MAHKEMESİ :SULH HUKUK MAHKEMESİ
Taraflar arasında görülen davada ... Sulh Hukuk Mahkemesi’nce verilen 09.09.2011 tarih ve 2009/912-2011/741 sayılı kararın Yargıtayca incelenmesi davacı vekili tarafından istenmiş ve temyiz dilekçesinin süresi içinde verildiği anlaşılmış olmakla, dava dosyası için Tetkik Hakimi ... tarafından düzenlenen rapor dinlendikten ve yine dosya içerisindeki dilekçe, layihalar, duruşma tutanakları ve tüm belgeler okunup, incelendikten sonra işin gereği görüşülüp, düşünüldü:
Davacı vekili, davalı ile müvekkili şirket arasında 10.02.2004 tarihli acentelik sözleşmesinin akdedildiğini, ancak sözleşmenin 22.06.2005 tarihinde müvekkili şirket tarafından tek taraflı olarak feshedildiğini, müvekkili şirket kayıtları üzerinde yapılan incelemede acentenin müvekkili şirkete 4.681,88 TL borcu bulunduğunun tesbit edildiğini, ileri sürerek 4.681,88 TL tutarındaki müvekkili alacağının 22.06.2005 fesih tarihinden itibaren aylık %10 faizi ile birlikte davalıdan tahsiline karar verilmesini talep ve dava etmiştir.
Davalı, davaya cevap vermemiştir.
Mahkemece, iddia ve benimsenen bilirkişi raporuna göre, davanın kabulüne, 4.681,88 TL alacağın 17.12.2009 dava tarihinden itibaren, ...tarafından Kısa Vadeli Avans Kredilerine uygulanan 17.12.2009-01.01.2010 döneminde % 19, 01.01.2010-31.12.2010 döneminde % 16, 01.01.2011 tarihinden itibaren % 15 faiz oranları üzerinden, basit usulde (3095 SK. m 3) temerrüt faizi yürütülmek suretiyle davalıdan tahsili ile davacıya verilmesine, faize yönelik fazla istemin reddine, karar verilmiştir.
Kararı, davacı vekili temyiz etmiştir.
1- Dava dosyası içerisindeki bilgi ve belgelere, mahkeme kararının gerekçesinde dayanılan delillerin tartışılıp, değerlendirilmesinde usul ve yasaya aykırı bir yön bulunmamasına ve davacının ihtarname çekerek davalıyı temerrüde düşürdüğü anlaşılamadığından temerrüt faizinin dava tarihinden itibaren başlatılmasında bir usulsüzlük bulunmamasına göre, davacı vekilinin aşağıdaki bent dışında kalan sair temyiz itirazları yerinde değildir.
2- Ancak sözleşmenin 25/II-A maddesinde gecikme halinde %10 gecikme faizi ödenmesi kararlaştırıldığı halde, mahkemece bu hükmün tartışılmadan yazılı olduğu şekilde avans faizine karar verilmesi doğru olmamış, davacı vekilinin bu yöne ilişkin temyiz itirazının kabülü ile kararın bozulması gerekmiştir.
SONUÇ: Yukarıda (1) numaralı bentte açıklanan nedenlerle, davacı vekilinin sair temyiz itirazlarının reddine, (2) numaralı bentte açıklanan nedenle davacı vekilinin temyiz itirazlarının kabulü ile kararın davacı yararına BOZULMASINA, ödediği temyiz peşin harcın isteği halinde temyiz edene iadesine, 24.01.2013 tarihinde oybirliğiyle karar verildi.
Full & Egal Universal Law Academy