MAHKEMESİ:ASLİYE HUKUK MAHKEMESİ
Taraflar arasında görülen davada ... Asliye Hukuk Mahkemesi’nce verilen 11.05.2011 tarih ve 2005/22-2011/142 sayılı kararın Yargıtayca incelenmesi davalı vekili ile katılma yoluyla davacılar vekili tarafından istenmiş dava dosyası için Tetkik Hakimi ... tarafından düzenlenen rapor dinlendikten ve yine dosya içerisindeki dilekçe, layihalar, duruşma tutanakları ve tüm belgeler okunup, incelendikten sonra işin gereği görüşülüp, düşünüldü:
Davacılar vekili, müvekkillerinin müşterek miras bırakanı olan ...'un 19.02.2003 tarihinde davalı firmaya ait ... plaka sayılı yolcu otobüsü ile ...'dan ...'a seyahat etmekte iken ... İlçesi ... mevkiinde karşı yönden gelen ... plaka sayılı minibüsle çarpışması sonucu meydana gelen trafik kazasında yaşamını yitirdiğini, olayda davalı otobüs firmasına ait ... plaka sayılı yolcu otobüsü sürücüsünün %100 kusurlu olduğunu, ... Asliye Ceza Mahkemesi’nin 2003/23 esas sayılı dosyasında sürücü hakkında mahkumiyet kararı verildiğini, ölümlü trafik kazasında feci şekilde hayatını yitiren müteveffanın annesi olan ... ile kardeşleri bulunan ..., ..., ... ve ...'un derin bir eleme ve kedere boğulduklarını ileri sürerek, anne ... için 25.000 TL, kardeşler ..., ... (...), ... (...), ... (...), ... (...) için ayrı ayrı 15.000 TL olmak üzere toplam 100.000 TL manevi tazminatın, (... yönünden maddi tazminat istekleri saklı kalmak kaydıyla) 19.02.2003 tarihinden itibaren en yüksek ticari temerrüt faizi ile davalıdan tahsilini talep etmiştir.
Davalı vekili, davanın yetkisiz mahkemede açıldığını, dava dilekçesinin yetki yönünden ... Asliye Ticaret Mahkemesi'ne gönderilmesi gerektiğini, davada müvekkili şirket yönünden pasif husumet yokluğu bulunduğunu, kazaya karışan ... plakalı otobüsün dava dışı ... adına kayıtlı olup bu kişi tarafından hem malik hem de işleten sıfatıyla çalıştırıldığını, otobüs şoförü davadışı ...'ın otobüsün sahibi olan ...'nin sigortalı işçisi olup onun nam ve hesabına çalıştığını, müvekkili şirketin bu araçta işletmenlik sıfatının bulunmadığını, sadece yerel acenta sıfatıyla yolculara komisyon karşılığında bilet satma ile sınırlı işlev üstlendiğini, satılan bilet bedellerinin araç malikine ait olduğunu, davanın zamanaşımına uğradığını, davacıların murisi olduğu ileri sürülen ...'un dava dışı ...'ye ait olan otobüste yolcu olarak seyahat ettiği ve davacıların da mirasçısı olup olmadığı bilinmediğinden davacıların davacılık sıfatına itiraz ettiklerini, davacıların murisinin, müvekkili şirketten herhangi bir bilet almadığını, davacıların murisinin kazaya karışan ve dava dışı ...'ye ait olan araçta hatır taşıması ile ilgili olarak taşınıp taşınmadığına dair bir bilgilerinin olmadığını, talep edilen manevi tazminat miktarının fahiş olduğunu savunarak davanın reddine karar verilmesini talep etmiştir.
Mahkemece, kesinleşen ceza dosyasında alınan bilirkişi kurulu raporu ile ... Kurumu Trafik İhtisas Dairesi’nin raporları esas alınmak suretiyle, ... plakalı araç sürücüsü ...’ın 8/8 oranında kusurlu olduğu, her ne kadar davalı taraf bilet satmak ve komisyon almak dışında bir işlevleri olmadığını, yolcu otobüsünün işleteni veya sahibi olmadıklarını, bu nedenle sorumluluklarının bulunmadığını iddia etmiş ise de, bilet satışı ile birlikte yolcu ile aralarında taşıma sözleşmesi kurulmuş olacağından KTK’nın 85 ve TTK.’nın 806. maddeleri gereğince taşıyıcı sıfatı ile sorumluluğunun bulunduğu, meydana gelen kaza neticesinde çocuğunu kaybeden davacı ...’un ve kardeşlerini kaybeden diğer davacıların büyük bir elem ve acı yaşadıkları gerekçesiyle, davanın kısmen kabulü ile davacı ... için 12.000 TL, diğer davalılar için ayrı ayrı 4.000 TL manevi tazminatın 19/02/2003 tarihinden itibaren işleyecek yasal faizi ile birlikte davalıdan tahsiline karar verilmiştir.
Kararı, davalı vekili ve katılma yoluyla davacılar vekili temyiz etmiştir.
1) Davalı vekilinin temyiz dilekçesinin, davacılar vekiline 28.11.2011 tarihinde tebliğ edildiği, davacılar vekilinin katılma yoluyla temyiz dilekçesini ise 09.12.2011 tarihinde mahkemeye ibraz ettiği anlaşılmış olmakla, süresi içerisinde yapılmış bir temyiz başvurusu bulunmadığından, HUMK'nun 432/4. maddesi uyarınca davacı vekilinin temyiz isteminin süre yönünden reddine karar vermek gerekmiştir.
2) Dava dosyası içerisindeki bilgi ve belgelere, mahkeme kararının gerekçesinde dayanılan delillerin tartışılıp, değerlendirilmesinde usul ve yasaya aykırı bir yön bulunmamasına göre, davalı vekilinin tüm temyiz itirazlarının reddiyle usul ve yasaya uygun bulunan kararın onanması gerekmiştir.
SONUÇ: Yukarıda (1) nolu bentte açıklanan nedenlerle, davacılar vekilinin katılma yoluyla temyiz itirazının süre yönünden REDDİNE, (2) nolu bentte açıklanan nedenlerle davalı vekilinin temyiz itirazlarının reddiyle usul ve yasaya uygun bulunan kararın ONANMASINA, aşağıda yazılı bakiye 05,90 TL temyiz ilam harcının temyiz eden davacıdan alınmasına, aşağıda yazılı bakiye 766,00 TL temyiz ilam harcının temyiz eden davalıdan alınmasına, 21.01.2013 tarihinde oybirliğiyle karar verildi.