MAHKEMESİ :TİCARET MAHKEMESİ
Taraflar arasında görülen davada ... .... Asliye Ticaret Mahkemesi’nce verilen 19.12.2011 tarih ve 2009/809-2011/433 sayılı kararın Yargıtayca incelenmesi borcu üstlenen ... vekili tarafından istenmiş ve temyiz dilekçesinin süresi içinde verildiği anlaşılmış olmakla, dava dosyası için Tetkik Hakimi ... tarafından düzenlenen rapor dinlendikten ve yine dosya içerisindeki dilekçe, layihalar, duruşma tutanakları ve tüm belgeler okunup, incelendikten sonra işin gereği görüşülüp, düşünüldü:
Davacı vekili, müvekkilinin biriktirmiş olduğu parasını ... A.Ş. ...Şubesi'ne yatırdığını, bilgisi dışında yatırdığı paranın ... Ltd. hesabına aktarıldığını, ... A.Ş.'ye devlet tarafından el konulduğu haberi yayılınca parasını çekmek için bankaya gitttiğini, ancak bir netice alamadığını, ... ile birlikte banka sahip ve iştiraki olan yöneticilerin müştereken ve müteselsilen sorumlu olduklarını, ileri sürerek 11.000 TL'nin bankaya yatırıldığı 26/11/1999 tarihinden itibaren kapital faizi esasına göre avans faizi ile birlikte davalılardan müştereken ve müteselsilen tahsiline karar verilmesini talep ve dava etmiştir.
Davalı ... A.Ş. ve ihbar olunan borcu üstlenen ... vekili, müvekkili ile ... ... Ltd.'nin tamamen ayrı tüzel kişiliklere sahip olduğunu, başka bir kuruluş nezdindeki alacak için müvekkiline husumet yöneltilemeyeceğini, talebin zamanaşımına uğradığını, davacının serbest iradesi ile kıyı bankacılığını tercih ettiğini, talep edilen faiz miktarının fahiş olduğunu, vadesiz hesaplara yönelik faiz oranının uygulanması gerektiğini savunarak, davanın reddini istemiştir.
Davalılar ..., ..., ..., ... vekilleri, davanın ayrı ayrı reddini istemişlerdir.
Mahkemece, iddia, savunma ve benimsenen bilirkişi raporuna göre, davacı ile davalı banka arasında bir vekalet ilişkisi olduğu, bir güven kuruluşu olan davalı bankanın, davacının bankaya parasını yatırması anından itibaren bu parayı saklamak ve müşterisinin talepleri doğrultusunda işlem yapmak ve müşterisine yatırım aracı ile ilgili risk ve avantajlar konusunda doğru olarak bilgilendirmek zorunda olup, olayda yatırılan paranın faiz avantajları gerçeğe aykırı biçimde anlatıldığı gibi mevduat türü itibariyle mevcut riskler ve paranın garanti altında olmadığı yönünde doğru bilgi de verilmediği, kaldı ki mudinin hesabının ... Ltd.’ye havale edilmesi talimatı bulunsa bile ilgili bankaca bu talimata uygun hareket edilmediği, paranın davalı bankanın kendi iç menfaatleri ve yöneticilerinin talimatları doğrultusunda keyfi kullanıldığı, bu hali ile dönemin bankası ve dolaysıyla külli halefi ... A.Ş.'nin davacının mevduatının tamamından sorumlu olduğu, dava sırasında bu sorumluluk davalı ... tarafından üstlenilmiş olduğundan zararın gideriminden de üstlenen davalı ...’nin sorumluluğuna karar vermek gerektiği, gerekçesiyle davalı ... A.Ş. ve davayı üstlenen ... yönünden davanın kabülüne, 11.000 TL'nin 26/11/1999 tarihinden itibaren 3095 sayılı yasanın .../... maddesi gereğince avans faizi uygulanmak suretiyle davalı (davayı üstlenen ...)'den alınarak davacıya verilmesine, davalılar ..., ..., ..., ... ve ... hakkında açılan davanın takip edilmediğinden HMK'nın 150. maddesi gereğince açılmamış sayılmasına, karar verilmiştir.
Kararı, borcu üstlenen ... vekili temyiz etmiştir.
Dava dosyası içerisindeki bilgi ve belgelere, mahkeme kararının gerekçesinde dayanılan delillerin tartışılıp, değerlendirilmesinde usul ve yasaya aykırı bir yön bulunmamasına göre, borcu üstlenen ... vekilinin tüm temyiz itirazları yerinde değildir.
SONUÇ: Yukarıda açıklanan nedenlerden dolayı, borcu üstlenen ... vekilinin bütün temyiz itirazlarının reddiyle usul ve kanuna uygun bulunan hükmün ONANMASINA, borcu üstlenen ... harçtan muaf olduğundan, harç alınmasına mahal olmadığına, 11.03.2013 tarihinde oybirliğiyle karar verildi.
Full & Egal Universal Law Academy