(2918 S. K. m. 85, 86)
Dava: Taraflar arasında görülen davada Erzurum 2. Asliye Hukuk Mahkemesi'nce verilen 8.4.2010 tarih ve 2008/340-2010/197 Sayılı kararın Yargıtayca incelenmesi davacı vekili tarafından istenmiş ve temyiz dilekçesinin süresi içinde verildiği anlaşılmış olmakla, dava dosyası için Tetkik Hakimi Fatma Serap İmamgiller tarafından düzenlenen rapor dinlendikten ve yine dosya içerisindeki dilekçe, layihalar duruşma tutanakları ve tüm belgeler okunup, incelendikten sonra işin gereği düşünüldü:
Karar: Davacı vekili asıl davada, davacıya ait aracın arızalanması üzerine davalı A. U.'ya ait ve sürücülüğünü davalı Y. Ç.'nin yaptığı araca yüklenerek tamir için Erzurum'a nakledilmek istendiğini, aracın freninin patlaması neticesi ters döndüğünü, üzerinde bulunan davacıya ait aracın 2 metre yükseklikten Jandarma Alay Komutanlığı bahçesine düşmesiyle araç içerisinde bulunan görevli memurlarla araç sürücüsü ve yardımcısının yaralanmasına sebep olunduğunu, araç üzerine yüklü müvekkili Bakanlığa ait araç içerisinde bulunan görevli polis memurlarına İçişleri Bakanlığı Emniyet Genel Müdürlüğü Nakdi Tazminat ve Aylık Bağlanması hakkında Kanun ve yönetmelik gereğince yapılan hesaplama neticesinde toplam 676,31 TL tutarında nakdi tazminat ödendiğini, polis memurlarından H. D. E.'in bu kazada yaralanması sebebiyle %15 oranında malul olduğu yolundaki heyet raporuna istinaden maddi ve manevi tazminat talebiyle davacı aleyhine açılan davada hükmedilen bedel masraflar toplamı 99.423,31 TLnin Ankara 23. İcra Müdürlüğünün 2007/11886 Esas sayılı takip dosyasına ödendiğini ileri sürerek, 676,31 TL nakdi tazminatın ve H. D. E.'ye söz konusu kazada yaralanması sebebiyle mahkeme kararına istinaden ödenen 99.423,31 TLnin ödeme tarihlerinden itibaren işleyecek yasal faiziyle birlikte davalılardan müştereken ve müteselsilen tahsilini talep ve dava etmiştir. Birleşen dosyada icra dosyasına vekalet ücreti olarak 9.020, 73 TL daha ödendiğini belirterek, bu meblağın ödeme tarihinden itibaren yasal faiziyle birlikte tahsilini talep etmiştir.
Davalı Y. Ç. olay tarihinde şoförü olduğu kamyonun arızalı olması sebebiyle Erzurum'a tamire getirecekken özel harekat timlerinin kendilerinin panzerinin arızalandığını, Erzurum'a ağır bakıma gitmesi gerektiğini ve bu aracı kamyonuna yükleyip götürmesi şeklinde hukuk dışı baskıda bulunarak arızalı kamyona panzeri yüklettiklerini. Palandöken dağı inişinde zaten arızalı olan kamyonun freninin patladığını, aracın kontrolünden çıktığını ve devrilmesi sonucunda ağır yaralandığını savunarak, davanın reddini istemiştir.
Davalı A. U. vekili, aracın davacı idare tarafından tutulduğuna fiş veya fatura bulunmadığını, müvekkiline bir ücret ödenmediğini, aracın müvekkilinin rızası dışında tutulduğunu savunarak, davanın reddini istemiştir.
Mahkemece, iddia, savunma ve tüm dosya kapsamına göre, yol güzergahının şoför tarafından belirlenmediği, kamyonun istiap haddi dikkate alındığında yükün taşımaya uygun olduğu, kazanın aracın freninin patlaması sonucu teknik bir arızadan meydana geldiği, gerek araç şoförü gerekse araç malikinin bir kusurlarının bulunduğunun ispatlanamadığı, davalıların sorumluluklarının bulunmadığı gerekçesiyle, asıl ve birleşen davanın reddine karar verilmiştir.
Kararı, davacı vekili temyiz etmiştir.
Dava, davacıya ait aracın taşınması sırasında meydana gelen kaza sebebiyle davacı tarafından yaralananlara ödenmek zorunda kalınan meblağların tahsili istemine ilişkindir.
Davalılardan Y. Ç.'nin sürücüsü olduğu kamyonla davacıya ait aracın taşındığı sırada aracın freninin patlaması sonucu kazanın meydana geldiği, görevli polis memurlarının bu kaza sebebiyle yaralandıkları, davacı tarafından polis memurlarına nakdi tazminat ve maddi manevi tazminat ödendiği, kazanın aracın freninin patlaması sonucu teknik bir arızadan kaynaklandığı şoför ve araç malikinin kusurlarının bulunmadığı yolunda düzenlenen bilirkişi raporuna istinaden mahkemece, yazılı gerekçelerle, davanın reddine karar verildiği anlaşılmaktadır.
Taşıyıcı somut olaydan kaçınabilmek için tedbirli bir taşıyıcıdan beklenen özeni fiilen gösterdiğini ispatlamadıkça sorumluluktan kurtulamayacaktır. Yani taşıyıcı, bir olayın görünüşte kaçınılmazlığından bahisle sorumlu olamayacağını ileri süremez, aksine bu olaydan kaçınabilmek için tedbirli bir taşıyıcıdan beklenen dikkat ve özeni gösterdiğini ispatla mükelleftir. Doktrinde, taşıyıcının hiçbir surette taşıttaki arızalara dayanamayacağı, en üst düzeyde özeni göstermiş olup olmadığının fark etmeyeceği, arıza kavramının geniş yorumlanması gerektiği, aracın hareketini sağlayan parçalardaki arızalarla taşınan yükün güvenliğini sağlayan parçaların hepsinin arıza kavramı içinde kaldığı kabul edilmektedir. Bu suretle, olaydaki fren patlaması sonucu oluşan teknik arızanın, taşıyıcıyı sorumluluktan kurtarmayacağının kabulü gerekir. Ayrıca araç maliki davalı A. U. 2918 Sayılı K.T.K. nun 85 vd. maddeleri uyarınca işleten olup aynı Kanun'un 86. maddesi gereğince sürücünün kusuru olmasa da araçtaki bir bozukluk kazayı etkilemiş ise işletenin sorumluluktan kurtulması mümkün değildir. Bu durumda, fren patlaması sonucu kazanın meydana gelmesine sebep olan teknik arızanın taşıyıcının sorumluluğunu ortadan kaldıran bir sebep olamadığı, bu sebeple taşıyıcı olan davalıların sorumlu tutulması, davalı A. U. 2918 Sayılı K.T.K.nun 85 vd. maddeleri uyarınca işleten olarak da sorumluluğunun bulunduğunun gözetilmesi, tazminat miktarı yönünden gerekli inceleme ve değerlendirmenin yapılarak sonucuna göre karar verilmesi gerekirken yazılı gerekçeyle hukuki yanılgıya, eksik incelemeye ve yanlış nitelemeye dayalı gerekçelerle davanın reddine karar verilmesi doğru görülmemiş, kararın temyiz eden davacı yararına bozulmasına karar vermek gerekmiştir.
Sonuç: Yukarıda açıklanan sebeplerle davacı vekilinin temyiz itirazlarının kabulüyle hükmün davacı yararına bozulmasına, ödediği temyiz peşin harcın istemi halinde temyiz edene iadesine, 23.05.2012 tarihinde oybirliği ile karar verildi. (¤¤)
Full & Egal Universal Law Academy