MAHKEMESİ:SULH HUKUK MAHKEMESİ
Taraflar arasında görülen davada Bursa (Kapatılan) 5. Sulh Hukuk Mahkemesi’nce verilen 06.10.2011 tarih ve 2009/1000-2011/1567 sayılı kararın Yargıtayca incelenmesi davalı vekili ile katılma yoluyla da davacı vekili tarafından istenmiş ve temyiz dilekçesinin süresi içinde verildiği anlaşılmış olmakla, dava dosyası için Tetkik Hakimi ... tarafından düzenlenen rapor dinlendikten ve yine dosya içerisindeki dilekçe, layihalar, duruşma tutanakları ve tüm belgeler okunup, incelendikten sonra işin gereği görüşülüp, düşünüldü:
Davacı vekili, davacı tarafından davalı ile imzalanan nakliye hizmet sözleşmesi kapsamında taşınan, araçlarda meydana gelen hasarların tazmini amacıyla icra takibine girişildiğini, davalının haksız itirazı üzerine takibin durduğunu ileri sürerek, itirazın iptaline, takibin devamına, %40 inkar tazminatının davalıdan tahsiline karar verilmesini talep ve dava etmiştir.
Davalı vekili, davacının davada aktif dava ehliyetinin bulunmadığını, taraflar arasında ticari ilişkinin bulunmadığını, davanın Kartal Sulh Hukuk Mahkemesinde görülmesi gerektiğini savunarak, davanın reddini istemiştir.
Mahkemece, iddia, savunma, bilirkişi raporu ve dosya kapsamına göre; davalı şirket tarafından talep edilen ve dava konusu uyuşmazlığa neden olan hasar bedellerinin tespitinin, sözleşme hükümlerine ve taraflar arasındaki uygulamaya uygun olduğu, istenilen tazminat miktarlarının meydana gelen hasarlarla uyumlu bulunduğu, davacının, davalıdan davaya konu icra takibi nedeni ile 1.587,47 Euro alacaklı olduğu gerekçesiyle, takip dosyasında itirazın iptaline, takibe asıl alacak 1.587,47 Euro üzerinden devamına, asıl alacağa takip tarihinden itibaren 3095 S.K. gereğince, Devlet Bankalarınca o yabancı paraya uygulanan 1 yıl vade ile uygulanan faiz oranlarının uygulanmasına, fazlaya ilişkin talebin ve icra inkar tazminatı talebinin reddine karar verilmiştir.
Kararı davalı vekili, katılma yoluyla da davacı vekili temyiz etmiştir.
1- Temyiz dilekçesinin verilme usulü 1086 Sayılı HUMK'un 434. maddesinde açıklanmış olup, buna göre temyiz dilekçesinin temyiz defterine kaydettirilip, temyiz harcının yatırılmış olması gerekmektedir. Davacı vekili tarafından 01/03/2012 havale tarihli dilekçeyle katılma yoluyla temyiz talebinde bulunulmuşsa da temyiz harcı yatırılarak temyiz defterine kaydedilmediğinden, usulüne uygun yapılmayan temyiz isteminin reddine karar verilmesi gerekmiştir.
2- Davalı vekilinin temyiz itirazlarına gelince; dava dosyası içerisindeki bilgi ve belgelere, mahkeme kararının gerekçesinde dayanılan delillerin tartışılıp değerlendirilmesinde usul ve yasaya aykırı bir yön bulunmamasına göre, davalı vekilinin temyiz itirazlarının reddi ile hükmün onanmasına karar vermek gerekmiştir.
SONUÇ: Yukarıda (1) numaralı bentte yazılı nedenlerle davacı vekilinin temyiz isteminin REDDİNE, (2) numaralı bentte yazılı nedenlerle davalı vekilinin temyiz itirazlarının reddi ile hükmün ONANMASINA, aşağıda yazılı bakiye 72,60 TL temyiz ilam harcının temyiz eden davalıdan alınmasına, alınmadığı anlaşılan 90,00 TL temyiz başvuru ile 24,30 TL temyiz ilam harcının davacıdan alınmasına, 22.05.2013 tarihinde oybirliğiyle karar verildi.
Full & Egal Universal Law Academy