MAHKEMESİ:TİCARET MAHKEMESİ
Taraflar arasında görülen davada ... ... 4. Asliye Ticaret (... 4. Asliye Ticaret) Mahkemesi’nce verilen ....2011 tarih ve 2011/1429-2011/883 sayılı kararın Yargıtayca incelenmesi davacı vekili tarafından istenmiş ve temyiz dilekçesinin süresi içinde verildiği anlaşılmış olmakla, dava dosyası için Tetkik Hakimi ... tarafından düzenlenen rapor dinlendikten ve yine dosya içerisindeki dilekçe, layihalar, duruşma tutanakları ve tüm belgeler okunup, incelendikten sonra işin gereği görüşülüp, düşünüldü:
Davacı vekili, müvekkili ile davalı arasındaki ticari ilişki nedeniyle düzenlenen çeklerden dolayı borçlu olmadıklarının tespitini ve çeklerin iptalini talep ve dava etmiştir.
Mahkemece dava dilekçesinin HMK'nın 119. maddesine uygun olmadığı, HMK'nın .... maddesinin .... fıkrasında belirtilen hususların eksik olması halinde eksikliklerin tamamlanması için kesin süre verilerek tamamlanmaması halinde davanın açılmamış sayılacağına karar verileceği, ancak a, d, e, f, g bentlerinde sayılan unsurların zorunlu bulunduğu, dava dilekçesinde HMK'nın 119. maddenin (e) ve özellikle (f) bendinde belirtilen hususların eksik olduğu, eksikliğin tamamlanması için ek bir süre tanınmasının dahi mümkün olmadığı gerekçesiyle davanın açılmamış sayılmasına karar verilmiştir.
Kararı, davacı vekili temyiz etmiştir.
Dava, kambiyo senedinden kaynaklı menfi tespit istemine ilişkindir. Mahkemece, dava dilekçesinin HMK 119. maddesine uygun olmadığı gerekçesiyle davanın açılmamış sayılmasına karar verilmiş ise de, dava dilekçesinde paragraflar biçiminde sıralanan dava dayanağı vakıalara sıra numarası verilmemiş bulunması anılan madde hükmü uyarınca, davanın açılmamış sayılması kararı verilmesinin nedeni olarak kabul edilemez. Keza, dilekçenin hukuki nedenler bölümünde davada dayanılan delillerin yazılmış olması suretiyle dava dilekçesinde hukuksal nedenlerin gösterilmemesi biçiminde ortaya çıkan eksikliğin de HMK’nın 33. maddesi uyarınca hakimin Türk Hukukunu re’sen uygulamakla yükümlü olması nedeniyle zorunlu unsur eksikliği olarak kabulü de söz konusu olamaz. Diğer bir yandan, her ne kadar, HMK’nın gerekçesinde 119/1. maddenin (f) fıkrasındaki iddia edilen her bir vakıanın hangi delillerle ispat edileceği hususu bir zorunluluk olarak zikredilmiş ise de, yukarıda da değinildiği üzere, bu hususun eksikliğinin maddenin ikinci fıkrasında müeyyideye bağlanmamış olması nedeniyle, davada ön inceleme aşamasında iddia ve
savunmanın netleştirilmesi çerçevesinde ikmalinin mümkün olduğunun düşünüldüğü, bu nedenle de belirtilen eksikliğin bu madde kapsamında davanın açılmamış sayılmasını gerektirir bir eksiklik olarak öngörülmediği sonucuna varılmalıdır.
Açıklanan tüm bu yasal ve gerektirici nedenler karşısında, mahkemece zorunlu unsur niteliğinde bulunmayan eksikliklere temas edilmek suretiyle tensiben dava dilekçesinin reddine karar verilmesinin yasal dayanağı bulunmamaktadır. Davacı vekilinin bu yöne ilişkin temyiz itirazlarının kabulüyle yerel mahkeme kararının bozulmasına karar vermek gerekmiştir.
SONUÇ: Yukarıda açıklanan nedenlerle davacı vekilinin temyiz itirazlarının kabulüyle yerel mahkeme kararının BOZULMASINA, ödediği temyiz peşin harcın isteği halinde temyiz edene iadesine, 18.04.2013 tarihinde oybirliğiyle karar verildi.