MAHKEMESİ :FİKRİ VE SINAÎ HAKLAR HUKUK MAHKEMESİ
Taraflar arasında görülen davada ... .... Fikri ve Sınaî Haklar Hukuk Mahkemesi’nce verilen ....01.2012 tarih ve 2010/165-2012/7 sayılı kararın Yargıtayca incelenmesi davacı vekili tarafından istenmiş ve temyiz dilekçesinin süresi içinde verildiği anlaşılmış olmakla, dava dosyası için Tetkik Hakimi ... tarafından düzenlenen rapor dinlendikten ve yine dosya içerisindeki dilekçe, layihalar, duruşma tutanakları ve tüm belgeler okunup, incelendikten sonra işin gereği görüşülüp, düşünüldü:
Davacı vekili, müvekkilinin tekstil sektöründe faaliyet gösterdiğini, 2006/66278 sayılı ve “DEFACTO" ibareli tanımış markanın sahibi olduğunu, davalının, bu marka ile karıştırma ihtimali bulunacak derecede benzer nitelikteki "DEFECTOMİNİ" ibaresini marka olarak tescil ettirmek üzere davalı ...’ye başvuruda bulunduğunu, başvurunun Resmi Marka Bülteni'nde ilanı üzerine müvekkili tarafından Markalar Dairesi Başkanlığı'na itirazda bulunulduğunu, ancak itiraz yerinde görülmeyerek reddedildiğini, bu kararın yeniden incelenmesi talebinin de nihai olarak ... tarafından reddedildiğini, oysa müvekkilinin markasının tanınmış olduğunu işaretler ve kapsamındaki 9. sınıftaki mallar yönünden benzer olduklarını, bu nedenle davaya konu kararın hukuka aykırı olduğunu ileri sürerek, ... kararının iptaline, tescili halinde markanın hükümsüzlüğüne ve sicilden terkinine karar verilmesini talep ve dava etmiştir.
Davalı ... Enstitüsü vekili, davalı başvuru ile davacı markasının arasında işaret ve kapsamlarındaki mal/hizmetler bakımından benzerlik bulunmadığını, karıştırılma ihtimalinden de söz edilemeyeceğini savunarak davanın reddine karar verilmesini talep etmiştir.
Davalı şirket vekili, müvekkilinin endüstriyel metal ürünlerin test edilmesi için aletler, metal dedektörleri ve bunlara ilişkin sistemleri üretip pazarladığını müvekkili şirket tarafından tescili talep edilen "DEFECTOMİNİ" ibaresinin davacının iddialarının aksine, davacıya ait markadan farklı olduğunu, kaldı ki davacı markasının tanınmışlık iddiasında bulunduğu .... sınıftaki giysiler için tescilli dahi olmadığını, tescili talep edilen "DEFECTOMİNİ" ibareli başvuru kapsamındaki malların eğitim ve uzmanlık gerektirdiğini, bilinç düzeyi yüksek tüketicilere hitap ettiğini, davacının ise tanınmış olduğunu iddia ettiği markasını 9. sınıfta fiilen kullanmadığını, bu nedenlerle karıştırılma ihtimalinin bulunmadığını, haksız yarar sağlanacağı ve markanın itibarına zarar vereceği savlarının da dayanaksız olduğunu savunarak davanın reddini istemiştir.
Mahkemece iddia, savunma ve tüm dosya kapsamına göre, davalı başvurusunda asıl unsurun aynı büyüklük ve düz bir karakterde yazılan "Defectomini" ibaresi olup, davacı markasında ise, kelimenin mavi renkli olması önemli bir ayırt ediciliğe sahip değilse de kelime önüne gelecek şekilde ucu sağa dönük iç içe mavi, yeşil üçgen şekli görsel ayırt ediciliğe önemli bir etki yaratmakta olup tali unsura karşılık gelmekte olduğu, başvuru kapsamındaki çekişmeli 9. sınıftaki malların davacı markası kapsamında da yer almakta olduğu, yani örtüşmekle beraber; bu malların tamamının endüstriyel üretim sürecinde kullanılan malzemelerin sağlamlığının testi ve hataların en aza indirilmesini sağlamaya yönelik cihaz ve parçalarından ibaret olduğu; dolayısıyla ortalama tüketicileri ve bu tüketicilerin profilleri dikkate alındığında tamamen profesyonel, üst düzeyde özenli ve dikkatli alıcılar oldukları, diğer yandan davacıya ait "DeFacto+şekil" ibareli markanın KHK’nın 8/4 hükmü anlamında tanınmış olduğuna dair gerek itiraz gerekse dava aşamasında bir delil sunulmadığı gibi tescil kapsamında ....sınıftaki giysilerin bulunmadığı; bununla beraber tekstil ve giyim sektöründe KHK'nın 8/... hükmü anlamında fiilen ve yoğun kullanımı olduğu kabul edilse dahi, 9. sınıftaki test cihazları ve bu amaçla üretilmiş sensör, sistem ve programların tüketicileri tarafından tekstil ile ilişkilendirilmesi ve bunun sonucunda, davacı markalarının tanınmışlığından haksız yarar sağlaması, şöhretini sömürmesi, itibarına zarar vermesi ya da onun ayırt edici karakterini zedeleyici sonuçlar doğurması bir başka deyişle sulandırması ihtimali bulunmadığı gerekçeleriyle davanın reddine karar verilmiştir.
Kararı, davacı vekili temyiz etmiştir.
Dava dosyası içerisindeki bilgi ve belgelere, mahkeme kararının gerekçesinde dayanılan delillerin tartışılıp, değerlendirilmesinde usul ve yasaya aykırı bir yön bulunmamasına göre, davacı vekilinin tüm temyiz itirazları yerinde değildir.
SONUÇ: Yukarıda açıklanan nedenlerden dolayı, davacı vekilinin bütün temyiz itirazlarının reddiyle usul ve kanuna uygun bulunan hükmün ONANMASINA, aşağıda yazılı bakiye 03,... TL temyiz ilam harcının temyiz edenden alınmasına, 28.03.2013 tarihinde oybirliğiyle karar verildi.
Full & Egal Universal Law Academy