(818 S. K. m. 487) (6098 S. K. m. 586) (2004 S. K. m. 45, 257, 265)
Dava ve Karar: Taraflar arasında görülen davada İzmir 4. Asliye Ticaret Mahkemesi'nce verilen 14.12.2011 tarih ve 2011/296-2011/296 D.İş sayılı kararın Yargıtayca incelenmesi ihtiyati haciz isteyen alacaklı vekili tarafından istenmiş ve temyiz dilekçesinin süresi içinde verildiği anlaşılmış olmakla, dava dosyası için Tetkik Hakimi M. A. tarafından düzenlenen rapor dinlendikten ve yine dosya içerisindeki dilekçe, layihalar, duruşma tutanakları ve tüm belgeler okunup, incelendikten sonra işin gereği düşünüldü:
İhtiyati haciz kararına itiraz edenler vekili, ihtiyati haciz kararına konu olan senedin teminat senedi niteliğinde olduğunu, ihtiyati haciz talep eden bankanın alacağının ipotekle teminat altına alındığını ileri sürerek, ihtiyati haciz kararına itiraz etmiştir.
İhtiyati haciz isteyen alacaklı vekili itirazın reddine karar verilmesini talep etmiştir.
Mahkemece, itiraz edenlerin itiraz nedenlerinin İ.İ.K.nun 265. maddesinde sayılan nedenlerden olmadığı gerekçesiyle borçluların yokluğunda verilen itirazın reddine dair karar Dairemizce itirazın incelenmesi duruşmalı olarak yapıldığı ancak itiraz edenler vekiline gönderilen duruşma gününü içerir tebligatın duruşma gününden sonraki bir tarihte tebliğ edildiği, duruşmanın itiraz edenler vekilinin yokluğunda yapılarak karar verildiği ve bu şekilde savunma hakkının kısıtlandığı gerekçeleriyle bozulmuş, mahkemece bozma ilamına uyularak bu kez İ.İ.K'nun 257. maddesinde rehinle temin edilmemiş ve vadesi gelmiş bir para borcunun alacaklısı ihtiyati haciz talebinde bulunabileceğinden ve ihtiyati hacze itiraz edenlere ait taşınmazlara asıl borçlu şirketin borçlarının teminatını teşkil edecek şekilde ipotek tesis edildiği gerekçesiyle itirazın kabulüne karar verilmiştir.
Kararı, ihtiyati haciz isteyen alacaklı vekili temyiz etmiştir.
İ.İ.K.nun 45. maddesi hükmüne göre, rehinle temin edilmiş bir alacağın borçlusu iflasa tabi şahıslardan olsa bile alacaklı, yalnız rehinin paraya çevrilmesi yoluyla takip yapabilir. Ancak, poliçe ve emre muharrer senetlerle çekler hakkındaki takip hükümleri saklıdır. Aynı Kanunun 257. maddesi uyarınca da ihtiyati hacze karar verilebilmesi için gerekli koşullardan biri de alacağın rehinle temin edilmemiş olmasıdır. Bahse konu yasal düzenlemeler, borçluya yöneliktir. Kefillerin sorumluluğu ise, B.K.nun 487/1. maddesinde hükme bağlanmış olup. anılan düzenlemeye göre kefil, borçluyla beraber müteselsil kefil ve müşterek müteselsil borçlu sıfatıyla veya bu gibi diğer bir sıfatla borcun ifasını deruhte etmiş ise, alacaklı, asıl borçluya müracaatla rehinleri paraya çevirtmeden önce kefil aleyhine de takibat yapabilir.
O halde, ihtiyati haciz isteyen alacaklının, kredi sözleşmesinde müşterek müteselsil borçlu ve kefil sıfatı taşıyan ihtiyati hacze itiraz eden borçlular aleyhine, kefilin kefaletinin teminatı olarak değil borçlunun borcunun teminatı için tesis edilen rehine başvuru şartı olmaksızın B.K.nun 487/1. maddesine dayanarak ihtiyati haciz talebinde bulunmasında engel bir durum bulunmadığı gözetilerek sonucuna göre karar verilmesi gerekirken, yazılı gerekçeyle ihtiyati haciz kararına itirazın kabul edilmesi bozmayı gerektirmiştir.
Sonuç: Yukarıda açıklanan sebeplerle ihtiyati haciz isteyen vekilinin temyiz itirazının kabulüyle kararın BOZULMASINA, ödenen temyiz peşin harcın istemi halinde temyiz edene iadesine, 11.04.2012 tarihinde oybirliği ile karar verildi. (¤¤)
Full & Egal Universal Law Academy