Taraflar arasında görülen davada verilen 16/02/2012 tarih ve 2010/67-2012/34 sayılı kararın duruşmalı olarak incelenmesi taraf vekilleri tarafından istenmiş olup, duruşma için belirlenen 25/02/2014 günü başkaca gelen olmadığı yoklama ile anlaşılıp hazır bulunan davalı vekili dinlenildikten sonra duruşmalı işlerin yoğunluğu ve süre darlığından ötürü işin incelenerek karara bağlanması ileriye bırakıldı. Tetkik Hakimi ... tarafından düzenlenen rapor dinlenildikten ve yine dosya içerisindeki dilekçe, layihalar, duruşma tutanakları ve tüm belgeler okunup incelendikten sonra işin gereği görüşülüp, düşünüldü:
Davacı vekili, müvekkili ile davalı arasında 12.06.2006 tarihinde “” yapıldığını, bu sözleşme uyarınca müvekkilinin davalıya arşiv sistemi kurup, program ve yazılımını hazırlayacağını, kurulumundan sonra da gerekli eğitim ve bakımlarını yapacağını, projenin davalı tarafından istenen iş akışları doğrultusunda % 95'i tamamlandıktan sonra davalının gönderdiği e-postalar ile sisteme olan ihtiyacının ortadan kalktığını belirterek görüşmeleri sonlandırdığını, davalının sözleşmenin feshedildiğine dair açık bir bildirimde bulunmadan önce müvekkili şirketin sözleşmedeki tüm yükümlülüklerini yerine getirmek suretiyle kendi edimini tamamladığını, davalının sözleşmeyi feshinin iyi niyet kurallarına aykırılık teşkil ettiğini ileri sürerek, sözleşme gereğince edimini yerine getirmemiş olan davalının yükümlülüğünün yerine getirilmesinin sağlanması bakımından sözleşme bedeli olan 17.500 ve KDV'nin gecikme tazminatı ile birlikte davalıdan ticari faiziyle tahsilini; bu mümkün olmayıp sözleşmenin feshedildiği sonucuna varılması halinde ise söz konusu feshin iyi niyet kurallarına aykırı olması nedeniyle şimdilik yine sözleşme bedeli olan 17.500 ABD Doları ve KDV'nin davalıdan tahsilini talep ve dava etmiştir.
Davalı vekili, davacının sözleşmeden doğan yükümlülüklerini müvekkili bankanın taleplerinin zamanında ve istenilen şekilde yerine getirmediğini, bu nedenlerle sözleşmenin müvekkili tarafından feshedildiğini, yapılan feshin sözleşmenin 5. 4. maddesi gereğince yapılmış olup, keyfi bir feshin söz konusu olmadığını savunarak, davanın reddini istemiştir.
Mahkemece iddia, savunma, bilirkişi raporları ve tüm dosya kapsamına göre, davalı tarafından sözleşmenin feshedilmesinin hakkaniyete ve dürüstlük kurallarına uygun olmadığı, dolayısıyla davacı tarafından sözleşme konusu bilgisayar programı için yapılan
.../...
-2-
çalışmaların bedelinin, programın tamamlanma oranına göre davalı tarafından ödenmesinin gerektiği, dosyada bulunan bilirkişi raporlarına göre programın tamamlanmış halinin rayiç bedelinin 26.932,5 TL ve KDV olup, %65 tamamlama oranına göre istenebilecek bedelin ise 17.506,12 TL ve KDV olduğu, buna göre davacının isteyebileceği toplam rakamın 20.657,22 TL olduğu, bu durumda davanın kısmen kabul edilerek 20.657,22 TL üzerinden hüküm kurulması gerekirken maddi hata sonucunda davanın tamamen kabulüne karar verildiği, ancak bunun düzeltilmesinin mümkün olmayıp, kararın temyiz edilerek bozulması durumunda bu hususun dikkate alınabileceği belirtilerek, davanın kabulü ile takdiren KDV dahil 26.485 TL sözleşme alacağının faiziyle birlikte davalıdan tahsiline karar verilmiştir.
Kararı, taraf vekilleri temyiz etmiştir.
1-Mahkemece verilen karara karşı davacı vekili tarafından katılım yolu ile temyiz isteminde bulunulmuş ise de geçerli bir temyiz isteminin varlığı için temyiz dilekçesinin temyiz defterine kayıt ettirilip, temyiz harcının da yatırılmış olması gerekmektedir.Somut olayda, katılım yolu ile temyiz isteminde bulunan davacı vekili tarafından temyiz defterine kayıt yaptırılmadan ve temyiz harcı yatırılmadan verilen temyiz dilekçesi usulüne uygun olmayıp, bu dilekçede ileri sürülen temyiz itirazlarının incelenme kabiliyeti bulunmadığından davacı vekilinin geçerli bulunmayan temyiz isteminin reddine karar verilmesi gerekmiştir.
2-Davalı vekilinin temyiz itirazlarına gelince; dava, taraflar arasındaki sözleşmenin davalı tarafından haksız olarak feshedilmesi nedeniyle sözleşme bedelinin tahsili istemine yargılamanın açıklığı ilkesini kabul etmiştir.Gerek mülga 1086 sayılı HUMK’nın 382 ve devamı maddelerinde gerekse yürürlükte bulunan 6100 sayılı HMK'nın 294 ve devamı maddelerinde hükmün nasıl tesis edileceği ve sonrasında kararın nasıl yazılacağı etraflıca hükme bağlanmıştır. Yargılamanın açık bir şekilde yapılması ve tesis edilen hükmün açıkça belirtilmesi ilke olarak kabul edilmiştir. Bu nedenle hükmün açık, anlaşılır ve şüpheye yer vermeyecek şekilde infazı kabil olarak kurulması ve de en önemlisi sonradan yazılacak gerekçeli kararın kısa karara uygun bulunması gerekir. Aksi halde, yargılamanın açıklığı ilkesi dolayısıyla kamu vicdanı zedelenmiş ve mahkeme kararlarına duyulan güven sarsılmış olacaktır. Kısa karar ile gerekçeli karar arasında çelişki olmaması gerektiği gibi gerekçe ile hüküm fıkrası arasında da çelişki bulunmaması yasal bir zorunluluk olup, HMK'nın 298/2. maddesinde gerekçeli kararın tefhim edilen hüküm sonucuna aykırı olamayacağı düzenlenmiştir. Kararların bu hususlara aykırı oluşturulması mahkeme kararlarına duyulan güveni sarsacağı gibi verilen kararların hukuki denetiminin yapılmasını da olanaksız kılmaktadır.
Somut olayda, mahkemenin gerekçesinde esasen davacının isteyebileceği toplam rakamın 20.657,22 TL olduğu, bu durumda davanın kısmen kabul edilerek 20.657,22 TL üzerinden hüküm kurulması gerekirken maddi hata sonucunda davanın tamamen kabulüne karar verildiği, ancak bunun düzeltilmesinin mümkün olmayıp, kararın temyiz edilerek bozulması durumunda bu hususun dikkate alınabileceği belirtilerek, davanın kabulüne karar verilmiştir. Bu durumda, gerekçe ile hüküm birbiriyle çeliştiğinden verilen karar, yukarıda açıklanan yasa ve içtihat hükümlerine aykırı olup, davalı vekilinin bu yöndeki temyiz itirazlarının kabulü ile kararın bu nedenle bozulması gerekmiştir.
.../...
-3-
3-Bozma neden ve şekline göre, davalı vekilinin diğer temyiz itirazlarının bu aşamada incelenmesine gerek görülmemiştir.
SONUÇ: Yukarıda (1) numaralı bentte açıklanan nedenlerle davacı vekilinin temyiz isteminin REDDİNE; (2) numaralı bentte açıklanan nedenlerle davalı vekilinin temyiz itirazlarının kabulü ile kararın BOZULMASINA; (3) numaralı bentte açıklanan nedenlerle davalı vekilinin diğer temyiz itirazlarının bu aşamada incelenmesine gerek olmadığına, ödediği temyiz peşin harcın isteği halinde temyiz eden davalıya iadesine, takdir olunan 1.100 TL duruşma vekalet ücretinin davacıdan alınarak davalıya verilmesine, alınmadığı anlaşılan 103,50 TL temyiz başvuru harcı ile 25,20 TL temyiz ilam harcının davacıdan alınmasına, 06/03/2014 tarihinde oybirliğiyle karar verildi.
Full & Egal Universal Law Academy