MAHKEMESİ :TİCARET MAHKEMESİ
Taraflar arasında görülen davada Bursa 2. Asliye Ticaret Mahkemesi’nce verilen 08.03.2012 tarih ve 2011/344-2012/115 sayılı kararın duruşmalı olarak incelenmesi davalı vekili tarafından istenmiş olup, duruşma için belirlenen 06.12.2013 günü hazır bulunan davacı vekili Av. ... ile davalı vekili Av. ... Kavuşturan dinlenildikten sonra duruşmalı işlerin yoğunluğu ve süre darlığından ötürü işin incelenerek karara bağlanması ileriye bırakıldı. Tetkik Hakimi ... tarafından düzenlenen rapor dinlenildikten ve yine dosya içerisindeki dilekçe, layihalar, duruşma tutanakları ve tüm belgeler okunup incelendikten sonra işin gereği görüşülüp, düşünüldü:
Davacı vekili, müvekkilinin davalı şirketin %40 hissesine sahip ortağı olduğunu, davalı şirketin 02.03.2011 tarihinde gerçekleşen genel kurulunda, şirket ana sözleşmesinin sermayenin artırılması ve azaltılmasına ilişkin 7. maddesinin değiştirilmesine karar verildiğini, ancak anılan 7. maddenin birinci fıkrasında, şirket sermayesinin artırılması veya azaltılmasına ilişkin kararların, şirket sermayesinin %66'sına sahip hissedarların oyuna bağlı olduğunun düzenlendiğini, bu madde ile şirket sermayesinin artırılmasına ve azaltılmasına ilişkin kararlar ile birlikte ana sözleşme hükmünün değiştirilmesine ilişkin kararlar için de nitelikli çoğunluğun öngörüldüğünü, oysa iptali istenen kararın bu nisaba uyulmadan alındığını ileri sürerek, 02.03.2011 tarihli genel kurulda alınan 3 nolu kararın iptaline karar verilmesini talep ve dava etmiştir.
Davalı vekili, TTK'nın 385. maddesi uyarınca ana sözleşmenin tüm hükümlerinin değiştirilmesinin mümkün olduğunu, şirket ana sözleşmesinin 7. maddesinde, sermayenin değiştirilmesine ilişkin kararların ağırlaştırılmış nisaba bağlandığını, bunun dışında müvekkili şirketin ana sözleşmesinin değiştirilmesi konusunda özel bir hüküm bulunmadığını, iptali istenen kararın ise şirket sermayesinin değiştirilmesine ilişkin olmayıp yalnızca ana sözleşmenin 7. maddesinin değiştirilmesine ilişkin olduğunu, bu değişikliğin zorunluluk nedeniyle yapıldığını, davacının kötüniyetle hareket ettiğini savunarak, davanın reddini istemiştir.
Mahkemece, iddia, savunma ve tüm dosya kapsamına göre, taraflar arasındaki uyuşmazlığın, şirket ana sözleşmesinin sermayenin arttırılması, azaltılması başlıklı 7. maddesinin değiştirilmesine ilişkin alınan kararın, nitelikli nisapla mı yoksa TTK'nın 388. maddesinde öngörülen nisapla mı alınacağı noktasında toplandığı, ana sözleşmenin 7/1. maddesinde şirket sermayesinin artırılması veya azaltılmasına ilişkin kararların nitelikli çoğunlukla alınabileceğinin düzenlendiği, bu maddenin kendisinin de ancak madde de öngörülen nitelikli çoğunlukla değiştirilebileceği, somut olayda ana sözleşmenin 7. maddesinin değiştirilmesine ilişkin karar nisabının bulunmadığı gerekçesiyle davanın kabulüne karar verilmiştir.
Kararı, davalı vekili temyiz etmiştir.
Dava dosyası içerisindeki bilgi ve belgelere, mahkeme kararının gerekçesinde dayanılan delillerin tartışılıp, değerlendirilmesinde usul ve yasaya aykırı bir yön bulunmamasına ve Dairemizin 06.09.2013 gün, 2013/2111 Esas, 2013/15128 Karar sayılı ilamında da benimsendiği üzere şirket sermayesinin değiştirilmesi için nitelikli nisap öngören anasözleşme hükmünün de, ancak bu hükümde öngörülen nisapla değiştirilmesinin mümkün olmasına göre, davalı vekilinin tüm temyiz itirazları yerinde değildir.
SONUÇ: Yukarıda açıklanan nedenlerden dolayı, davalı vekilinin bütün temyiz itirazlarının reddiyle usul ve kanuna uygun bulunan hükmün ONANMASINA, takdir olunan 990,00 TL duruşma vekalet ücretinin davalıdan alınarak davacıya verilmesine, aşağıda yazılı bakiye 3,15 TL temyiz ilam harcının temyiz eden davalıdan alınmasına, 06.12.2013 tarihinde oybirliğiyle karar verildi.
Full & Egal Universal Law Academy