MAHKEMESİ:FİKRİ VE SINAÎ HAKLAR HUKUK MAHKEMESİ
Taraflar arasında görülen davada ... Fikri ve Sınaî Haklar Hukuk Mahkemesi’nce verilen 20/10/2011 tarih ve 2011/91-2011/202 sayılı kararın Yargıtayca incelenmesi davalı vekili tarafından istenmiş ve temyiz dilekçesinin süresi içinde verildiği anlaşılmış olmakla, dava dosyası için Tetkik Hakimi ... tarafından düzenlenen rapor dinlendikten ve yine dosya içerisindeki dilekçe, layihalar, duruşma tutanakları ve tüm belgeler okunup, incelendikten sonra işin gereği görüşülüp, düşünüldü:
Davacı vekili, müvekkilinin “...” ibaresinden oluşan markasının 16, 35, 38 ve 41. sınıflar için tescil başvurusunun davalı TPE YİDK tarafından 556 sayılı KHK'nin 7/a maddesi gereğince ayırtedicilik unsuru taşımadığı gerekçesiyle reddedildiğini, ancak markanın sektörde belirli bir bilinirlik ve ayırdedicilik düzeyine ulaştığını ileri sürerek, davalı TPE YİDK Başkanlığı'nın 30.03.2011 tarihli 2011-M-1124 sayılı kararının iptalini talep ve dava etmiştir.
Davalı vekili, dava konusu sloganın ortalama tüketiciler açısından marka olrak algılanamayacağını, ayırt etme koşulunu taşımadığını savunarak, davanın reddini istemiştir.
Mahkemece, iddia, savunma ve tüm kanıtlara göre, dava konusu işaretin alışagelmiş bir ifade olmadığı, bütün olarak tasvir edici bir anlam taşımadığı, tescilini istediği mal ve hizmetlerin hiçbirisinin doğrudan doğruya veya dolaylı olarak bağlantı kurulabilecek türde olmadığı, başvuru kapsamındaki mal ve hizmetlerin hiçbirinin sloganla tanımlanmadığı, işaretin ürünlerin tanım ve vasıflarına uzak, davacıya ait teşebbüsün mal ve hizmetlerini başka işletmelerin mal ve hizmetlerinden ayırtetmeyi sağlamaya olanak verecek nitelikte olduğu, mal ve hizmetin ortalama düzeydeki yararlanıcı kitlesinin içerisindeki kişilerden hiçbirisinin, yargılama konusu işareti gördüğünde başvuru kapsamındaki mal ve hizmetleri algılamayacağı, slogan içerisinde yer alan hiçbir kelimenin vasıf belirtme özelliği olmadığı, var olduğu düşünülse bile bunun tek başına bir bütün olarak, işaretin anlamını değiştirecek ve onun marka olarak tescilini engel olabilecek düzeyde anlam ve mesaj olarak ön plana çıkmadığı, bu sebeple 556 sayılı KHK'nin 7. maddesinin a, c, d ve e bentleri anlamında tesciline engel olunamayacağı gerekçesiyle, TPE YİDK'nun 2011/M-1124 sayılı kararının iptaline karar verilmiştir.
Kararı, davalı vekili temyiz etmiştir.
Dava dosyası içerisindeki bilgi ve belgelere, mahkeme kararının gerekçesinde dayanılan delillerin tartışılıp, değerlendirilmesinde usul ve yasaya aykırı bir yön bulunmamasına göre, davalı vekilinin tüm temyiz itirazları yerinde değildir.
SONUÇ: Yukarıda açıklanan nedenlerden dolayı, davalı vekilinin bütün temyiz itirazlarının reddiyle usul ve kanuna uygun bulunan hükmün ONANMASINA, aşağıda yazılı bakiye 05,90 TL temyiz ilam harcının temyiz edenden alınmasına, 15/01/2013 tarihinde oybirliğiyle karar verildi.