MAHKEMESİ :ASLİYE HUKUK MAHKEMESİ
Taraflar arasında görülen davada ... 4. Asliye Hukuk Mahkemesi’nce verilen 01.11.2011 tarih ve 2007/47-2011/286 sayılı kararın Yargıtayca incelenmesi davacı vekili tarafından istenmiş ve temyiz dilekçesinin süresi içinde verildiği anlaşılmış olmakla, dava dosyası için Tetkik Hakimi ... tarafından düzenlenen rapor dinlendikten ve yine dosya içerisindeki dilekçe, layihalar, duruşma tutanakları ve tüm belgeler okunup, incelendikten sonra işin gereği görüşülüp, düşünüldü:
Davacı vekili, müvekkili tarafından işyeri paket sigorta poliçesi ile sigortalı işyerinde davalıların hissedar olduğu binadan çıkan yangının sirayeti nedeniyle hasar oluştuğunu, davalıların kusur ve kusursuz sorumluluklarının bulunduğunu ileri sürerek sigortalıya ödenen 73.691,63 TL'nin rücuen tahsilini talep ve dava etmiştir.
Davalı ... ve ... vekili, yangının müvekkiline ait taşınmazda başlamadığını, yapılan tespitlerin sigortalının kötüniyetine delalet eder tarzda olduğunu savunarak davanın reddini istemiştir.
Davalı ... Genel Müdürlüğü vekili, yangının hissedarı oldukları taşınmazdan çıktığını kabul etmediklerini, bir kısım hadiselerin sigortalının kasten yangını çıkardığı şüphesini oluşturduğunu savunarak davanın reddini istemiştir.
Mahkemece, iddia, savunma, bilirkişi raporları ve tüm dosya kapsamına göre, yangının davalıların 1/... hisseli olarak maliki bulundukları restorandan çıktığı kabul edilmekle birlikte yangına sebebiyet veren üçüncü kişilerin dava dışı kişiler adına kayıtlı taşınmazdan davalıların taşınmazına girdikleri, davalıların BK'nın 58. maddesi kapsamında kusursuz sorumluluğu, zararın, binanın yapılışında ya da bakımında eksiklik bulunması ve zararın bu eksiklikten doğması, zararla yapıda veya bakımındaki eksiklik arasında uygun illiyet bağı bulunmasıyla sınırlı olduğu, davalı taşınmazının cepheli giriş kısmının kapısının kilitli olduğu, yangın ile zarar arasında illiyet bağı bulunmadığı, olayda güvenlik önlemi ve denetim, gözetim görevi yönünden davalı bina sahiplerine BK'nın 58. maddesi kapsamında bir sorumluluk yüklenemeyeceği gerekçesiyle davanın reddine karar verilmiştir.
Kararı, davacı vekili temyiz etmiştir.
Dosyadaki yazılara, mahkemece uyulan bozma kararı gereğince hüküm verilmiş olmasına ve delillerin takdirinde bir isabetsizlik bulunmamasına göre, davacı vekilinin bütün temyiz itirazları yerinde değildir.
SONUÇ: Yukarıda açıklanan nedenlerden dolayı, davacı vekilinin bütün temyiz itirazlarının reddiyle usul ve kanuna uygun bulunan hükmün ONANMASINA, aşağıda yazılı bakiye 03,... TL temyiz ilam harcının temyiz edenden alınmasına, 04.03.2013 tarihinde oybirliğiyle karar verildi.
Full & Egal Universal Law Academy