayılı Borçlar Kanununun 18. ve İcra İflas Kanunun 278. ve devamı maddeleri hükümlerine dayalı olarak açılmıştır. Davanın bu niteliği itibariyle, genel mahkemelerde görülmesi gerekirken, görevli bulunmayan Fikri ve Sınai Haklar Hukuk Mahkemesince görülüp sonuçlandırılması doğru olmamış; görevle ilgili düzenlemelerin kamu düzenine ilişkin bulunduğu ve taraflar ileri sürmese de yargılamanın her aşamasında resen gözetileceği nazara alınarak, hükmün bu nedenle bozulması gerekmiştir.
...- Bozma sebep ve şekline göre, davacı vekilinin temyiz itirazlarının incelenmesine bu aşamada gerek görülmemiştir.
SONUÇ: Yukarıda (1) numaralı bentte açıklanan nedenlerle kararın BOZULMASINA, (...) numaralı bentte açıklanan nedenlerle davacı vekilinin temyiz itirazlarının şimdilik incelenmesine yer olmadığına, ödediği temyiz peşin harcın isteği halinde temyiz edene iadesine, 27.03.2013 tarihinde oybirliğiyle karar verildi
Full & Egal Universal Law Academy