MAHKEMESİ :FİKRİ VE SINAÎ HAKLAR HUKUK MAHKEMESİ
Taraflar arasında görülen davada ... 4. Fikri ve Sınaî Haklar Hukuk Mahkemesi’nce verilen 30.122011 tarih ve 2010/341-2011/466 sayılı kararın Yargıtayca incelenmesi davacı vekili tarafından istenmiş ve temyiz dilekçesinin süresi içinde verildiği anlaşılmış olmakla, dava dosyası için Tetkik Hakimi ... tarafından düzenlenen rapor dinlendikten ve yine dosya içerisindeki dilekçe, layihalar, duruşma tutanakları ve tüm belgeler okunup, incelendikten sonra işin gereği görüşülüp, düşünüldü:
Davacı vekili, davalı şirket adına 08.01.1996 tarih ve 1996/000266 (165942) sayılı "..." markasının tescil edildiği sınıflar bakımından kullanılmadığını, bu markalar altında davalının ticari bir faaliyetinin bulunmadığını, markanın kullanımından söz edebilmek için markanın sahibi tarafından tescil edildiği şekil ve tescil olunduğu mal ve hizmetlerle ilgili olarak kullanılmış olması gerektiğini ileri sürerek davalıya ait markanın 556 sayılı KHK'nin 14. ve 42/c maddeleri uyarınca hükümsüzlüğünün tespiti ile markalar sicilinden terkinine karar verilmesini talep ve dava etmiştir.
Davalı vekili, müvekkilinin “...” ibareli markalasının tescil edildiği sınıflar bakımından kullanılmadığı yönündeki iddialarının haksız ve yersiz olduğunu, dava konusu markaların ürün, cins ve niteliklerine göre ürettilen ürünlerin ambalajlarında, satış ve pazarlamasında, faturalarında, ürün tanıtımına yönelik reklam, katalog, dergi ve broşürlerinde, internet web sayfalarında kullanıldığını savunarak davanın reddini istemiştir.
Mahkemece, iddia, savunma, benimsenen bilirikişi raporu ve tüm dosya kapsamı uyarınca davalı ticari defterlerin usulüne uygun tutulduğu ve buna göre, davalının 2005 yılında 26.031,60m2, 2006 yılında 201.307,08m2, 2007 yılında 262.568,24,00m2, 2008 yılında 215.051,04m2, 2009 yılında 200.007,78m2, 2010 yılında dava tarihinden ... ay öncesine kadar 130.333,68m2 satış yaptığının tespit edildiği ve bu miktarların davaya konu markalı ürün için ciddi bir kullanım sayılacağı gerekçesiyle davanın reddine karar verilmiştir.
Kararı, davacı vekili temyiz etmiştir.
Dava dosyası içerisindeki bilgi ve belgelere, mahkeme kararının gerekçesinde dayanılan delillerin tartışılıp, değerlendirilmesinde usul ve yasaya aykırı bir yön bulunmamasına göre, davacı vekilinin tüm temyiz itirazları yerinde değildir.
SONUÇ: Yukarıda açıklanan nedenlerden dolayı, davacı vekilinin bütün temyiz itirazlarının reddiyle usul ve kanuna uygun bulunan hükmün ONANMASINA, aşağıda yazılı bakiye 03,... TL temyiz ilam harcının temyiz edenden alınmasına, 04.03.2013 tarihinde oybirliğiyle karar verildi.
Full & Egal Universal Law Academy