(818 S. K. m. 41)
Dava: Taraflar arasında görülen davada Ankara 6. Sulh Hukuk Mahkemesi'nce verilen 16.6.2010 tarih ve 2009/2786-2010/1423 Sayılı kararın Yargıtayca incelenmesi davalı vekili tarafından istenmiş, bazı noksanlıkların ikmali için dosya mahalline gönderilmişti. Bu noksanlıkların giderilerek dosyanın gönderildiği ve temyiz dilekçesinin süresi içinde verildiği anlaşılmış olmakla, dava dosyası için Tetkik Hakimi İ. A. tarafından düzenlenen rapor dinlendikten ve yine dosya içerisindeki dilekçe, layihalar, duruşma tutanakları ve tüm belgeler okunup, incelendikten sonra işin gereği düşünüldü:
Karar: Davacı vekili, müvekkilinin davalı bankanın Dikmen Şubesinde 15.6.2001 tarihinde açtırdığı hesaba 18.000,00 TL yatırdığını, ancak banka çalışanı dava dışı Ş. N. tarafından yapılan usulsüzlükler sonucu paranın hesaplara aktarılmadığını, alacağın tahsili için kısmi olarak açılan davada alacağın 35.903,00 TL olarak belirlendiğini, kısmi davada 17.650,00 TL'ye hükmedildiğini, davalı tarafından yapılan ödemeler düşüldüğünde bakiye 6.362,00 TL alacağın kaldığını ileri sürerek, anılan bedelin temerrüt faiziyle birlikte davalıdan tahsilini talep ve dava etmiştir.
Davalı vekili, davanın reddini istemiştir.
Mahkemece, iddia, savunma ve tüm dosya kapsamına göre, davanın kabulüne karar verilmiştir. Kararı, davalı vekili temyiz etmiştir.
1- Dava dosyası içerisindeki bilgi ve belgelere, mahkeme kararının gerekçesinde dayanılan delillerin tartışılıp, değerlendirilmesinde usul ve yasaya aykırı bir yön bulunmamasına göre, davalı vekilinin aşağıdaki bendin kapsamı dışında kalan diğer temyiz itirazlarının reddi gerekmiştir.
2- Dava, bankaya yatırılan paranın, ödenmeyen bakiyesinin tahsili istemine dair olup, mahkemece yazılı şekilde davanın kabulüne karar verilmiştir.
Oysa, somut olayda, davacı tarafından 29.1.2004 tarihinde Ankara 1. Asliye Ticaret Mahkemesinde açılan ilk davada fazlaya dair haklar saklı tutularak 1.000,00 TL'nin tahsili istenilmiş olup, alınan ilk tarihli bilirkişi raporunda alacağının 29.544,34 TL olduğu belirlendikten sonra davacı tarafından Ankara 6. Asliye Ticaret Mahkemesinde 31.12.2004 tarihinde açılan ek davada fazlaya dair haklar saklı tutulmaksızın 16.650,00 TL'nin tahsili talep edilmiştir. Her iki davanın birleşmesi sonucu mahkemece tarafların %50'şer kusurlu olduğu kabul edilerek davalı tarafından yapılan ödeme mahsup edilerek 2.881,17 TL'nin tahsiline karar verilmiş, tarafların temyizi üzerine bozmaya uyan mahkemece alınan 2.3.2008 tarihli bilirkişi raporunda alacağın 35.903,32 TL olduğu belirlenmiş ve davacı tarafından 6.5.2008 tarihinde verilen ıslah dilekçesiyle alacak miktarı 6.362,00 TL artırılmıştır. Yapılan yargılama sonucu Ankara 1. Asliye Ticaret Mahkemesince bozma sonrası ıslah yapılmayacağı gerekçesiyle ıslah edilen miktarın dışında kalan 17.650,00 TL alacağa hükmedilmiştir.
Şimdi ise davacı iş bu davada ıslah edilen miktar olan 6.362,00 TL'nin tahsilini talep etmiş ve mahkemece davanın kabulüne karar verilmiş ise de yukarda yapılan açıklamalardan da anlaşılacağı üzere davacı tarafından açılan ve birleştirilen ek davada fazlaya dair haklar saklı tutulmadığından, fazlaya dair haklardan zımnen feragat edildiğinin kabulü gerekir. Bu itibarla, mahkemece, davanın reddine karar verilmesi gerekirken, eksik incelemeye dayalı yazılı şekilde hüküm tesisi doğru olmamış, kararın bu sebeple bozulması gerekmiştir.
Sonuç: Yukarıda 1 numaralı bentte açıklanan sebeplerle davalı vekilinin diğer temyiz itirazlarının reddine, 2 numaralı bentte açıklanan sebeplerle temyiz itirazlarının kabulüyle kararın davalı yararına bozulmasına, ödenen temyiz peşin harcın istemi halinde temyiz edene iadesine, 31.05.2012 tarihinde oybirliği ile karar verildi. (¤¤)
Full & Egal Universal Law Academy