MAHKEMESİ :TİCARET MAHKEMESİ
Taraflar arasında görülen davada ... 5. Asliye Ticaret Mahkemesi’nce verilen ....06.2011 tarih ve 2007/562-2011/325 sayılı kararın Yargıtayca incelenmesi davacı vekili tarafından istenmiş ve temyiz dilekçesinin süresi içinde verildiği anlaşılmış olmakla, dava dosyası için Tetkik Hakimi ... tarafından düzenlenen rapor dinlendikten ve yine dosya içerisindeki dilekçe, layihalar, duruşma tutanakları ve tüm belgeler okunup, incelendikten sonra işin gereği görüşülüp, düşünüldü:
Davacı vekili, müvekkili ile davalı şirket arasında menkul kıymet alım satım sözleşmesi ve repo ve ters repo çerçeve sözleşmesi imzalandığını, davalının sermaye piyasası mevzuatı çerçevesinde borsa ve borsa dışında her türlü menkul kıymeti müvekkil adına alıp satarak bu menkul kıymetlerin aracı kurum yahut takas bankta saklanması işlemlerini yürüteceğini, sözleşmeye göre alım satım için müşteri emri gerektiğini, alım satım emirlerinin yazılı olacağını ancak telefon faks gibi iletişim araçlarıyla iletilen emirlerin kabul edebileceğini ancak buna ilişkin olarak da taraflar arasında düzenlenen bir talimat olması gerektiğini, davalı aracı kurumun müvekkilin talimatı ve bilgisi dışında hisse senedi alım satımı yaparak davacı hesabına masraf ve faiz işlettiğini, ayrıca hisse senetlerinin bedellerinin talep ettiğini, talimat olmaması nedeniyle işlemlerin kabul edilmemesi üzerine bu senetlerin ve daha önceden talimat yoluyla aldırılan senetlerin satılarak müvekkilinin zarara uğratıldığını, talimatsız alım satımdan dolayı kendisine gönderilen ekstreye itiraz edildiğini ancak icra takibine maruz kaldığını, yapılan takipten dolayı kendilerince menfi tespit davası açıldığını ve mahkemece borçlu olmadığının tespitine karar verildiğini, icra tehdidi altında haksız talep edilen paranın ödenmesi talebiyle ... 8. Asliye Ticaret Mahkemesi'nde 2004/467 nolu dosyasında dava açıldığını, müvekkilinin hisse senetleri talimatı dışında satılmayıp piyasada değerlendirilmiş olsa idi ve kâr edeceğini ileri sürerek, fazlaya ilişkin hakları saklı kalmak kaydıyla mahrum kalınan kâr nedeniyle 6.000,00 TL 'nin zararın doğum tarihi olan hisse senetlerinin satış tarihinden itibaren işleyecek ticari reeskont faiziyle davalıdan tahsilini talep ve dava etmiş,yargılama sırasında davasını ıslah ederek 1.239.289,00 TL zararın davalıdan tahsilini istemiştir.
Davalı vekili, davacının itiraz ettiği ağustos 1999 dönemi hesap ekstresine 08.09.1999 ihtarnamesiyle itiraz ettiğini ve ....09.1999 tarihinde ise davacının uğradığı zararı kendilerine ihtaren bildirdiğini, davalı aracı kurumun menkul kıymet alım satımını kendi namına müşterisi hesabına gerçekleştirmesi nedeniyle aralarında komisyon ilişkisi doğduğunu, BK'nın 126. maddesi gereğince komisyon ve vekalet akdinden ... davaların 5 yıllık zamanaşımına tabi olduğunu, davacının Ağustos ayının hesap ekstresini kabul etmeyerek, kendilerine bildirimde bulunduğu ....09.1999 tarihi nazara alındığında, davanın açıldığı ....07.2007 tarihi itibariyle 5 yıllık zamanaşımı süresinin dolduğunu, ayrıca davacının Ağustos ayına kadar gerçekleşen hiçbir işleme itiraz etmeyerek, Ağustos 1999 tarihindeki işlemlere itiraz etmesinin depremden dolayı borsada meydana gelen dalgalanmalardan kaynaklanan zararının telafisine yönelik olduğunu savunarak, davanın reddini talep etmiştir.
Mahkemece, davacının ... Menkul Kıymetler Borsası'nda aracılık faaliyetleri yürüten davalı şirketin ... şubesiyle, borsada hisse senedi alım satımı yapmak üzere menkul kıymet alım satım sözleşmesi ve buna ek sözleşmeler yaptıkları, bu sözleşmenin BK'nın 416. maddesinde hükme bağlanan komisyon sözleşmesi olduğu, komisyon sözleşmesinin BK'nın 416 ve devamı maddelerinde düzenlendiği ve hüküm bulunmayan hallerde vekalet hükümlerinin uygulanacağı, komisyoncu olan aracı kurumun gerçekleştirdiği tüm işlemlere hesap ekstresi adı altında davacı bildirimde bulunduğu, davacının da bu bildirimlerden haberdar olduğu, davacının davalı şirket tarafından ....09.1999 tarihinde bildirilen borç miktarına, ....09.1999 tarihinde çektiği ihtarnameyle itiraz ederek 50.000,00 TL zarara uğratıldığını iddia ettiği, böylece davacının alacağının muaccel olduğu bu tarihten itibaren 5 yıl içinde zararın tazminine yönelik bu davanın açılması gerekirken 2007 yılında bu davanın açıldığı, zamanaşımı süresinin dolduğu gerekçesiyle, davanın zamanaşımı sebebiyle reddine karar verilmiştir.
Kararı, davacı vekili temyiz etmiştir.
Dava dosyası içerisindeki bilgi ve belgelere, mahkeme kararının gerekçesinde dayanılan delillerin tartışılıp, değerlendirilmesinde usul ve yasaya aykırı bir yön bulunmamasına göre, davacı vekilinin tüm temyiz itirazları yerinde değildir.
SONUÇ: Yukarıda açıklanan nedenlerden dolayı, davacı vekilinin bütün temyiz itirazlarının reddiyle usul ve kanuna uygun bulunan hükmün ONANMASINA, alınmadığı anlaşılan 90,00 TL temyiz başvuru ile ...,30 TL temyiz ilam harcının temyiz eden davacıdan alınmasına, ....04.2013 tarihinde oybirliğiyle karar verildi.
Full & Egal Universal Law Academy