(1512 S. K. m. 162)
Dava: Taraflar arasında görülen davada Bursa 5. Asliye Hukuk Mahkemesi'nce verilen 4.10.2010 tarih ve 2006/229-2010/446 Sayılı kararın Yargıtayca incelenmesi davacı vekili tarafından istenmiş ve temyiz dilekçesinin süresi içinde verildiği anlaşılmış olmakla, dava dosyası için Tetkik Hakimi M. A. tarafından düzenlenen rapor dinlendikten ve yine dosya içerisindeki dilekçe, layihalar, duruşma tutanakları ve tüm belgeler okunup, incelendikten sonra işin gereği düşünüldü:
Karar: Davacı vekili, müvekkilinin Mudanya Noterliği'nin satış vekaletnamesine istinaden Bursa 14. Noterliğinin kesin satış sözleşmesi ile ... ... ... plakalı aracı satın aldığını, yapılan tahkikat sonucunda noter satış sözleşmesinde vekaleten satıcı görünen T.D. ve Mudanya Noterliğince düzenlenen vekaletnamenin vekil edeni M.Ö.'nün gerçekte satışı yapan kişi olmadığı ve sahte kimlikle satış yapıldığını öğrendiğini, aracın müvekkilinden alınarak gerçek araç maliki olan M.Ö.'ye teslim edildiğini, noterlerin objektif sorumluluk ilkesi gereği gerek kendileri gerekse yanında çalışanlarının işlemlerinden doğan zararlardan sorumlu olduklarını, davalı sigorta şirketinin noterlerin yapmış olduğu işlemleri hukuki mali sorumluluk sigortasıyla sigorta ettiğini, davalıların müteselsilen sorumlu olduğunu ileri sürerek 24.200,00 TL maddi zararın dava tarihinden itibaren yasal faiziyle tahsilini talep ve dava etmiştir.
Davalı S.Ş. vekili, müvekkilinin mevcut noter vekaletnamesine istinaden satış sözleşmesini düzenlediğini, gerekli özeni gösterip vekaletnamenin doğru olup olmadığına dair işlemin yapıldığı Mudanya noterliğinden teyit aldığını, ibraz edilen fotoğraflı, soğuk damgalı, resmi sürücü ehliyeti ve tescil belgesini inceleyip sözleşmeyi tamamladığını, Mudanya da vekaletname işlemi yapılırken ibraz edilen kimlik belgelerinin sahte olup olmadığının belirlenmesinin fiilen mümkün olmadığını, ilk bakışta sahteliği anlaşılamayan ve iğfal kabiliyeti bulunan belgeye göre işlem yapmasında müvekkilinin kusurunun bulunmadığını savunarak davanın reddini istemiştir.
Davalı Ş.K. vekili, ibraz edilen sürücü belgesinin noter görevlilerince incelendiğini, herhangi bir noksanlık ya da kazıntı bulunmadığını, resim üzerinde belgeyi tanzim eden makamın soğuk mührünün mevcut olduğunu, noterde çalışanların kusurunun bulunmadığını savunarak davanın reddini talep etmiştir.
Davalı A. A.Ş. vekili, noter elemanlarının iğfal kabiliyeti olan belgeyle işlem yapmalarından dolayı sorumlu olmayacaklarını savunarak davanın reddini istemiştir.
Mahkemece, olayda zarar verici sonucu doğuran satış belgelerinde ve vekaletnamede kullanılan kimlik üzerindeki sahtecilik, iğfal kabiliyeti taşıdığından işlemleri yapan davalı noterler ve çalıştırdıkları kimseler bakımından illiyet bağının kesilmiş olduğu, ayrıca satışa dayanak yapılan ve sahte sürücü belgesi kullanılarak düzenlettirilen vekaletnamenin arkasında sürücü belgesinin fotokopisi alınmış olduğundan aslı ele geçirilemeyen sürücü belgesi yerine fotokopiyle inceleme yapılmasında hukuka aykırılık bulunmadığı, bilerek ve isteyerek sahtecilik yapan kişilerin olayda tam kusurlu oldukları, oluşan zararla noterlik işlemleri arasındaki uygun illiyet bağının kesilmiş olduğu, kusursuz sorumluluk yoluna gidilemeyeceği gerekçesiyle kanıtlanamayan davanın reddine karar verilmiştir.
Kararı, davacı vekili temyiz etmiştir.
Dava, haksız eylem sebebiyle tazminat istemine ilişkindir. Davacı, sahte vekaletname tanzim edilmesi ve bu vekaletnameye dayalı olarak araç satış sözleşmesi düzenlenmesi sebebiyle uğradığı zararın tazminini talep etmiştir.
Noterlerin, Noterlik Yasası'nın 162. maddesi uyarınca sorumlu olmaları için, kusurlu olmalarının gerekmediği tartışmasızdır. Diğer bir anlatımla, tüm kusursuz sorumluluk hallerinde olduğu üzere, zarar gören, davalının kusurunu kanıtlamak zorunda değildir. Kusursuz sorumluluğun kusurlu sorumluluktan tek farkı bu noktada toplanmaktadır. Bu bağlamda zarar gören, kusurlu sorumlulukta olduğu üzere zararını ve zararla eylem arasındaki uygun illiyet bağını kanıtlamak zorundadır.
Somut olayda, araç satışı için vekaletname düzenlendiği sırada verilen kimlik belgesinin sahte olduğu, bu sahte belgeyle düzenlenen vekaletnameye dayalı olarak kati araç satış sözleşmesinin düzenlendiği, aracın gerçek sahibinin satış akdinden sonra aracını geri aldığı, dolayısıyla davacının zararıyla davalıların eylemleri arasında uygun illiyet bağının bulunduğu belirlenmiştir. Ancak doktrinde de değinildiği üzere, kusursuz sorumlulukta da zarar görenin veya üçüncü kişinin ağır kusurunun veya mücbir sebep halleri gibi illiyet bağını kesen bir durumun varlığının kanıtlanması halinde sorumluluktan kurtulunabilecektir (Bkz. R.Özüarı, Açıklamalı Noterlik Kanunu, 3. Bas., Ank. 1987 sh.148 vd.; Dr. Bilal Kartal, Noterlerin Hukuki Sorumluluğu ve Kusursuz Sorumluluk, Yargıtay Dergisi, Cilt 24 say. 3 sh. 340 vd.: Tekinay. Borçlar Hukuku, Genel Hükümler Cilt. 1,1985 İst. sh. 764 vd). Aksi halde risk veya şart nazariyesi öne çıkacak ve zararın var olduğu herhalde, kusursuz sorumlu olanın sorumluluğu yoluna gidilecektir ki böyle bir sonuç, hukukumuzda kabul edilmemiştir.
Dava konusu olayda, davalı Mudanya Noterliğinde düzenlenen vekaletnamenin sahte olduğu zira M. Ö.'e ait sürücü belgesi kullanılarak adına vekaletname düzenlenip dava dışı T.D. isimli şahsın vekil olarak atandığı, akabinde T.D.'nin bu vekaletnameyle Bursa 14. Noterliği tarafından düzenlenen kafi araç satış sözleşmesiyle aracı davacıya sattığı, satıştan sonra aracın gerçek sahibine teslim edilmesiyle davacının zararının doğduğu belirlenmiştir. Vekaletname düzenlenmesinde kullanılan ve ne şekilde ele geçirildiği anlaşılamayan sürücü belgesinin M.Ö. adına kullanıldığının sabit olmasına, M.Ö.'ye ait kimlikteki imzayla vekaletnamedeki imza arasında farklılık bulunmasına göre, davalılarca da vekaletname düzenlenmesi sırasındaki işlemlerin yasayla genelgelere uygun gerçekleştirildiği ve davaya konu vekaletnamenin gerçeğe aykırılığı belirlenemeyen ve üçüncü kişi tarafından sürücü belgesi kullanılarak gerçekleştirildiğinin savunulması karşısında, davalıların zararla nedensellik bağının kesildiğine dair savunması denetime elverişli bir şekilde yeterince değerlendirip tartışılarak, davalı noterlerin sorumlu oldukları sonucuna varılırsa davalı sigorta şirketinin de hukuki mali mesuliyet sigorta poliçesi gereği sorumlu olabileceği dikkate alınarak, sonucuna göre karar verilmesi gerekirken eksik incelemeyle hüküm kurulması doğru olmamış bozmayı gerektirmiştir.
Sonuç: Yukarıda açıklanan nedenlerle, davacı vekilinin temyiz itirazlarının kabulüyle kararın davacı yararına BOZULMASINA, ödenen temyiz peşin harcın istemi halinde temyiz edene iadesine, 21.05.2012 tarihinde oybirliği ile karar verildi. (¤¤)
Full & Egal Universal Law Academy