MAHKEMESİ:FİKRİ VE SINAÎ HAKLAR HUKUK MAHKEMESİ
Taraflar arasında görülen davada ... 1. Fikri ve Sınaî Haklar Hukuk Mahkemesi’nce verilen 25/01/2011 tarih ve 2008/87-2011/9 sayılı kararın Yargıtayca incelenmesi davacı vekili tarafından istenmiş ve temyiz dilekçesinin süresi içinde verildiği anlaşılmış olmakla, dava dosyası için Tetkik Hakimi ... tarafından düzenlenen rapor dinlendikten ve yine dosya içerisindeki dilekçe, layihalar, duruşma tutanakları ve tüm belgeler okunup, incelendikten sonra işin gereği görüşülüp, düşünüldü:
Davacı vekili, müvekkilinin ... nezdinde tanınmış marka statüsünde bulunan "..." ibareli markanın ve "..." esas unsurlu markaların inhisari lisansla hak sahibi bulunduğunu, bunun yanında "..." ibareli markasının adına tescilli olduğunu, davalı şirket ünvanının markaları ile aynı olup mevzuat uyarınca tanınmış markanın şirket ünvanı olarak da kullanılamayacağını, tüketiciler nezdinde taraflar arasında bir bağ olduğu şeklinde algılanacağını, ticaret ünvanının iltibasa sebep olacağını ileri sürerek "..." ibaresinin davalının şirket ünvanından terkinini, marka hakkına tecavüz ve haksız rekabet sebebiyle şimdilik 7.000,00 TL maddi tazminatın tahsilini talep ve dava etmiştir.
Davalı vekili, müvekkilinin davacının markasının tescilinden önce kurulduğunu, ticaret ünvanını markasal olarak kullanmadığını savunarak davanın reddini istemiştir.
Mahkemece, iddia, savunma, benimsenen bilirkişi raporu ve tüm dosya kapsamına göre, taraf markaları arasında benzerlik bulunmadığı, 556 sayılı KHK'nın .... maddesinde inhisari lisans sahibinin marka hakkına tecavüz durumunda tecavüzün önlenmesi için dava açılabileceğinin belirtilmiş olmasına karşın ...'da üçüncü kişilere karşı ticaret ünvanının terkini davası açılabileceğine dair bir hüküm bulunmadığı, hal böyle olsa dahi davacının inhisari lisans yoluyla kullandığı "..." markaları ile davalının ticaret ünvanındaki "..." ibaresinin iltibasa sebep olacak kadar benzer bulunmadığı, kendi markası olan "..."ü de fiilen kullanmadığı, ticaret ünvanının davacı markalarına tecavüz etmediği, ayrıca davalının ticaret ünvanının kayıtlı olduğu tarih göz önüne alındığında uzun bir süre geçtiği ve 5 yıl sessiz kalma yoluyla hak kaybına uğradığı gerekçesiyle davanın reddine karar verilmiştir.
Kararı, davacı vekili temyiz etmiştir.
Dava dosyası içerisindeki bilgi ve belgelere, mahkeme kararının gerekçesinde dayanılan delillerin tartışılıp, değerlendirilmesinde usul ve yasaya aykırı bir yön bulunmamasına, davacı şirket adına tescilli "..." ibareli markanın da varlığı nedeniyle davada aktif dava ehliyeti bulunduğundan mahkemenin aksine görüşü isabetli olmamakla birlikte, davalı şirketin ticaret ünvanının sicile tescil tarihinden itibaren uzunca bir süre geçtikten sonra işbu davanın açılmasının Türk Medeni Kanunu'nun ...'inci maddesine aykırılık oluşturduğuna dair gerekçenin isabetli bulunmasına göre davacı vekilinin yerinde görül...en tüm temyiz itirazlarının reddine karar vermek gerekmiştir.
SONUÇ: Yukarıda açıklanan nedenlerle, davacı vekilinin bütün temyiz itirazlarının reddiyle usul ve kanuna uygun bulunan hükmün ONANMASINA, aşağıda yazılı bakiye 03,... TL temyiz ilam harcının temyiz edenden alınmasına, 04.03.2013 tarihinde oybirliğiyle karar verildi.