Taraflar arasında görülen davada verilen 05.10.2011 tarih ve 2007/330-2011/298 sayılı kararın duruşmalı olarak incelenmesi asıl karar davacı vekili asıl karar ve temyiz isteminin reddine ilişkin ek karar ise davalı ... vekili tarafından istenmiş olup, duruşma için belirlenen 07.02.2014 günü başkaca gelen olmadığı yoklama ile anlaşılıp hazır bulunandavacı ve davalılardan ... vekili Av. ... dinlenildikten sonra duruşmalı işlerin yoğunluğu ve süre darlığından ötürü işin incelenerek karara bağlanması ileriye bırakıldı. Tetkik Hakimi ... tarafından düzenlenen rapor dinlenildikten ve yine dosya içerisindeki dilekçe, layihalar, duruşma tutanakları ve tüm belgeler okunup incelendikten sonra işin gereği görüşülüp, düşünüldü:
Davacı vekili, müvekkili kurumun 24.06.2002 tarihli yönetim kurulu kararı ile 4389 sayılı Kanun'un 17/7-a maddesi uyarınca D yönetiminin devralındığını, anılan şirketin eski yönetim ve denetim kurulu üyelerine karşı mali sorumluluk davası açılmış olduğunu ve bu davaya konu alacağın temlik sözleşmesi ile müvekkiline devredildiğini, açılan sorumluluk davasının takipsiz kalması nedeniyle açılmamış sayılmasına karar verildiğini, 6762 sayılı TTK'nın 336. ve 359. maddeleri uyarınca anonim şirketin yönetim ve denetim kurulu üyelerinin ortaklığa verdikleri zarardan sorumlu bulundukları, somut olayda da yönetimi devir alınan şirketin gayrimenkullerinin
.../...
-2-
karşılıksız olarak ehine teminat olarak gösterildiğini, yine üçüncü kişiler yararına ipotek tesis edildiğini, şirketin borcu bulunan 3. şahıslar lehine herhangi bir menfaati bulunmadığı halde kefil olduğunu ve hisse senedi rehni verdiğini, yine . hisse senetlerinin satın alınması v grubuna şirketin bulunan arsalarının satılması nedeniyle şirket zararı oluştuğunu ileri sürerek, 163.439.370 TL'nin faizi ile birlikte davalıların sorumlulukları oranında müteselsilen tahsiline karar verilmesini talep ve dava etmiştir.
Davalı ..., davanın kendisi tarafından temsil olunan şirkete karşı açılmasının gerektiğini, davanın zamanaşımına uğradığını, kendisinin basiretli davrandığını, herhangi bir kusurunun bulunmadığını savunarak davanın reddini istemiştir.
Davalı ..., yalnızca 05.02.2000 ile 20.06.2000 tarihleri arasında yönetim kurulu üyesi olduğunu, 10.04.2001 ile 05.07.2002 tarihleri arasında ise herhangi bir görevinin olmadığını, zarara neden olduğu ileri sürülen yönetim kurulu kararlarında imzasının bulunmadığını savunarak, davanın reddini istemiştir.
Davalı vekili, müvekkilinin denetçi olmadığını, şirket genel kurullarına sunulan denetçi raporlarında da imzasının olmadığını savunarak, davanın reddini istemiştir.
Davalı ... Turgut Tosunoğlu dışındaki davalılar, davanın reddini istemişlerdir.
Mahkemece, iddia, savunma ve tüm dosya kapsamına göre, davacı alacaklarının temlik alındığı, davalıların ise adı geçen şirketin eski yönetim ve denetim kurulu üyeleri oldukları, her ne kadar davalılar 2000 ve 2001 yıllarına ilişkin olarak genel kurulda ibra edilmiş iseler de bu döneme ilişkin bilançoların gerçeği yansıtmadığının anlaşıldığı, bu durumda TTK'nın 380. maddesinin 2. cümlesi uyarınca davalıların görev yaptıkları döneme ilişkin ibra edildiklerinin söylenemeyeceği, ayrıca dava konusu zarara neden olan işlemlerin 19.07.2005 tarihinde öğrenildiği, yönetim ve denetim kurulunun usulsüz şekilde genel kurullarda ibra edilmeleri eyleminin cezayı gerektirdiği de gözetildiğinde davalıların zamanaşımı definin yerinde olmadığı, 5411 sayılı Kanun'un 132/10. maddesi kapsamında davalılar ..., ......, ..., ..., mirasçıları ile davacıarasında 25.01.2008 tarihinde alacakların tahsili ve tasfiyesi konusunda anlaşmaya varıldığı, davalı ...'ın 10.04.2001 tarihli yönetim kurulu kararı ile istifa eden ...'in yerine yönetim kurulu üyeliğine seçildiği, ancak davalının gerek bu kararda gerekse sonraki tarihli yönetim kurulu kararlarında imzasının bulunmadığı, kendisine yönetici olarak atandığı yönünde herhangi bir bildirimde bulunulmadığı gibi yönetici sıfatıyla herhangi bir ödeme de yapılmadığı, öte yandan denetim kurulu üyesi olan davalı ...'nin de davaya konu 2000 ve 2001 hesap dönemlerine ilişkin denetleme raporlarında imzasının bulunmadığı, yine denetçi olarak atandığı yönünde kendisine bildirimde bulunulmadığı, denetçi sıfatıyla herhangi bir ödeme yapılmadığı, bu durumda anılan davalıların dava dışı şirketin zarara uğramasından sorumlu tutulamayacakları, davalı ...'nin içinde bulunduğu yönetim kurulunun fiillerinden dolayı dava dışı şirketin zarar gördüğü, davalı ...'in bu zarardan malen sorumlu bulunduğu gerekçesiyle davalılar ..., ..., ..., ..., ... hakkındaki davanın 5411 sayılı Yasa'nın 132/10 maddesi uyarınca durdurulmasına, davalı ...dava tarihinden önce öldüğünden hakkındaki davanın reddine, davalılar ... ve ... hakkındaki davanın esastan reddine, davalı
.../...
-3-
... hakkında açılan davanın kabulüne, 163.439.370 TL'nin 04.07.2002 tarihinden itibaren işleyecek yasal faizi ile birlikte kendisinden tahsiline karar verilmiştir. Davalı ..., kendisine gönderilen ihtara rağmen nispi temyiz harcını yatırmadığından 13.04.2012 tarihli ek karar ile anılan davalının temyiz isteminin reddine karar verilmiştir.
Davacı vekili asıl kararı, davalı ... vekili ise asıl kararı ve temyiz isteminin reddine ilişkin ek kararı temyiz etmiştir.
1- Dava dosyası içerisindeki bilgi ve belgelere, mahkeme kararının gerekçesinde dayanılan delillerin tartışılıp, değerlendirilmesinde usul ve yasaya aykırı bir yön bulunmamasına göre davalı ... vekilinin temyiz itirazlarının reddi ile ek kararın onanmasına karar vermek gerekmiştir.
2- Davacı vekilinin temyiz itirazlarına gelince; Dava dosyası içerisindeki bilgi ve belgelere, mahkeme kararının gerekçesinde dayanılan delillerin tartışılıp değerlendirilmesinde usul ve yasaya aykırı bir yön bulunmamasına göre, davacı vekilinin aşağıdaki bendin kapsamı dışında kalan sair temyiz itirazlarının reddine karar vermek gerekmiştir.
3-Ancak, 5411 sayılı Kanun'un 133. maddesine göre, tarafından bu madde uyarınca açılacak sorumluluk davalarında, lehine hükmedilen tarafa verilecek vekalet ücreti maktu olarak belirlenir. Bu durumda somut uyuşmazlıkta da davacı aleyhine maktu vekalet ücreti takdir edilmesi gerekirken yazılı şekilde hakkındaki dava reddedilen davalı ... yararına nispi vekalet ücretine hükmedilmesi doğru değilse de, yapılan bu yanlışlığın giderilmesi, yargılamanın yeniden icrasını gerektirmediğinden, HUMK’nın 438/7. maddesi uyarınca davacı vekilinin temyiz itirazlarının kabulü ile kararın düzeltilerek onanması gerekmiştir.
SONUÇ: Yukarıda (1) numaralı bentte açıklanan nedenlerle davalı ... vekilinin temyiz itirazlarının reddi ile temyiz isteminin reddine dair ek kararın ONANMASINA, (2) numaralı bentte açıklanan nedenlerle davacı vekilinin sair temyiz itirazlarının reddine, (3) numaralı bentte açıklanan nedenlerle davacı vekilinin temyiz itirazının kabulü ile hüküm fıkrasının 8 numaralı bendinde yer alan “dava değeri üzerinden hesaplanan 232.959,37 TL” ibaresinin çıkarılarak yerine “1.100 TL maktu” ibaresinin eklenmesine, kararın bu şekilde davacı yararına DÜZELTİLEREK ONANMASINA, takdir olunan 1.100,00 TL duruşma vekalet ücretinin davalı ...'den alınarak davacıya verilmesine, aşağıda yazılı bakiye 4,05 TL temyiz ilam harcının temyiz eden davalı ...'den alınmasına, 07.02.2014 tarihinde oybirliğiyle karar verildi.
Full & Egal Universal Law Academy