MAHKEMESİ:TİCARET MAHKEMESİ
Taraflar arasında görülen davada ... . Asliye Ticaret Mahkemesi’nce verilen 27.06.2011 tarih ve 2009/466-2011/301 sayılı kararın Yargıtayca incelenmesi davacı vekili tarafından istenmiş ve temyiz dilekçesinin süresi içinde verildiği anlaşılmış olmakla, dava dosyası için Tetkik Hakimi ... tarafından düzenlenen rapor dinlendikten ve yine dosya içerisindeki dilekçe, layihalar, duruşma tutanakları ve tüm belgeler okunup, incelendikten sonra işin gereği görüşülüp, düşünüldü:
Davacı vekili, müvekkili bankanın genel müdürü, yönetim kurulu üyesi, daire başkanı ve şube müdürü olan davalıların, görevde bulundukları dönemde, bankacılık teamüllerine aykırı şekilde, krediye müstehak olmayan firmalara kredi verip banka öz kaynaklarını riske atmak suretiyle, müvekkili bankayı zarara uğrattıklarını ileri sürerek, şimdilik 15.410.514,65 EURO, 30.462.311,98 CHF ve 190.724.920.760 TL'nin, temerrüt faiziyle birlikte davalılardan müteselsilen tahsilini talep ve dava etmiştir.
Bir kısım davalılar davanın reddini savunmuş, bir kısım davalılar savunmada bulunmamıştır.
Mahkemece, iddia, savunma ve tüm dosya kapsamı uyarınca davacı banka tarafından ... 341. maddesi gereğince böyle bir davanın açılabilmesi için genel kurulda dava açılması yönünde karar alınması ve dava tarihi itibari ile şirketin denetçilerinin davaya iştirakinin sağlanması ya da onlardan alınan vekaletnamenin sunulmasının gerektiği, davacı banka tarafından davanın açılması ile ilgili genel kurul kararının sunulduğu ancak HUMK 39. ve 40. maddeleri uyarınca verilen süre ve kesin süreye rağmen dava tarihi itibari ile denetim
kurulu üyeleri olarak görev yapan ... ve ... 'nın davaya iştirakinin sağlanmadığı, bu kişilerden alınan vekaletnamenin de sunulmadığı gererkçesiyle ön koşul yokluğu nedeniyle davanın reddine karar verilmiştir.
Kararı, davacı vekili temyiz etmiştir.
Dava, davalı yönetim kurulu üyeleri ve çalışanların usulsüz olarak verdikleri kredi nedeniyle davacı bankanın zarara uğradığı iddiasına dayalı tazminat istemine ilişkin olup, mahkemece yukarıda anılan gerekçeyle davanın reddine karar verilmiştir. Oysa, davacı bir anonim şirket olup, organları aracılığıyla işlemlerde bulunmaktadır. Yetkili organlarının aldığı karar ve yaptığı işlemler davacı şirket hakkında hukuki sonuç doğurur. Yetkili organları oluşturan kişilerin değişmesi, ayrılması, ölmesi veya sonradan fiil ehliyetlerini kaybetmesinin bir önemi olmayıp, önemli olan organın varlığı ve devamıdır. Şirket adına yapılacak işlerde işlem anındaki yetkili organın karar alması veya işlem yapması yeterli olup, bu kural yasal mevzuat ile şirketlerin mahiyetine de uygun bulunmaktadır.
Somut olayda, yapılan yargılama sırasında işbu davaya muvafakat verilmesine ilişkin olarak genel kurul tarafından alınan karar üzerine aynı genel kurulda seçilen denetim kurulu üyeleri tarafından verilen vekaletname ile usuli eksiklikler giderilmiş olup, mahkemece yargılamaya devam olunarak uyuşmazlığın esasına girilmesi gerekirken, dava tarihindeki denetim kurulu üyelerinin davaya iştiraki sağlanmadığı veya vekaletnameleri sunulmadığı gerekçesiyle yazılı şekilde davanın reddine karar verilmesi doğru görülmemiş, kararın bu nedenle bozulması gerekmiştir.
SONUÇ: Yukarıda açıklanan nedenlerle davacı vekilinin temyiz itirazlarının kabulü ile hükmün davacı yararına BOZULMASINA, ödediği temyiz peşin harcın isteği halinde temyiz edene iadesine, 01.04.2013 tarihinde oybirliğiyle karar verildi.