MAHKEMESİ :SULH HUKUK MAHKEMESİ
Taraflar arasında görülen davada ... Sulh Hukuk Mahkemesi’nce verilen 01/06/2011 tarih ve 2008/1576-2011/515 sayılı kararın Yargıtayca incelenmesi davalı vekili tarafından istenmiş ve temyiz dilekçesinin süresi içinde verildiği anlaşılmış olmakla, dava dosyası için Tetkik Hakimi ... tarafından düzenlenen rapor dinlendikten ve yine dosya içerisindeki dilekçe, layihalar, duruşma tutanakları ve tüm belgeler okunup, incelendikten sonra işin gereği görüşülüp, düşünüldü:
Davacı vekili, müvekkili ile davalının 05.09.2008 tarihli sürücü sözleşmesi imzaladıklarını, davalının sözleşme hükümlerine aykırı hareket etmesinden kaynaklanan alacağın tahsili amacıyla başlatılan icra takibine borçlu davalının haksız olarak itiraz ettiğini ileri sürerek, davalının itirazının iptali ile % 40 icra inkar tazminatına hükmedilmesini talep ve dava etmiştir.
Davalı vekili, davacı şirket ile davalı arasında yazılı veya sözlü herhangi bir sözleşme olmadığını, imzalamadığı sözleşmeden dolayı davalının sorumlu tutulamayacağını, davacının takibinde haksız ve kötüniyetli olduğunu savunarak, davanın reddini ve % 40 kötüniyet tazminatına hükmedilmesini istemiştir.
Mahkemece, iddia, savunma, bilirkişi raporu ve tüm dosya kapsamına göre, davacı şirket tarafından davalı aleyhine başlatılan icra takibine konu borcun kaynağı olan ve taraflar arasında akdedildiği iddia edilen sözleşme altındaki imzanın davalının eli ürünü olmadığı, dolayısıyla taraflar arasında akdedilmiş herhangi bir sözleşme bulunmadığından, sözleşmeden kaynaklanan borçtan davalının sorumlu tutulamayacağı gerekçesiyle, davanın reddine, şartları oluşmadığından davalı yararına kötü niyet tazminatı takdirine yer olmadığına karar verilmiştir.
Kararı, davalı vekili temyiz etmiştir.
1- Dava dosyası içerisindeki bilgi ve belgelere, mahkeme kararının gerekçesinde dayanılan delillerin tartışılıp, değerlendirilmesinde usul ve yasaya aykırı bir yön bulunmamasına göre, davalı vekilinin aşağıdaki bent kapsamı dışında kalan sair temyiz itirazları yerinde değildir.
2- Mahkemece davanın reddine karar verilmiş olması nedeniyle yargılama giderlerinin davacı taraf üzerinde bırakılmasına karar verilmiş ise de, davalı tarafın yaptığı yargılama giderleri konusunda her hangi bir karar verilmemiştir. Dosya kapsamından davalı vekili tarafından 200,00 TL bilirkişi ücreti yatırıldığı ve davalı taraftan pul olarak 10,00 TL posta gideri alındığı anlaşılmıştır. Bu yargılama giderleri hususunda karar verilmemesi doğru olmamış ve kararın bu nedenle davalı yararına bozulması gerekmiş ise de, bu yanlışlığın giderilmesi yeniden yargılama yapılmasını gerektirmediğinden, kararın anılan yönden HUMK’nun 438/7. maddesi uyarınca davalı yararına düzeltilerek onanmasına karar vermek gerekmiştir.
SONUÇ: Yukarıda (1) numaralı bentte açıklanan nedenlerle, davalı vekilinin diğer temyiz itirazlarının reddine, (2) numaralı bentte açıklanan nedenlerle, davalı vekilinin temyiz itirazının kabulü ile, hüküm fıkrasının (4) numaralı bendinin sonuna “...davalı tarafından yapılan 210,00 TL yargılama giderinin davacı taraftan alınarak davalıya verilmesine” cümlesinin ilave edilmesine, kararın bu şekilde davalı yararına DÜZELTİLEREK ONANMASINA, ödediği temyiz peşin harcın isteği halinde temyiz edene iadesine, 21.01.2013 tarihinde oybirliğiyle karar verildi.
Full & Egal Universal Law Academy