MAHKEMESİ :ASLİYE HUKUK MAHKEMESİ
Taraflar arasında görülen davada ... Asliye Hukuk Mahkemesi’nce verilen 05...2011 tarih ve 2010/124-2011/316 sayılı kararın Yargıtayca incelenmesi davacı vekili tarafından istenmiş ve temyiz dilekçesinin süresi içinde verildiği anlaşılmış olmakla, dava dosyası için Tetkik Hakimi ... tarafından düzenlenen rapor dinlendikten ve yine dosya içerisindeki dilekçe, layihalar, duruşma tutanakları ve tüm belgeler okunup, incelendikten sonra işin gereği görüşülüp, düşünüldü:
Davacı vekili, müvekkilinin evini davalı şirkete evim paket poliçesi ile sigortalattığını, sonrasında müvekkilinin evinin yer kayması nedeniyle eşyalarla birlikte tamamen hasar gördüğünü, bu hasarın davalı şirkete bildirildiğini ve eksper tarafından tüm hasarların tespit edildiğini, ancak davalı şirketin herhangi bir müvekkilinin zararını karşılayacak herhangi bir sigorta bedeli ödenmediğini ileri sürerek 40.000 TL tazminatın 04/03/2010 tarihinden itibaren işleyecek yasal faizi ile birlikte davalı şirketten alınarak müvekkiline ödenmesini talep ve dava etmiştir.
Davalı vekili, taşınmazın ... adına tapuya kayıtlı olduğunu, bu nedenle davacının dava ehliyeti ve taraf sıfatının bulunmadığını, öncelikle taraf sıfatı ve ehliyeti yokluğundan mahkemece aksi kanaatte olması halinde esastan davanın reddini istemiştir.
Mahkemece, iddia, savunma ve benimsenen bilirkişi raporuna göre, davacı/sigortalı ... ile davalı şirketin sigorta poliçesi düzenlendiği, tapu kaydının incelenmesinden hasarın meydana geldiği belirtilen yerin dava dışı Latife Akçay adına 20/08/2009 tarihinde samanlık ve fındık bahçesi olarak tescil edildiği, ...'ya göre bir kimsenin başkasına ait bir menfaati sigorta ettirmesinin mümkün olduğu, ancak bu durumda sigortacıya karşı prim ödemekle yükümlü olan kişi sigorta ettiren iken rizikonunu meydana gelmesi halinde sigortacıdan tazminat talep edebilecek kişi ancak menfaati sigorta ettirmiş olan sigortalı olacağı gerekçesi ile davanın husumet yokluğundan reddine karar verilmiştir.
Kararı davacı vekili temyiz etmiştir.
Sigorta sözleşmesinin en önemli unsurlarından biri menfaattir. Günümüzde modern sigorta hukukunda baskın olan görüş, zarar sigortalarında sigorta konusu “mal” yani eşya olmayıp, eşya üzerindeki menfaattir. Bu menfaatin sigorta edilebilmesi için ayrıca para ile ifade edilen ekonomik bir değerinin olması gerekir. Mal sigortalarında menfaat sahibi kavramını düzenleyen eski ...'nın 1269. maddesine göre, “Bir malı muayyen rizikolara karşı temin etmekte para ile ölçülebilecek bir menfaati olan malik, malikin adi veya rehinli
alacaklısı, malın muhafazasından dolayı malikine karşı mesul olan acenta, kiracı, komisyoncu ve diğer kimseler, malın muhafazasında hakikaten menfaati olan kimseler yahut bunların kanuni temsilcileri bu menfaati sigorta ettirebilirler.” Dosyada mevcut poliçede sigortalı ve sigorta ettiren olarak ... görünmektedir. Sigorta konusu taşınmazın tapusundan da malikin sigortalının eşi ...ait olduğu anlaşılmaktadır. Bu durumda davacının eşi adına kayıtlı ve birlikte oturduğu bir taşınmazı sigorta ettirmekte menfaati bulunduğunun kabulü ile uyuşmazlığın esasına girilmesi gerekirken yazılı gerekçe ile davanın reddine karar verilmiş bulunması doğru bulunmamış hükmün bu nedenle bozulması gerekmiştir.
SONUÇ: Yukarıda açıklanan nedenle davacı vekilinin temyiz itirazının kabulü ile hükmün yukarıda yazılı nedenle davacı yararına BOZULMASINA, 18.02.2013 tarihinde oybirliğiyle karar verildi.
Full & Egal Universal Law Academy