MAHKEMESİ:TİCARET MAHKEMESİ
Taraflar arasında görülen davada ... 31. Asliye Ticaret Mahkemesi’nce verilen 20.10.2011 tarih ve 2011/90-2011/45 sayılı kararın duruşmalı olarak incelenmesi davalı ... A.Ş.'nin borcu üstlenen sıfatıyla ... vekili tarafından istenmiş olup, duruşma için belirlenen 30.04.2013 günü hazır bulunan davacı vekili Av. ... ile davalı ... vekili Av. ... dinlenildikten sonra duruşmalı işlerin yoğunluğu ve süre darlığından ötürü işin incelenerek karara bağlanması ileriye bırakıldı. Tetkik Hakimi ... tarafından düzenlenen rapor dinlenildikten ve yine dosya içerisindeki dilekçe, layihalar, duruşma tutanakları ve tüm belgeler okunup incelendikten sonra işin gereği görüşülüp, düşünüldü:Davacı vekili, davalı ... A.Ş. yetkililerince güven telkin edilerek yüksek faiz vaadiyle tasarruf sahiplerinin paralarının ... off-shore hesabı adı altında davalı bankada bulunan bir hesaba yatırıldığını, burada toplanan paraların Kıbrıs'a gönderilmeyip ... A.Ş.'nin bünyesinde kullanıldığını, bu şekilde müvekkilinin de zarara uğratıldığını ve verilen zarardan davalı Banka ile birlikte yöneticilerinin de sorumlu olduğunu ileri sürerek, 22.000 USD.'nin bankaya yatırıldığı tarihten itibaren kapital faizi esasına göre avans faizi esası ile birlikte davalılardan müteselsilen tahsiline karar verilmesini talep ve dava etmiştir.
Davalılar vekilleri, davanın reddini savunmuştur.Mahkemece, toplanan kanıtlar ve bilirkişi raporuna dayanılarak, davacının, davalı bankadaki vadesiz döviz mevduat hesabına 19/11/1999 tarihinde 22.000 USD tutarında para yatırdığı ve bu meblağın ... Offshore Ltd. hesabına havale edildiği, davacının mevduat alacağının davalı banka tarafından ... grubuna ait şirketlere usulsüz kredi verilmek suretiyle ile tüketildiği, bu hususların ilgililer hakkında ... 1. Ağır Ceza Mahkemesi'nde yapılan yargılama sonucunda anlaşıldığı, davacının alacağını ... Off Shore Ltd. adlı bankadan tahsil edemediği, yargılama sırasında ...'nin davaya borcu üstlenen sıfatıyla katıldığı, davacı vekilince davalı Banka haricindeki davalılar hakkındaki davanın 15/04/2011 tarihi itibariyle takip edilmeyeceğinin bildirildiği gerekçesiyle davalı Banka yönünden davanın kabulü ile 20.000 USD'nin bankaya yatırıldığı tarihten itibaren işleyecek (kapital faiz esas alınarak) avans faizi ile birlikte bu davalıdan ve borcu üstlenen ...'den alınarak davacıya verilmesine, davalı banka haricindeki davalılar yönünden davanın HMK'nın 150/5. maddesi gereğince açılmamış sayılmasına karar verilmiştir.
Kararı, davalı ... A.Ş.'nin borcunu üstlenen sıfatıyla ... vekili temyiz etmiştir.
1- Dava dosyası içerisindeki bilgi ve belgelere, mahkeme kararının gerekçesinde dayanılan delillerin tartışılıp değerlendirilmesinde usul ve yasaya aykırı bir yön bulunmamasına ve davacı ile davacının parasının havale edildiği ... arasında bir akdi ilişki bulunmadığından, BK’nın 125. maddesinde belirtilen zamanaşımı sürelerinin somut uyuşmazlığa uygulanabilmesi mümkün değilse de, davalı Bankanın sorumluluğunun BK’nın 41 ve 55 ile TTK’nın 336. maddelerinden kaynaklanması ve zamanaşımı süresinin, davacının parasının off-shore bankasından tahsil etme olanağının kalmadığının anlaşıldığı tarihten itibaren işlemeye başlaması karşısında, mahkemece davalı tarafın zamanaşımı savunmasının reddedilmesinde bir isabetsizliğin bulunmamasına göre, davalı ... A.Ş.’nin borcunu üstlenen sıfatıyla ... vekilinin aşağıdaki bendin kapsamı dışında kalan ve yerinde görülmeyen diğer temyiz itirazlarının reddine karar vermek gerekmiştir.
2- Ancak dava, bankacılık işlemlerinden kaynaklanan zararın, zarar sorumlusu bulunan davalılardan tazmini istemine ilişkindir.Yukarıdaki bentte de açıklandığı üzere, davacı ile parasının iradesi dışında havale edildiği dava dışı ... arasında bir akdi ilişki yoktur. Zaten davacı da davasını, davalı banka çalışanları tarafından iradesi dışında (veya iradesi fesada uğratılarak) parasının off-shore bankasına havale edildiği iddiasına dayandırmış, mahkemece de davacının bu iddiasının doğru olduğu sonucuna ulaşılmıştır. Bu durumda somut uyuşmazlıkta, davacının parasının davalı Bankanın haksız fiili sonucu hakimiyetinden çıktığı havale tarihi itibariyle davalının temerrüde düştüğü kabul edilmeli ve hükmedilecek alacağa, havale tarihi itibariyle 3095 sayılı Kanuni Faiz ve Temerrüt Faizine İlişkin Kanun hükümlerine uygun şekilde temerrüt faizi yürütülmelidir. Yoksa davacının parasına havale tarihinden itibaren mevduat faizi, akdi faiz veya kapitalize edilmiş faiz yürütülmesi mümkün olmadığı gibi, mahkemece hükmedildiği şekilde döviz alacağına yasalarda yeri bulunmayan şekilde, avans faizi yürütülmesi de mümkün değildir. Dolayısıyla mahkemece yazılı şekilde hüküm kurulması doğru değilse de, yapılan bu yanlışlığın giderilmesi, yargılamanın yeniden icrasını gerektirmediğinden, HUMK’nın 438/7. maddesi uyarınca, davalı ... A.Ş.’nin borcunu üstlenen sıfatıyla ... vekilinin temyiz itirazlarının kabulü ile kararın düzeltilerek onanması gerekmiştir.SONUÇ: Yukarıda (1) numaralı bentte açıklanan nedenlerle davalı ... A.Ş.’nin borcunu üstlenen sıfatıyla ... vekilinin diğer temyiz itirazlarının reddine, (2) numaralı bentte açıklanan nedenlerle davalı ... A.Ş.’nin borcunu üstlenen sıfatıyla .... vekilinin temyiz itirazlarının kabulü ile yerel mahkeme kararının 1. bendinin 2. ve 3. satırındaki “bankaya yatırıldığı tarihten itibaren işleyecek (kapital faizi esas alınarak) avans” ibarelerinin hüküm fıkrasından çıkarılmasına, çıkarılan bu ibareler yerlerine “19.11.1999 tarihinden itibaren 3095 sayılı Kanuni Faiz ve Temerrüt Faizine İlişkin Kanun’un 4/a maddesi uyarınca Devlet Bankalarının USD ile açılmış bir yıl vadeli mevduat hesabına ödediği en yüksek” ibarelerinin eklenmesine, kararın HUMK’nın 438/7. maddesi uyarınca düzeltilmiş bu şekliyle ONANMASINA, ödediği temyiz peşin harcın isteği halinde temyiz eden davalı ... A.Ş.'ye iadesine, takdir olunan 990,00 TL duruşma vekalet ücretinin davacıdan alınarak davalıya verilmesine, 02.05.2013 tarihinde oybirliğiyle karar verildi.