MAHKEMESİ :ASLİYE HUKUK MAHKEMESİ (TİCARET MAHKEMESİ SIFATIYLA)
Taraflar arasında görülen davada ... .... Asliye Hukuk Mahkemesi’nce verilen 07.06.2011 tarih ve 2009/218-2011/368 sayılı kararın Yargıtayca incelenmesi davalı vekili ve davacı vekili tarafından istenmiş ve temyiz dilekçesinin süresi içinde verildiği anlaşılmış olmakla, dava dosyası için Tetkik Hakimi ... tarafından düzenlenen rapor dinlendikten ve yine dosya içerisindeki dilekçe, layihalar, duruşma tutanakları ve tüm belgeler okunup, incelendikten sonra işin gereği görüşülüp, düşünüldü:
Davacı vekili, müvekkilince yapılan denetleme sonucunda, davalı şirket tarafından, şirket ana sözleşmesinde belirtilen faaliyet konusuna girmediği halde, davalıya ait arsalar üzerinde yapılacak projeye ilişkin olarak sözleşme imzaladığı dava dışı ... San. Ltd. Şti'nin borçlarına ipotek, aval ve kefalet verildiğinin tespit edildiğini ileri sürerek, Sermaye Piyasası Kanunu'nun 46/1-c maddesi hükmü gereği hukuka aykırılığın tespitini ve iptalini talep ve dava etmiştir.
Davalı vekili, davanın reddini savunmuş ise de, 03.07.2009 tarihli dilekçesi ile davayı kabul etmiştir.
Asli müdahil vekili, davalı şirketin, müvekkili bankanın kredi müşterilerinden dava dışı ... Elkt. San. Ltd. Şti'nin kullandığı krediler için borçlu ve müteselsil kefil olarak imza atarak kendisine ait taşınmaz üzerinde ipotek tesis ettirdiğini ve kambiyo senedine aval verdiğini, kredi borcunun ödenmemesi nedeniyle icra takibinin başlatıldığını, davanın kabulü halinde müvekkili bankanın hakkının zayi olacağını ileri sürerek davanın reddini talep etmiştir.
Mahkemece, iddia, savunma ve benimsenen bilirkişi raporuna göre, davalı şirket ana sözleşmesi ile ipotek verme olgusunun şirket konusu içine alındığı, kefalet ve aval işlemlerinin ticaret hayatının vazgeçilmez işlemleri arasında olduğu, dava konusu işlemin davalı şirketin yetkili organları aracılığıyla usulüne uygun olarak tesis edildiği, dava konusu işlemlerde hukuka aykırılığın bulunmadığı, her ne kadar davalı tarafça dava kabul edilmiş ise de, kabul beyanından müdahil davalı yanın zarar göreceği açık olduğundan, kabul beyanının HUMK'nun 92-95. maddeleri anlamında davayı sonuçlandıran işlemlerden olmadığı gerekçesiyle, davanın reddine karar verilmiştir.
Kararı, davacı vekili ile davalı vekili temyiz etmiştir.
Dava dosyası içerisindeki bilgi ve belgelere, mahkeme kararının gerekçesinde dayanılan delillerin tartışılıp, değerlendirilmesinde usul ve yasaya aykırı bir yön bulunmamasına göre, davalı vekili ve davacı vekilinin tüm temyiz itirazları yerinde değildir.
SONUÇ: Yukarıda açıklanan nedenlerden dolayı, davalı vekili ve davacı vekilinin bütün temyiz itirazlarının reddiyle usul ve kanuna uygun bulunan hükmün ONANMASINA, aşağıda yazılı bakiye 03,...'ar TL temyiz ilam harcının temyiz eden taraflardan ayrı ayrı alınmasına, ....03.2013 tarihinde oybirliğiyle karar verildi.
Full & Egal Universal Law Academy