MAHKEMESİ :TİCARET MAHKEMESİ
Taraflar arasında görülen davada İstanbul 44. Asliye Ticaret Mahkemesi’nce verilen 27.12.2011 tarih ve 2011/110-2011/87 sayılı kararın duruşmalı olarak incelenmesi davacı vekili tarafından istenmiş olup, duruşma için belirlenen 22.11.2013 günü hazır bulunan davacı vekili Av. ... ile davalılar vekili Av. ... dinlenildikten sonra duruşmalı işlerin yoğunluğu ve süre darlığından ötürü işin incelenerek karara bağlanması ileriye bırakıldı. Tetkik Hakimi ... tarafından düzenlenen rapor dinlenildikten ve yine dosya içerisindeki dilekçe, layihalar, duruşma tutanakları ve tüm belgeler okunup incelendikten sonra işin gereği görüşülüp, düşünüldü:
Davacı vekili, davalı ...’ın müvekkili şirkette yönetim kurulu kararı ile görevlendirilen ticari satışlar genel müdürü olduğunu, davalı şirketin de müvekkili şirketten ayrılan dava dışı ... tarafından kurulup müvekkili şirkete vermediği hizmetlerle ilgili olarak tanzim ettiği faturaları davalı ...ile anlaşıp onayını alarak müvekkili şirket ile üçüncü kişi gibi ticari ilişkiye girip haksız çıkar sağladığını, davalı ...’ın davalı şirketin vermediği hizmet ve temin etmediği mallarla ilgili olarak kestiği faturaları görevini kötüye kullanarak onaylamak sureti ile müvekkili şirketi zarara uğrattığını, bu durumun 04.12.2008 tarihinde müvekkili şirket bünyesinde yapılan tahkikat ile anlaşıldığını, bu rapor neticesinde davacının iş akdinin feshedildiğini ileri sürerek, fazlaya ilişkin hakları saklı kalmak kaydıyla 189.354,73 TL’nin faizi ile birlikte davalılardan tahsilini talep ve dava etmiştir.
Davalılar vekili, davalı ...ile davacı arasındaki ilişkinin hizmet ilişkisi olduğunu, davalı ...'ın dava konusu satın almalarda tek başına yetkili olmadığı gibi bir usulsüzlük de bulunmadığını, müvekkili şirket ile davacı arasındaki ticari ilişkinin 2004 yılından beri devam ettiğini, dava konusu faturaların TTK’nun 23. maddesi uyarınca yasal süresinde itiraza uğramadığını savunarak, davanın reddini istemiştir.
Mahkemece, iddia, savunma, bilirkişi raporu ve tüm dosya kapsamına göre, davacı şirketin 2004 yılından beri davalı şirket ile ticari ilişki içinde olup davalı şirketten aldığı mallara karşılık kesilen faturaları defterlerine kaydedip ödediği, dava konusu faturaların 2007 ve 2008 yıllarına ait olduğu, davacının dava konusu faturalara TTK’nun 23. maddesinde öngörülen 8 günlük sürede itiraz etmeyip usulüne uygun olarak tutulan defterlerine kaydettikten sonra ödediği, dava konusu faturaların en sonuncusunun 23.07.2008 tarihli olduğu, davacının uzun süre sessiz kalarak işbu davayı bir yıldan fazla süre geçtikten sonra açmasının hayatın ve ticari hayatın olağan akışına uygun görülmediği, davacının dava konusu faturaları kabul edip ticari defterlerine kaydettikten ve ödedikten sonra artık fatura karşılığı mal ve hizmeti almadığını ileri sürmesinin dürüstlük kuralları ile bağdaşmayacağı, fatura karşılığı mal ve hizmetleri aldığının kabulü gerekeceği kanaatiyle ispatlanamayan davanın reddine karar verilmiştir.
Kararı, davacı vekili temyiz etmiştir.
Dava dosyası içerisindeki bilgi ve belgelere, mahkeme kararının gerekçesinde dayanılan delillerin tartışılıp, değerlendirilmesinde usul ve yasaya aykırı bir yön bulunmamasına göre, davacı vekilinin tüm temyiz itirazları yerinde değildir.
SONUÇ: Yukarıda açıklanan nedenlerden dolayı, davacı vekilinin bütün temyiz itirazlarının reddiyle usul ve kanuna uygun bulunan hükmün ONANMASINA,takdir olunan 990,00 TL duruşma vekalet ücretinin davacıdan alınarak davalılara verilmesine, aşağıda yazılı bakiye 03,15 TL temyiz ilam harcının temyiz edenden alınmasına, 06.12.2013 tarihinde oybirliğiyle karar verildi.
Full & Egal Universal Law Academy