MAHKEMESİ:ASLİYE HUKUK MAHKEMESİ
Taraflar arasında görülen davada ... .... Asliye Hukuk Mahkemesi’nce verilen 22/.../2011 tarih ve 2011/126-2011/489 sayılı kararın Yargıtayca incelenmesi davacı vekili tarafından istenmiş ve temyiz dilekçesinin süresi içinde verildiği anlaşılmış olmakla, dava dosyası için Tetkik Hakimi ... tarafından düzenlenen rapor dinlendikten ve yine dosya içerisindeki dilekçe, layihalar, duruşma tutanakları ve tüm belgeler okunup, incelendikten sonra işin gereği görüşülüp, düşünüldü:
Davacı vekili, davacının yolcu olarak bulunduğu davalı ...'ın maliki olduğu, ...'nın yönetimindeki 06 T 3835 plakalı ticari taksi ile davalı ...'in yönetimindeki özel halk otobüsünün çarpışması sonucu yaralandığını, davacının kaza sebebiyle iş göremez duruma düştüğünü, bakıma muhtaç hale geldiğini ileri sürerek, 100.000,00 TL manevi tazminatın temerrüt faizi ile birlikte davalılardan tahsilini talep ve dava etmiştir.
Davalılar ..., ... ve ... vekili, davalı sürücü Haydar'ın kusurunun bulunmadığını, istemin fahiş olduğunu savunarak, davanın reddini istemiştir.
Diğer davalılar vekili, müvekkillerinin kusursuz olduğunu savunarak, davanın reddini istemiştir.
Mahkemece, iddia, savunma, bilirkişi raporu ve dosya kapsamına göre, olayda sürücü ...'nın %75, diğer sürücü ...'in %... kusurlu oldukları gerekçesiyle, tarafların sosyal ekonomik durumu, davacının çektiği acı ve elem ile davalı şoförlerin şehir içi taşımacılık görevi yapıp, bu konuda daha profesyonel olmaları gerektiği nazara alınarak davanın kısmen kabulüne, ....000,00 TL manevi tazminatın temerrüt faizi ile birlikte davalılardan tahsiline karar verilmiştir.
Kararı, davacı vekili temyiz etmiştir.
Dava, davacının yolcu olarak bulunduğu ticari taksi ile özel halk otobüsünün çarpışması sonucu meydana gelen kazada yaralanması sebebiyle kazaya karışan her iki aracın şoförleri ve işletenleri aleyhine açılan manevi tazminat istemine ilişkindir.
Borçlar Kanunu’nun 47. maddesi hükmüne göre hakimin özel durumları göz önünde tutarak hükmedeceği manevi tazminat miktarı adalete uygun olmalıdır. Hükmedilecek bu para, zarara uğrayanda manevi huzuru gerçekleştirecek ve tazminata benzer bir fonksiyonu da olan özgün bir nitelik taşır. Manevi tazminat bir ceza olmadığı gibi mamelek hukukuna ilişkin zararın karşılanmasını da amaç edinmemiştir. Zarar görenin zenginleşmemesi, zarar sorumlusunun da fakirleşmemesi gerekmektedir. O halde, bu tazminatın sınırı onun amacına göre belirlenmelidir. Takdir edilecek miktar, mevcut halde elde edilmek istenen tatmin duygusunun etkisine ulaşmak için gerekli olan kadar olmalıdır. 22.06.1976 günlü ve 7/7 sayılı İçtihadı Birleştirme Kararı’nın gerekçesinde de takdir edilecek manevi tazminatın tutarını etkileyecek özel hal ve şartlar açıkça gösterilmiştir. Bunlar her olaya göre değişebileceğinden, hakim bu konuda takdir hakkını kullanır iken ona etkili olan nedenleri de karar yerinde objektif ölçülere göre isabetli bir biçimde göstermelidir.
Somut olayda, davacının % 69 oranında genel beden gücü kaybı oluşmuş, başkalarının sürekli bakımına muhtaç olduğu bildirilmiş, mahkemece yazılı gerekçelerle davacı lehine ....000,00 TL manevi tazminata hükmedilmiştir. Bu haliyle, davacı lehine hükmedilen manevi tazminat, davacının olaydan etkileniş derecesine, olay tarihindeki paranın alım gücüne ve somut olayın özelliklerine uygun düşmemekte ve az olup, mahkemece, davacı lehine daha ılımlı ve adalete uygun, makul bir miktarda manevi tazminata hükmedilmesi gerekirken yukarıda açıklanan şekilde karar verilmesi doğru görülmemiş, kararın temyiz eden davacı yararına bozulmasına karar vermek gerekmiştir.
SONUÇ: Yukarıda açıklanan nedenlerle davacı vekilinin temyiz itirazlarının kabulüyle hükmün davacı yararına BOZULMASINA, ödediği temyiz peşin harcın isteği halinde temyiz edene iadesine, 20.02.2013 tarihinde oybirliğiyle karar verildi.