MAHKEMESİ :ASLİYE HUKUK MAHKEMESİ
Taraflar arasında görülen davada ... Asliye Hukuk Mahkemesi’nce verilen 05.01.2012 tarih ve 2010/80-2012/7 sayılı kararın Yargıtayca incelenmesi davalı ... A.Ş. vekili tarafından istenmiş ve temyiz dilekçesinin süresi içinde verildiği anlaşılmış olmakla, dava dosyası için Tetkik Hakimi ... tarafından düzenlenen rapor dinlendikten ve yine dosya içerisindeki dilekçe, layihalar, duruşma tutanakları ve tüm belgeler okunup, incelendikten sonra işin gereği görüşülüp, düşünüldü:
Davacı vekili, müvekkilinin davalı bankada bulunan hesabından internet bankacılığı aracığıyla sim kartının kopyasının çıkartılması suretiyle 9.900 TL'nin rızası dışında başka bir hesaba aktarıldığını, davalı bankanın güvenlik önlemlerini almadığını, davalı iletişim şirketinin ise müvekkilinin müracaatı olmaksızın sim kart çıkarttığı için sorumluluğunun bulunduğunu ileri sürerek, 9.900 TL'nin davalılardan müştereken ve müteselsilen tahsilini talep ve dava etmiştir.
Davalı ... vekili, davacının müvekkili banka tarafından verilen şifrenin özenle saklanması ve başkalarınca ele geçirilmesi konusunda tedbirsiz davrandığını savunarak, davanın reddini istemiştir.
Davalı Avea İletişim Hizmetleri A.Ş. vekili, müvekkilinin sorumluluğunun bulunmadığını savunarak, davanın reddini istemiştir.
Mahkemece iddia, savunma ve tüm kanıtlara göre, bir güven kurumu olarak faaliyet gösteren bankaların objektif özen yükümlülüğünün yerine getirilmemesinden kaynaklanan hafif kusurlarından dahi sorumlu olduğu, davalı telefon şirketinin meydana gelen zararda direkt bir kusurunun bulunmadığı, davalı bankanın davalı telefon şirketinin kusurunu iddia ve ispat ile genel hükümler çerçevesinde rücu davası açabileceği, davacının müterafik kusurundan söz edilebilmesi için hesaba girişte kullanılan kişisel bilgilerin davacının özensiz davranış sergilemesi sonucu ele geçirildiğinin somut delillerle kanıtlanması gerektiği gerekçesiyle, davalı Avea İletişim Hizmetleri A.Ş. yönünden davanın reddine, 9.900 TL'nin davalı ... A.Ş'den tahsiline karar verilmiştir.
Kararı, davalı ... A.Ş. vekili temyiz etmiştir.
Dava dosyası içerisindeki bilgi ve belgelere, mahkeme kararının gerekçesinde dayanılan delillerin tartışılıp, değerlendirilmesinde usul ve yasaya aykırı bir yön bulunmamasına göre, ... Bankası A.Ş. vekilinin tüm temyiz itirazları yerinde değildir.
SONUÇ: Yukarıda açıklanan nedenlerden dolayı, ... Bankası A.Ş. vekilinin bütün temyiz itirazlarının reddiyle usul ve kanuna uygun bulunan hükmün ONANMASINA, anlınmadığı anlaşılan 103,50 TL temyiz başvuru harcı ile 676,30 TL temyiz ilam harcının davalı ... A.Ş'den alınmasına, ....02.2013 tarihinde oyçokluğuyla karar verildi.
KARŞI OY YAZISI
Dava, davacının şifresinin üçüncü kişilerce kullanılmak suretiyle davalı banka şubesinde mevcut hesabından yapılan havale yoluyla gerçekleşen zararın davalı bankadan tahsiline yöneliktir.
Dosya kapsamı ve yaptırılan bilirkişi incelemesi sonucunda, zarara yol açan eylemlerin bizzat davacının bilgisayarından elde olunan ve saklamakla yükümlü olduğu kişisel bilgileri kullanılmak suretiyle gerçekleştirildiği, davacının kişisel bilgilerinin bankanın sisteminden ele geçirilmiş olmadığı anlaşılmıştır. Taraflar arasındaki sözleşmede davacının kişisel bilgilerini korumak, üçüncü kişilerin eline geçmesini engellemek konusunda taahhütte bulunduğu açıktır. Keza davacının, opsiyonel olarak sunulmuş olan ek güvenlik önlemlerine itibar etmediği de sabittir. Bu durumda, davacının kişisel bilgilerinin başkalarınca öğrenilmesinde ve ortaya çıkan zararlı sonuçta kusurlu olduğunun kabulü gerekir. Söz konusu kişisel bilgilerin suç teşkil eden bir eylemle elde edilmiş olması sonuca etkili olmayıp ortaya çıkan zararlı sonuçta davacı kişisel bilgilerini saklamakta yeterli özeni göstermemesi nedeniyle, davalı banka ise kusurlu da olsa bilgisayar güvenliğini sağlamakta yetersiz kalan mudilerinin olabileceği gerçeğinden hareketle, kullanıcılar için ek güvenlik önlemlerini zorunlu kılmamış olmaktan ötürü kusurlu sayılmalıdır. Tarafların söz konusu kusur durumunun oransal olarak karar yerinde tartışılıp sonucuna göre davacının davalıdan talep edebileceği meblağın belirlenmesi gerekirken, davanın tümüyle kabulüne karar verilmiş olması yerinde olmamıştır. Bu nedenlerle Dairemiz çoğunluğunun kararın onanmasına ilişen görüşüne katılamıyorum.
Full & Egal Universal Law Academy