MAHKEMESİ :FİKRİ VE SINAÎ HAKLAR HUKUK MAHKEMESİ
Taraflar arasında görülen davada ... .... Fikri ve Sınaî Haklar Hukuk Mahkemesi’nce verilen 19/03/2009 tarih ve 2008/220-2009/73 sayılı kararın Yargıtayca incelenmesi davacı vekili tarafından istenmiş ve temyiz dilekçesinin süresi içinde verildiği anlaşılmış olmakla, dava dosyası için Tetkik Hakimi ... tarafından düzenlenen rapor dinlendikten ve yine dosya içerisindeki dilekçe, layihalar, duruşma tutanakları ve tüm belgeler okunup, incelendikten sonra işin gereği görüşülüp, düşünüldü:
Davacı vekili, müvekkilinin davalıya ait 28.04.1998/5030 ve 04.12.2000/26079 sayılı markaların kullanılmama sebebiyle hükümsüzlüğü istemiyle dava açtığını, bunun üzerine davalının kötüniyetli olarak ... ibaresini baharat emtiasını da içerecek biçimde yeniden tescil ettirmek üzere ...’de marka tescil başvurusunda bulunduğunu, davalının kullanmadığı markaların hükümsüz kılınacağını bildiğinden kararının etkisini ortadan kaldırmak için müvekkilinin iştigal mevzuu içerisinde bulunan baharat emtiasını da içerecek biçimde son başvuruyu gerçekleştirdiğini, kötüniyetli başvuruya karşı yaptıkları itirazların ... tarafından 2008/M-228 sayılı kararı ile reddedildiğini ileri sürerek ... kararının iptaline ve davalı adına tescil edilen markanın sicilden terkinine karar verilmesini talep ve dava etmiştir.
Davalılar vekilleri ayrı ayrı davanın reddini savunmuşlardır.
Mahkemece, iddia, savunma ve tüm dosya kapsamı uyarınca davalının ilk olarak ... ibareli 29, 30 ve 32. sınıf ürünleri içeren 28.04.1998/5030 ve ... ibareli 30 ve 35. sınıf ürünleri içeren 04.12.2000/26079 sayılı markaları adına tescil ettirtiği, bu markalarının hükümsüzlüğü için açılan davanın kesinleşmediği, davalının her iki markası ve bu arada 2000/26079 sayılı marka hükmünün hâlen sürdüğü, ... ibaresini, gerek tescilli ve gerekse tescilsiz biçimde markasal olarak, baharat ve aynı tür ürünlerde kullanma önceliğinin davalıya ait olduğu, 05.06.2006 tarihinde tekrar farklı bir kısım unsurlarla ancak önceki markaları ile seri olarak sayılabilecek biçimde tescil ettirmesinin kötü niyetle gerçekleştiğini söylemenin mümkün olmadığı gerekçesiyle davanın reddine karar verilmiştir.
Kararı, davacı vekili temyiz etmiştir.
Dava dosyası içerisindeki bilgi ve belgelere, mahkeme kararının gerekçesinde dayanılan delillerin tartışılıp, değerlendirilmesinde usul ve yasaya aykırı bir yön bulunmamasına göre, davacı vekilinin tüm temyiz itirazları yerinde değildir.
SONUÇ: Yukarıda açıklanan nedenlerden dolayı, davacı vekilinin bütün temyiz itirazlarının reddiyle usul ve kanuna uygun bulunan hükmün ONANMASINA, aşağıda yazılı bakiye ...,... TL temyiz ilam harcının temyiz edenden alınmasına, 18/03/2013 tarihinde oybirliğiyle karar verildi.
Full & Egal Universal Law Academy