(6762 S. K. m. 1332)
Taraflar arasında görülen davada Osmancık Sulh Hukuk Mahkemesi'nce verilen 10.11.2010 tarih ve 2009/519-2010/870 sayılı kararın Yargıtayca incelenmesi davalı vekili tarafından istenmiş ve temyiz dilekçesinin süresi içinde verildiği anlaşılmış olmakla, dava dosyası için Tetkik Hakimi Fatma Serap İmamgiller tarafından düzenlenen rapor dinlendikten ve yine dosya içerisindeki dilekçe, layihalar, duruşma tutanakları ve tüm belgeler okunup, incelendikten sonra işin gereği görüşülüp, düşünüldü:
Davacı vekili, 20.01.2005 tarihinde mülkiyeti kendisine ait olan aracı ile kaza yaptığını, kaza sonrasında yaralandığını ve iş gücü kaybına uğradığını, kaza yaptığı tarihte aracının davalı sigorta şirketine sigortalı olduğunu, poliçeye göre sigorta şirketinin sürekli sakatlık halinde koltuk başına 6000,00 TL ödemesi gerektiğini, kaza sonrasında Ankara Ü. Tıp Fakültesi İbni Sina ve Cebeci Hastanesinden aldığı rapora göre tüm vücut fonksiyon kaybının %21 olduğunu ileri sürerek, 6000,00 TL'nin kaza tarihi olan 20.01.2005 tarihinden itibaren işleyecek kanuni faizi ile birlikte davalıdan tahsilini talep ve dava etmiştir.
Davalı vekili, davacı taleplerinin zaman aşımına uğradığını, maluliyet miktarının tespiti için aktüerya hesabı konusunda uzman bilirkişiler eşliğinde bilirkişi incelemesi yapılması gerektiğini, davacının müvekkili şirkete başvurmadan ve temerrüde düşürmeden dava açtığını savunarak, davanın reddini istemiştir.
Mahkemece, iddia, savunma, bilirkişi raporu ve tüm dosya kapsamına göre; davacı tarafça yapılan tek taraflı trafik kazası sonucunda davacının vücudunda fonksiyon kaybı olacak şekilde yaralandığı, davacının özür durumunu tespit eden rapor tarihleri dikkate alındığında, zamanaşımı definin yerinde olmadığı, sigorta poliçesi uyarınca sürekli sakatlık halinde davacının sigorta şirketinden 6000,00 TL tazminat talep etme hakkının olduğu gerekçesiyle, davanın kabulüne, 6000,00 TL tazminatın dava tarihi olan 08.07.2009 tarihinden itibaren işleyecek yasal faizi ile birlikte davalıdan tahsiline karar verilmiştir.
Kararı, davalı vekili temyiz etmiştir.
1- Dava, taraflar arasındaki motorlu kara taşıtları birleşik kasko sigorta poliçesinden kaynaklanmakta olup, yukarıda yapılan özetten de anlaşılacağı üzere, davacı, davalı şirkete aracını sigorta ettirmiş ve davalı şirket tarafından ayrıca ferdi kaza koltuk sigortası teminatı verilmiştir.
Taraflar arasındaki ilişki sigorta ilişkisi olduğundan davalının zamanaşımı def'inin buna göre değerlendirilmesi gerekmekte olup bu açıdan da maluliyet oranının öğrenilmesinin önemi bulunmamaktadır. TTK'nun 1332/son maddesi uyarınca; sigorta alacağı, kazadan sonra 5 gün içinde ihbar olmuşsa ihbarı takip eden günde, ihbar mükellefiyetinin yerine getirilmemesi halinde ise 5 günlük mühletin geçtiği tarihte muaccel olur. Bu itibarla, mahkemece davalının zamanaşımı def'inin sigorta sözleşmesi hükümleri gereğince değerlendirilmesi gerekirken, yazılı gerekçeyle zamanaşımı def'inin reddine karar verilmesi doğru görülmemiş, kararın davalı yararına bozulmasına karar vermek gerekmiştir.
2- Bozma sebep ve şekline göre, davalı vekilinin sair temyiz itirazlarının bu aşamada incelenmesine gerek görülmemiştir.
Sonuç: Yukarıda (1) numaralı bentte açıklanan nedenlerle davalı vekilinin temyiz itirazlarının kabulüyle hükmün davalı yararına BOZULMASINA, (2) numaralı bentte açıklanan nedenlerle davalı vekilinin sair temyiz itirazlarının bu aşamada incelenmesine gerek olmadığına, ödediği temyiz peşin harcın isteği halinde temyiz edene iadesine, 06.06.2012 tarihinde oybirliği ile karar verildi. (¤¤)
Full & Egal Universal Law Academy