MAHKEMESİ:FİKRİ VE SINAÎ HAKLAR HUKUK MAHKEMESİ
Taraflar arasında görülen davada ... .... Fikri ve Sınaî Haklar Hukuk Mahkemesi’nce verilen 30/04/2009 tarih ve 2008/165-2009/116 sayılı kararın Yargıtayca incelenmesi davacı vekili tarafından istenmiş ve temyiz dilekçesinin süresi içinde verildiği anlaşılmış olmakla, dava dosyası için Tetkik Hakimi ... tarafından düzenlenen rapor dinlendikten ve yine dosya içerisindeki dilekçe, layihalar, duruşma tutanakları ve tüm belgeler okunup, incelendikten sonra işin gereği görüşülüp, düşünüldü:
Davacı vekili, görsel, anlamsal, fonetik ve işitsel olarak müvekkilinin tanınmışlık vasfı taşıyan, tanınmışlığı ... tarafından da tespit ve tescil olunan, ...ibareli 6, 11, ... ve 19. sınıf ürünleri içeren markasına iltibas ve tecavüz oluşturan, ayrıca onun tanınmışlığından haksız yarar sağlayan, davalı şirkete ait ...ibareli marka tescil başvurusuna, resmî marka bülteninde ilânı üzerine tanınmışlık ve iltibas vakıalara dayanarak gerçekleştirdikleri itirazların nihaî olarak ...’nın ... sayılı kararı ile ret edildiğini, oysa kurum kararının hukuka aykırı bulunduğunu ileri sürerek kurum kararının iptaline ve davalı adına tescilli markanın hükümsüzlüğü ile sicilden terkinine karar verilmesini talep ve dava etmiştir.
Davalı ... vekili, kurum tarafından yapılan işlemlerin usul ve yasaya aykırı olmadığını savunarak davanın reddini istemiş, diğer davalı cevap vermemiştir.
Mahkemece, iddia, savunma ve benimsenen bilirkişi raporuna göre, davacının markalarının ayırıcı eki olan ...ibaresi ile davalı başvurusunun konusu olan ...+şekil ibareli işaretin aynı olduğu, ancak davacının iltibas vakıasına dayanarak davalı başvurusunu engelleyebilmesi için işaret ve markaların aynı olmasının yeterli olmayacağı, bunun yanında marka ve işaretin kapsamlarında yer alan ürünlerin de aynı veya aynı tür olması zorunluluğunun bulunduğu, ancak davalı başvurusunun kapsamında bulunan ürünler ile davacı markalarının kapsamında bulunan ürünlerin aynı tür olarak nitelendirilmelerinin de mümkün bulunmadığı için, davacının iltibas vakıasına dayanarak davalı başvurusunun tescilini engelleme olanağının bulunmadığı, bunun yanında davacı vekilinin ayrıca tanınmışlık vakıasına da dayanarak, farklı sınıflarda yer alan malları içeren davalı başvurusunun tescilinin önlenmesini talep ettiği, fakat davacı markasının Türkçe’de yaygın kullanımı olan bir ibare olması ve sektörlerin ilişki kurulamayacak kadar birbirinden uzak olması sebebiyle başvurunun tescilinin davacı markalarının tanınmışlığından haksız yarar sağlayamayacağı, onun itibar ve ayırt ediciliğini zedeleyemeyeceği ve bu nedenle davacının 556 sayılı KHK’ nin 8/4. maddesi uyarınca da davalı başvurusunun tescilini engelleme olanağının bulunmadığı gerekçesiyle davanın reddine karar verilmiştir
Kararı davacı vekili temyiz etmiştir.
Dava dosyası içerisindeki bilgi ve belgelere, mahkeme kararının gerekçesinde dayanılan delillerin tartışılıp, değerlendirilmesinde usul ve yasaya aykırı bir yön bulunmamasına göre, davacı vekilinin tüm temyiz itirazları yerinde değildir.
SONUÇ: Yukarıda açıklanan nedenlerden dolayı, davacı vekilinin bütün temyiz itirazlarının reddiyle usul ve kanuna uygun bulunan hükmün ONANMASINA, aşağıda yazılı bakiye 03,... TL temyiz ilam harcının temyiz edenden alınmasına, 18.03.2013 tarihinde oybirliğiyle karar verildi.