MAHKEMESİ : . FİKRÎ VE SINAÎ HAKLAR HUKUK MAHKEMESİ
Taraflar arasında görülen davada ... . Fikrî ve Sınaî Haklar Hukuk Mahkemesi’nce verilen 07.06.2011 tarih ve 2008/101-2011/74sayılı kararın Yargıtayca incelenmesi davalı vekili tarafından istenmiş ve temyiz dilekçesinin süresi içinde verildiği anlaşılmış olmakla, dava dosyası için Tetkik Hakimi ... tarafından düzenlenen rapor dinlendikten ve yine dosya içerisindeki dilekçe, layihalar, duruşma tutanakları ve tüm belgeler okunup, incelendikten sonra işin gereği görüşülüp, düşünüldü:
Davacı vekili, müvekkili şirketin kısaca “...” olarak bilinen dünyaca ünlü ... otomobil yarışları ile ilgili markaların sahibi olduğunu, müvekkilinin ... nezdinde tescilli “... ”, “... logo" ve "..." tanınmış markalarının bulunduğunu, davalının ise “...” markasını 29. sınıfta yer alan mallar üzerinde tescil ettirdiğini, ancak tescile konu olan bu ibarenin müvekkilinin tanınmış markası ile aynı olup iltibas yarattığını, ayrıca davalının tescilli markasını kullanmadığını bu nedenle de hükümsüz sayılması gerektiğini ileri sürerek davalının 101514 sayılı tescilin hükümsüzlüğüne karar verilmesini talep ve dava etmiştir.
Davalı vekili, müvekkilinin ... markasını 18 Eylül 1987 tarihinde tescil ettirdiğini ve sonrasında yenilendiğini, davacının bu tescilden haberdar olmamasının imkansız olduğunu ve ... markasının 06.12.2007 tarihinde Türkiye'de tanınmış marka statüsünü kazandığını savunarak davanın reddini istemiştir.
Mahkemece, iddia, savunma ve benimsenen bilirkişi raporuna göre, davacı markasının Türkiye'de yaygın olarak TV yayınları da dahil kullanımının 1997 yılından bu yana olduğu, ancak 1950’li yıllardan bu yana tüm dünyada kullanıldığı ve o zamana kadar dünyanın çeşitli ülkelerinde yapılan yarışların coğrafi olarak genişliği de dikkate alındığında, davalının markasının tescil edildiği tarih itibariyle tanınmış bir marka olduğu, davacının markası “... ” olup, hükümsüzlüğü talep edilen davalının “...” markası, davacının markasının gerek yazılış, gerek okunuş, gerekse anlam olarak “ ..." rakamı hariç birebir aynısı bulunduğu, bu itibarla tanınmış markaların farklı mal ve hizmetler için dahi olsa kullanımının, tanınmış markanın itibarından ve ayırt etme gücünden haksız avantaj sağlayacağı yahut ayırt etme gücünü zedeleyeceğinden KHK'nın 8/4. maddesinde yer alan koşulların gerçekleştiği, bunların yanında davalının, markasını davanın açıldığı tarihten geriye doğru 5 yıllık süre içinde KHK'nın 14. maddesine uygun olarak mal veya ambalajında yani işlevine uygun olarak kullanımı bulunmadığı, bu nedenlerle davanın hem tanınmışlık nedenine dayalı hem de kullanılmama nedenine dayalı olarak sübut bulduğu gerekçesiyle ... nezdinde davalı adına 101514-ticaret sayısı ile kayıtlı bulunan "..." markasının hükümsüzlüğüne ve sicilden terkinine, ilan talebi yerinde görülmediğinden reddine karar verilmiştir.
Kararı davalı vekili temyiz etmiştir.
Dava dosyası içerisindeki bilgi ve belgelere, mahkeme kararının gerekçesinde dayanılan delillerin tartışılıp, değerlendirilmesinde usul ve yasaya aykırı bir yön bulunmamasına göre, davalı vekilinin tüm temyiz itirazları yerinde değildir.
SONUÇ: Yukarıda açıklanan nedenlerden dolayı, davalı vekilinin bütün temyiz itirazlarının reddiyle usul ve kanuna uygun bulunan hükmün ONANMASINA, aşağıda yazılı bakiye 03,15 TL temyiz ilam harcının temyiz edenden alınmasına, 01.04.2013 tarihinde oybirliğiyle karar verildi.
Full & Egal Universal Law Academy